Rojken

iletişim.: Email-Skype.: amedsozdar@hotmail.com

www.sozdar.net

Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri Şartnamesi

* Özgür Gazeteciler Cemiyeti her yıl “Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri” adıyla yarışma düzenler.
* Yarışma Kürtçe ve Türkçe iki dilde yapılır.
* Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri: Türkçe haber, Kürtçe haber, fotoğraf ve karikatür olmak üzere 4 dalda düzenlenir.
*Her dalda sadece bir ödül verilir. Seçici kurul uygun gördüğü hallerde başarılı çalışmaları takdir ve övgü ile değerlendirir.
* Katılımcılar bir dalda en fazla 3 eser ile katılabilirler.
* Karikatür ve fotoğraf dallarında değerlendirme, yarışmaya doğrudan gönderilen çalışmaların yanı sıra, ön eleme kurullarının seçici kurullara önerileri de dikkate alınarak yapılacaktır.
* Ödül tutarları, Kürtçe haber, Türkçe haber, fotoğraf ve karikatür dalları için 5.000 TL’dir.
* Gönderilen eserler sahiplerine iade edilmeyecek ve Cemiyetin izni dahilinde yayın organlarında yayınlanabilecek.
* Ödüle layık görülen eserler, 15 Eylül 2014 tarihinde açıklanacaktır.
* Ödüller 20 Eylül 2014 tarihinde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecektir.
* Eserlerin taahhütlü ya da APS ile gönderilmesi gerekmektedir. Postadan kaynaklı bize ulaşmayan eserlerin sorumluluğu cemiyetimize ait değildi.

KATILIM KOŞULLARI

* Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri şartnamesinde belirtilen koşulları haiz eser sahibi herkes yarışmaya katılabilir.
* Yarışmaya seçici kurul üyeleri (jüri olduğu yıl) ile Özgür Gazeteciler Cemiyeti’nin seçimle belirlenen organlarında görev yapanlar katılamazlar.
* Yarışmaya katılan eserlerin yayımlanmamış ya da 20 Eylül 2013 tarihinden sonra yayımlanmış olması gerekmektedir.
* Katılımcı, daha önce ya da bu yarışma ile eş zamanlı yapılan herhangi bir yarışmada ödül,mansiyon ve sergileme almamış eserleriyle katılabilir.
* Eserin, daha önce ya da bu yarışma ile eş zamanlı yapılan herhangi bir yarışmada ödül, mansiyon ve sergileme aldığının ortaya çıkması durumunda katılımcı hakkında kural ihlali işlemi uygulanır; anılan ödül iptal edilir. Ödül alınmışsa katılımcı tarafından iade etmesi gerekmektedir. Bu işlem diğer katılımcılar için herhangi bir talep hakkı doğurmaz.
* Yarışmaya gönderilen eser üzerinde, eser kendisinin olmadığı halde kendisininmiş gibi göstermeye ve jüriyi yanıltmaya yönelik her türlü müdahale ve değişikliği yapan katılımcı hakkında jüri tarafından kural ihlali işlemi uygulanır.
* Yarışmaya eser gönderen tüm katılımcılar, şartnamede belirtilen hususları kabul ettikleri kabul edilir. Bu koşullara uymayan katılımcılar yarışma dışı bırakılır.
* Eser yayınlanmamış ise, eserin adı, çekildiği ya da çizildiği yer ve zaman; yayınlanmış ise yayınlandığı gazete, dergi, ajans, internet sitesi, Tv ile yayın tarihi bilgileri, yayının bir kopyasının dosyada yer alması gerekmektedir.
* Katılımcıların; www.ozgurgazetecilercemiyeti.org adresinde bulunan katılım formu (formu doldurmayanlar özgeçmiş, iletişim adresi ve eser hakkındaki bilgi yazısı) ile 2 adet fotoğrafı başvuru dosyasına eklemelidir.
* Katılımcılar, eserlerini yarışmanın ilan edilmesinden sonra en geç 7 Eylül 2014 saat 17.00′ye kadar posta yoluyla ya da dijital ortamda (CD/DVD) belirtilen adrese ulaşacak şekilde yollaması gerekmektedir.
* Dereceye girenlerin ödül törenine katılımı sırasında yol ve konaklama masrafları Cemiyet tarafından karşılanır.

HABER
* Katılımcılar, politika, ekonomi, ekoloji, eğitim, sağlık, toplum yaşam, kültür sanat ve spor gibi kategorilerde haber değeri taşıyan çalışmalarla katılım sağlayabilirler.
* Kadın haberciliği konusunda yapılan haberler ya da bu haberler konusunda gösterilen hassasiyet ve duyarlılık göz önünde bulundurularak Gurbetelli Ersöz Kadın Haberciliği Ödülü verilir.
* Haberlerin beş (5) nüsha şeklinde gönderilmesi gerekmektedir.

FOTOĞRAF
* Yarışmaya gönderilen çalışma ya da çalışmaların arka yüzlerinin sol alt köşesine, eser sahibinin adı soyadı, eserin adı bir etiketle yazılacaktır.
* Fotoğraf dalında yarışmaya gönderilecek eserlerin boyutları; kısa kenar minimum 2000 piksel, jpg formatında, 300 dpi çözünürlükte ve 12 sıkıştırma kalitesinde olarak sunulmalıdır.
* Seçici kurul gerek görürse katılımcıdan fotoğrafın orijinal halini (Raw) talep edebilir.
* Üzerinde oynanmış ve gerçekliğini değiştirecek şekilde değiştirilmiş (ışık, renk, kontrast ayarları hariç) fotoğraflar değerlendirmeye alınmayacaktır.

KARİKATÜR
* Yarışmaya gönderilen çalışma ya da çalışmaların arka yüzlerinin sol alt köşesine, bir etiketle yazılacaktır.
* Çizer kullandığı teknikte serbesttir. Ancak eserler orijinal olmalıdır. Sanatçı tarafından (ıslak imza) imzalanması koşulu ile dijital baskı ürünler kabul edilir.
* Karikatür boyutları en az A4 ( 21 x 29.7 cm ) en fazla A3 ( 29.7 x 42cm ) olmalı ve herhangi bir zemine yapıştırılmamalıdır.

TÜRKÇE HABER JÜRİSİKÜRTÇE HABER JÜRİSİFOTOĞRAF JÜRİSİKARİKATÜR JÜRİSİ
Hüseyin Aykol
Nadire MaterErtuğrul MavioğluFatih PolatBerat GünçıkanSerdar AltanZehra Doğan
Ramazan Umar
Suna TunçKenan KırkayaLeyla YıldıztanAzad Garzan
Ramazan Öztürk
Gültekin Tetikİsa ÇelikÇerkes Karadağİrfan Uçar
Halil İncesu
Tan OralGülay BaturSarkis PaçacıDoğan Güzel

İLETİŞİM ADRESİ :
Özgür Gazeteciler Cemiyeti Dabanoğlu Mah. Kadı Camii Sk. No: 7 Sur/Diyarbakır
Elektronik posta adresi: info@ozgurgazetecilercemiyeti.org
İletişim Telefonları:
Salih SEZGİN 0536 988 47 97 / 0507 388 54 57
Aydın BOLKAN 0533 513 18 64

Özgür Basın geleneğinden gelen basın yayın organları tarafından 1993 yılından itibaren verilen Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri, bu yıl Özgür Gazeteciler Cemiyeti tarafından veriliyor.

Mehmet Zeki ÇİÇEK - Ferzen ÇATAK / Duhok - Diha
IŞİD çetelerinin Şengal ve Şêxan bölgesine yönelik saldırıları ardından başlayan göç dalgası büyüyerek devam ederken, Şengallileri, açtıkları “yaşam koridoru” sayesinde soykırımdan kurtaran HPG’liler zorlu göç yolunda da Êzidîler için umut kaynağı olmaya devam ediyor.

HPG’liler tarafından sınır bölgesinde oluşturulan güvenli bölgelerde ağırlanan Şengallilerin arasında kadınların çoğunlukta olması dikkat çekerken, birçok kadının da hamile olması nedeniyle bölgede kurulan sağlık çadırları adeta birer kadın doğum merkezi olarak hizmet vermeye başladı. Her gün binlerce kişinin misafir edildiği dağlarda görev yapan HPG ve YJA-STAR doktorları, doğum anı yaklaşan hamile kadınlarla yakından ilgileniyor. Kadın doktorların gözetiminde tutulan hamile kadınların durumuna ilişkin bilgi veren YJA-STAR doktorları göçün başladığı ilk günden bu yana birçok kadınının dağlarda doğum yaptığını aktardı.

Kısıtlı imkânlara rağmen sorunsuz bir şekilde gerçekleşen doğumlar ardından anne ve bebeklerin sağlık kontrollerini düzenli periyodlarla takip eden doktorlar, çabaları nedeniyle aileler tarafından bebeklere isim vermekle onurlandırıldıklarını belirterek, bebeklerden bazılarına Hêvî (Umut), Veger (Dönüş), Çiya (Dağ) ve Nesrin (Yaban Gülü) gibi isimleri verdiklerini söyledi. HPG’li doktorlar, anne ve bebeklerin sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilen tıbbi operasyonu atlatmasının kendileri için moral kaynağı olduğunu vurguluyor. Doğum sonrası anne ve bebeğin uzun süre dinlenmesi gerektiğini hatırlatan doktorlar, “Êzidî anneler yaşadıkları korku nedeniyle kendilerini doğumdan birkaç saat sonra dağ yollarına vuruyor. Biz kalmaları için çok ısrar etsek de anneler, çocuklarını güvenli bir yerde büyütmek için saatler süren zorlu bir dağ yolculuğuna vurmaktan kaçınmıyor” dedi.

Rusya’ya ültimatom

BRÜKSEL
Kiev, ABD ve NATO’nun Rus birliklerinin Doğu Ukrayna’ya girdiklerini açıklamalarının ardından toplanan AB ülkeleri, askerlerini çekmesi için Vladimir Putin yönetimine bir hafta süre tanıdı.



Rusya’ya 7 günlük ültimatom

AB Rusya’ya Ukrayna’dan askerlerini geri çekmesi için bir hafta süre tanıdı. AB, aksi durumda yeni yaptırımlar uygulanacağını açıkladı.

Rus askerlerinin Ukrayna’ya girdiğinin açıklanmasının ardından, AB ülkeleri liderleri 30 Ağustos akşamı Brüksel’de toplandı.

Birçok konuyu görüşen, yeni yöneticilerini seçen AB liderleri Rusya’ya Ukrayna’daki geri çekilmesi için bir hafta süre tanıdı. Liderler aksi durumda yeni yaptırımların uygulanacağını açıkladı. Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy birliğin acil bir şekilde daha geniş yaptırımlar üzerinde çalıştığını belirterek, “Herkes çabuk hareket etmemiz gerektiğinin tam anlamıyla farkında” dedi.

Toplantıdan önce Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ile görüşen Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso iki ülke arasındaki sorunun büyümesi halinde “dönüşü olmayan noktaya - savaşa varılabileceğini” söylemişti.

Ukrayna yönetimi, ABD ve NATO, Rus askerlerinin Doğu Ukrayna’ya girdiğini açıklamıştı. NATO 1000 Rus askerinin Ukrayna’ya girdiğini söylemiş, uydu fotoğrafları yayınlayarak askerlerin Rusya yanlısı Ukraynalılara yardım ettiklerini söylemişti. İşgal altında olduklarını kaydeden Kiev yönetimi NATO üyeliği sürecine de hız vermişti.


Esir değişimi

Bu arada milislerin eline geçen 63 Ukrayna askeri ile Ukrayna topraklarında ele geçirilen Rus ordusuna bağlı 10 paraşütçü asker takas edildi. Ukrayna ele geçirilen paraşütçülerin, Rusya’nın ayrılıkçıların safında savaştıklarının kanıtı olduğunu açıklamış, Rusya ise askerlerinin yanlışlıkla sınırı geçtiğini savunmuştu. Öte yandan milislerin giderek yaklaştığı Mariupol’da yaşayan halk, ellerinde pankartlarla zincir oluşturup “Putin Ukrayna’dan elini çek” diye slogan attı.
 

Yeni başkan Donald Tusk

Jose Manuel Barroso’dan boşalan AB Komisyonu başkanlığına Polonya Başbakanı Donald Tusk getirilirken, Catherine Ashton’un yerine dışişlerinden sorumlu temsilci olarak ise Federica Mogherini uygun görüldü. Tusk, özellikle Almanya Başbakanı Angela Merkel ile iyi ilişkileriyle biliniyor. Liberal-demokrat çizgide olan Tusk, halen Polonya başbakanı olarak görev yapıyor. Mogherini sosyal demokrat kadın siyasetçi, geçtiğimiz yıldan bu yana İtalya Dışileri Bakanı olarak görev yapıyordu.
İSLAMABAD
Pakistan’da hükümet karşıtı gösteri yapan ve Başbakan Navaz Şerif’in istifasını isteyen göstericiler Başbakanlık Ofisi’ne ilerlemek için harekete geçti. Devlet güçleriyle çıkan çatışmada çok sayıda kişi yaralandı.



İsyan büyüyor

Pakistan’da hükümet karşıtı gösteri yapan ve Başbakan Navaz Şerif’in istifasını isteyen göstericiler Başbakanlık Ofisi’ne ilerlemek için harekete geçti. Devlet güçleri müdahale edince çatışmalar çıktı. Polisin müdahalesine taş atarak karşılık veren göstericiler, gece boyunca güvenlik güçleriyle çatıştı. Aralarında kadın ve çocuklarında bulunduğu yüzlerce gösterici, bahçe demirlerini kırarak parlamento binasının bahçesine girdi. Bahçenin güvenliğini sağlayan askerler yerlerini terk ederek parlamento binasının içerisine çekildi. Polis ile göstericilerin arasında gece boyu devam süren çatışmalarda 15’i kadın, 38’i polis olmak üzere 294 kişi yaralandı. Pakistan Halk Hareketi (PAT) ve Pakistan Adalet Hareketi taraftarları 14 Ağustos’tan bu yana başkentte eylem yapıyordu.
KÖLN/ANF
Avrupa, halklar için mücadele eden PKK'nin 'terör örgütü' listesinden çıkarılmasını tartışırken, MAF-DAD, Şengal ve Rojava'yı uluslararası alana taşıma ve PKK yasağının kaldırılması için yeni bir kampanya başlatıyor.



PKK yasağı gündemleşecek

Uluslararası İnsan Hakları ve Demokrasi Derneği (MAF-DAD) dördüncü kongresi Almanya’nın Köln kentinde gerçekleştirildi. Kongrenin temel gündemleri arasında Şengal ve Rojava’da yaşanan soykırım ile PKK yasağının kaldırılması yer aldı. Almanya, Hollanda ve Belçika’dan birçok Alman ve Kürt hukukçu ile avukatın katıldığı kongrede, MAF-DAD yönetim kurulu üyeleri için seçim düzenlendi. Yeni yönetimde Alman hukukçular Heike Geiswald, Prof. Dr. Norman Peach, Dr. Heinz-Jürgen Schneider, Dr. Rolf Gössner, avukat Mahmut Şakar’ın yanı sıra, Aysel Güler ve Filiz Kalaycı yer alacaklar.

Şengal gündemleştirilecek

Kogre ile ilgili konuşan avukat Mahmut Şakar, MAF-DAD kongresinde Şengal ve Rojava’da Kürtlere yönelik gerçekleştirilen soykırım ile PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılmasına yönelik çalışmaların ele alındığını söyledi. Şakar, “Kongrede Şengal’de yaşanan soykırım ve Rojava tartışıldı ve burada yaşanan jenoside kayıtsız kalınamayacağı, kurumun temel çalışma alanlarından birinin bu olacağı önemle vurgulandı” dedi.

 

İmza kampayası başlatılacak

Şakar, PKK’nin Avrupa Birliği (AB) “Terör Örgütleri Listesi”nden çıkarılması için başlatılan çalışmaların önümüzdeki dönemde hız kazanacağını belirtti. Şakar, konuyla ilgili yeni bir imza kampanyası düzenleneceği bilgisini de verdi. İmza kampanyası, Avrupalı hukuk, insan hakları örgütleri ve sivil toplum örgütlerini kapsayacak ve imza metninin bu yıl sonuna doğru yayınlanması kararlaştırıldı. MAF-DAD kongresinde, 6-8 Şubat 2015’te uluslararası bir konferans düzenlenmesi kararı da alındı. “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı ve Terörizm Olgusu” başlığıyla Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenecek.
 
PKK ve ‘liste’  tartışması sürüyor

IŞİD’in Şengal’de Êzidî Kürtlere yönelik katliamları sonrası HPG ve YPG birliklerinin verdiği mücadele, Almanya’da PKK yasağına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmişti. PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılmasına yönelik farklı siyasi eğilimlerden gelen “yeniden gözden geçirme” talepleri artıyor. Konuyla ilgili Almanya’nın Sesi (Deutsche Welle) radyosunun internet sitesinde Klaus Jansen tarafından kaleme alınan yazıda, PKK’nin “terör örgütleri listesinden” çıkarılmasına yönelik tartışmalara değinildi. “PKK: Terör örgütünden müttefikliğe mi?” başlıklı haber yorumda, Türk hükümeti ile PKK arasında gelişecek bir yumuşamanın Almanya’nın PKK’ye yönelik tutumunu gözden geçirmesine vesile olacağı yorumu yapıldı.
Hayri DEMİR / Amed / Diha
Demokratik Çözüm Yürüyüşü, belgesel ve fotoğraf sanatçısı Selim Yıldız tarafından ölümsüzleştirildi. Wan’ın Şax ilçesinde kalabalık bir gerilla grubuyla yola koyulan Yıldız, 29 gün boyunca Kato’dan Metina’ya olan yolculuğu kayıt altına aldı.



Çözüm yürüyüşü belgesel oldu

‘Demokratik çözüm yürüyüşü’ olarak adlandırılan HPG’lilerin sınır dışına çekilme sürecini belgesel ve fotoğraf sanatçısı Selim Yıldız kayıt altına aldı. Yıldız, geri çekilme kararının alınmasının ardından tarihin sayfalarına düşülecek böylesi bir yürüyüşü kayıt altına almak için 29 gün boyunca gerillalarla birlikte yürüdü. 1 Ağustos tarihinde Wan’ın Şax (Çatak) ilçesinde kalabalık bir gerilla grubuyla yola koyulan Yıldız’ın, Kato, Cudi ve Besta’dan geçen yürüyüşü Metina’da son buldu. Yıldız, tanıklık ettiği tarihi yürüyüşü  “29” ismini verdiği belgesele ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, belgeseli çekme nedenini şu sözlerle dile getirdi. “Bu savaşta arkadaşlarımı ve yaşıtlarımı yitirdim. Barış gelecek olması ve bir daha bu ölümlerin yaşanmaması yeterli bir nedendir.”

 

Çok uzun bir yoldu

‘1 Ağustos’ta yola koyulmadan önce çekim yapmak için özellikle teknik açıdan büyük zorluklarla karşılaşacağımı bekliyordum’ diyerek, çekimlerin normal şartlarda bir ekiple yapılması gerektiğini ancak şartlardan dolayı sadece kendisinin gidebildiğini söyledi. Yıldız, “Akşam yediden sonra bütün ışıklı aletler yasak çekim yapmak yasak sadece bir yolcusun, bu da keşif uçaklarına yakalanmamak için uyulması gereken bir kural. 29 gece boyunca sadece 5 dk çekim izni alabildim” dedi. Kilometrelerin değil, günlerin hesabının yapıldığı uzun bir yolculuk olduğunu kaydeden Yıldız, “Çatak’tan Kato’ya Besta’ya, Besta’dan Cudi’ye oradan da Güney’e geçtik” diye konuştu.

Vedalar ayrı bir hikaye

Geçiş güzergahlarında sürekli keşif uçaklarının tacizine maruz kaldıklarını da dile getiren Yıldız, “Bunun yanı sıra yol boyunca karakollardan geçmek hem çok tehlikeli hem de benim açımdan korkutucu idi. Ama gerillalar bu duruma alışıklardı. Bu işin bir tarafı sadece. Diğer tarafı ise gittiğimiz her alanda yeni insanlarla tanışmanın ve başka alanlardan gelen diğer grupların buluşmaları dağ duygularını anlatıyordu. Çünkü çoğu gerillanın geçmişte birbirleriyle anıları olmuş. Gerillaların buluşma merasimleri kadar Güney’e geçen gerillaların vedaları da ayrı bir hikaye idi” diye konuştu.



Gerilla ve askerin karşılaşması

Yıldız, yolculuk sırasındaki en tehlikeli anın gerillalar ile askerlerin karşılaşması olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Sınır hattından gece Haftanin’e geçerken karakola giden bir yolda askeri araca yakalandık. Araç ani fren yaptı. Anlatamam şok içinde kaldım. Gerillalar soğuk kanlı davrandılar savunma pozisyonuna geçtiler. Araç geçmemizi bekledi, biz geçtikten sonra araç yukarı çıktı. Işıklarıyla etrafı taradı ve gitti.” Belgesel, 27 Ekim - 2 Kasım tarihleri arasında yapılacak olan 2. Uluslararası Amed Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak.
Aze Boran / Hewlêr-Jinha
IŞİD çetesinin en vahşi saldırısına kadınlar maruz kalıyor. Dehşeti anlatan Şengal’den göç eden Xezal, ‘Êzidî kadınlar çetelerin ellerine düşmemek için ailelerine, ‘Bizi öldürün’ diye yalvarıyor. Bu ne demek biliyor musunuz?’ diye sorarken, tüm kadınlar acil mücadeleye çağrıldı

KADINLAR AYAĞA KALKMALI

IŞİD çetesinin Şengal’de Êzidî Kürtlere yönelik soykırım saldırısında en çok kadınlar hedef alındı. Yüzlerce Êzidî kadın ‘ganimet’ denilerek kaçırılırken, yaşananlar “insanlık nerde” dedirtiyor. Dünyada ve Türkiye’deki kadın kurumlarının vahşete yeterli tepki göstermemesi ise eleştiriliyor.

BİLİYOR MUSUNUZ?

YPG’nin yaşam koridoru sayesinde Şengal’de IŞİD vahşetinden kurtulan ve Rojava’ya geçen Êzidî Xezal annenin anlattıkları tüyler ürpertici. “Bir kadının babasına onu öldürmesi için yalvarması ne demek biliyor musunuz? Yaşadım ve gördüm” diyen Xezal anne, tüm kadınları ve insanlığı harekete geçmeye çağırdı.



Rojava Devrimi ile birlikte ön cephelerde yerini alan kadınlar, her savaşta olduğu gibi IŞİD çetelerinin de birinci hedefi. Çetelerin  zulmünden kaçan Êzidîler birçok yerde kamplara yerleştiriliyor. Êzidî halkının 74. diasporası olarak isimlendirilen Şengal’den başlayan göçle birlikte Qeladize ilçesinde oluşturulan kamplar da doldu. Eski bir hastaneye ve üç okula Şebek ve Êzidî Kürtleri yerleştirildi. Kadınlara yönelik özel bir katliam politikası olan IŞİD çetelerinin vahşetinden kaçmaya çalışan kadınlar, büyük bir yaşam mücadelesi vererek direnişini de ortaya koyuyor. Çetelere karşı direniş sergileyen Êzidî kadınlar, onların eline düşmektense ölümü tercih ediyor. Xanasore Köyü’nden olan ve Qeladize kampına yerleştirilen Êzidî Kürt kadını Xezal, birçok kadının ele geçmemek için kardeşlerine, babalarına “bizi öldürün” dediklerini anlattı.

İnsanlığa çağrı

“Her an çetelerin elinde tecavüze maruz kalıp, satılıp her gün bin kere öleceğimize bir kere ölelim daha iyidir” diye konuşan Xezal, Yollarda birçok kadının kendilerini öldürmek istediğini anlatıyor ve şöyle devam ediyor sözlerine:” Ölüm bizler için tecavüzden, satılmaktan, onların elinde olmaktan daha değerlidir. Bir kadının babasına onu öldürmesi için yalvarması ne demek biliyor musunuz? Ben gördüm, hatta yaşadım, istedim. Onurumuz için ölmek istedik.” Tüm yaşananlara karşı halk olarak, kadınlar olarak büyük bir mücadele sergilediklerinin de altını çizen Xezal, IŞİD çeteleri tarafından kaçırılan yüzlerce Êzidî kadının kurtarılması için tüm kadınları, tüm insanlığı mücadeleye çağırdı.


Gözlemevi: En az 300 kadın‘savaş ganimeti’

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yapılan açıklamada, Şengal’e saldıran IŞİD çetelerinin en az 27 Êzidî kadını Suriye’ye kaçırdığı ve IŞİD üyeleriyle “evlendirdiği”ni söyledi. Gözlemevi’nin açıklamasında, şimdiye kadar belgelenen 27 vakanın olduğu belirtildi. Gözlemevinin bildirdiğine göre, kaçırılan kadınlar için IŞİD kendi üyelerinden bin dolar istiyor. Açıklamada, Irak’taki çatışmaların başlangıcından bu yana yaklaşık 300 kadının “savaş ganimeti” olarak Suriye’ye kaçırıldığı ve akıbetleri hakkında bilgi sahibi olunmadığı belirtildi. Yine açıklamada belirtilene göre, Suriye’deki bazı Arap ve Kürtlerin, çetelerce kaçırılan kadınlar için istenen parayı verdiği ve sonrasında serbest bıraktığını ancak bunu fark eden çetelerin, kadınları sadece IŞİD üyelerine ‘satmaya’ karar verdiği söyleniyor.
İSTANBUL - DİHA
Gülen cemaatine yakın polislere yönelik başlatılan "casusluk" ve "yasadışı dinleme" soruşturmasının 3'üncü dalga operasyonunda aralarında 14 rütbeli polisin de bulunduğu 33 polis hakkında gözaltı kararı olduğu belirtildi.

Gülen cemaatine yakın polislere yönelik başlatılan "casusluk" ve "yasadışı dinleme" ve "darbeye teşebbüs" soruşturmasının 3'üncü dalga operasyonunda aralarında eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şubesi Müdürü Yakub Saygılı ile müdür yardımcıları Hamza Tosun ve Mahir Çakallı'nın bulunduğu 14'ü rütbeli 33 polis hakkında gözaltı kararı olduğu öğrenildi.

Gözaltına alınan polislerden bir kısmı sabah saatlerinde sağlık kontrolü için Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilmişti.
CEZAA /ANF
Batı Kürdistan’ın savunma gücü YPG, Irak ile sınırı olan Cezaa bölgesinde iki köyü daha IŞİD isimli insanlık düşmanı örgütten kurtardı. Kabanê bölgesinde de çatışmalar yaşandı.

Alınan bilgilere göre YPG savaşçıları “Cezaa direniş hamlesi” çerçevesinde başlattığı operasyonlarda, iki köyü daha çetelerin elinden aldı.

Kendilerini İslam Devleti (İD) olarak ilan eden ve insanlığa karşı sistematik suçları ile tanınan IŞİD çeteleri, 19 Ağustos’ta Cezaa-Arcê hattına yönelik, Irak ve Suriye’nin değişik bölgelerinden getirdiği takviyeler ve ağır silahlarla saldırıya geçmişti.  

ŞENGAL KUŞATMASINI TAMAMLAMAK, CİZÎRE’YE YÜRÜMEK İSTİYORLARDI!

YPG kaynaklarına göre çeteler 3 Ağustos’ta istila edilen Şengal kuşatmasını tamamlamak ve YPG güçleri tarafından korunan insani koridoru kapatmayı amaçlıyordu. Bu saldırılarında başarılı oldukları taktirde, petrol bölgesi Rimelan ve oradan de Cizîre Kantonu’nun tümüne yönelik bir işgal saldırısı başlatılacaktı.

Yaklaşık iki haftadır süren çatışmalarda, aralarında 3 emirin de olduğu yüzlerce çete mensubu öldürüldü, çok sayıda silaha el konuldu.

YPG 30 Ağustos günü karşı saldırıya geçerek, ilkin Kaxurtî köyü ile bu köye bağlı 5 mezar ve Ercê köyünü çetelerden kurtardı.

YPG’li kadın ve erkek savaşçıların başlattığı operasyonlarda çetelerin elindeki bir buğday deposuna ve Cezaa yakınlarındaki dört üssü eylem düzenlendi. Ayrıca Sefanê ve Ekreşê köylerinde IŞİD çeteleri hedef alındı. 31 Ağustos sabah saatlerine kadar süren çatışmalarda, her iki köy, buğday deposu ve dört üs YPG’nin eline geçti. Bu çatışmalarda en az 36 çete üyesi öldürüldü, 8’inin cenazesi YPG’lilerin eline geçti. YPG, 30-31 Ağustos çatışmalarında herhangi bir kayıp vermedi.

KOBANÊ’DE ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR

Öte yandan Temmuz ayı başından bu yana IŞİD çetelerinin saldırılarına maruz kalan Kobanê bölgesinde de çatışmalar devam ediyor. 31 Ağustos akşamı Kobanê’nin güneyindeki Cade köyünde Fırat Nehri yakınlarında YPG savaşçıları ile çeteler arasında geç saatlere kadar süren bir çatışma yaşandı. Çetelerin çok sayıda kayıp verdiği ve yaralılarının olduğu bildirilirken, sayıları netleştirilemedi. Çatışmalarda bir YPG savaşçısının hayatını kaybettiği bildirildi.

Ayrıca çetelerin Kobanê’nin batısındaki Cib el Ferc ve Derbazan köylerine yönelik tank ve havan atışları yapıldığı öğrenildi. Saldırıda maddi zararların oluştuğu bilgisi alındı. Benzer şekilde Kobanê’nin doğusundaki Kurke ve Koperlik köylerine de ağır silahlar ve top atışları ile saldırı yapıldı.  YPG güçlerinin de karşılık verdiği bu saldırı ardından yaşanan çatışmaların sonucu öğrenilemedi.
HABER MERKEZİ
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), kendilerini İslam Devleti (İD) olarak ilan IŞİD isimli insanlık düşmanın örgütün, Kobanê bölgesinde Kürt savaşçılara karşı misket bombaları kullandığını bildirdi.

New York merkezli HRW, yerel Kürt yetkililerin sunduğu raporlar ve İD çetelerinin açıklamalarına dayandırdığı açıklamasında, Kobanê bölgesinde 12 Temmuz ve 14 Ağustos tarihlerinde Kürt savaşçılara karşı İD tarafından misket bombaları kullanıldığını bildirdi.

Bu yasaklı silahın çeteler ile YPG savaşçıları arasında Kobanê dolaylarında yaşanan çatışmalar sırasında kullanıldığını belirten HRW’ye göre, İD çeteleri ilk kez bu tür bir silah kullanıyor. Bu silahları nasıl elde ettiği ise henüz netlik kazanmadı.

İD çeteleri Temmuz ayının başından bu yana Kobanê’ye yönelik saldırılar düzenliyor. 28 Temmuz Ramazan sonunda kente girmeyi uman örgüt, YPG güçleri karşısında ağır kayıplar verdi. Çetelere yönelik Temmuz sonunda karşı operasyonlar başlatılarak bir çok alandan çıkarıldılar. Halen Kobanê bölgesindeki köylerde çatışmalar yaşanıyor. 31 Ağustos günü Cedê köyündeki çatışmada 10 İD üyesi YPG savaşçıları tarafından öldürüldü.

Misket bombaları Suriye rejimi tarafından da daha önce silahlı gruplara kullanılmıştı. HRW, tanıklara ve video görüntülerine dayanarak 2012 yılı ortalarından bu yana rejim tarafından 249 kez misket bombalı saldırı gerçekleştiğini rapor etti.

Suriye de, tıpkı ABD, İsrail ve Türkiye gibi 2008 yılındaki Misket Bombalarını Yasaklama Sözleşmesi’ne imza koymayı reddetti.  Türkiye özellikle Kürtlere karşı savaşta birçok kez misket bombaları kullandı. Bunlar genellikle gerilla alanlarına yapılan saldırılarda birçok kişinin ölümüne veya yaralanmasına yol açtı.

HRW uluslararası toplumu bir kez daha bu sözleşmeyi imzalamaya çağırırken, Suriye hükümet ve suiistimallerde bulunan diğer taraflara silah ambargosu uygulanması çağrısını da yineledi.

HRW’nin silah bölümü şefi Steve Goose, “Her türlü misket bombası kullanımı mahkum edilmeli, ama en iyi yanıt tüm ulusların bunları yasaklayan sözleşmeye üye olması ve kolektif olarak bunların ortadan kaldırılması için hareket etmesidir” dedi.

İnsan hakları örgütü HRW, “BM Güvenlik Konseyi Suriye hükümeti ile sistematik ve genelleştirilmiş bir şekilde insan haklarını ihlal eden silahlı gruplara, silah ambargosu uygulamalı” diye belirtti.
HABER MERKEZİ - DİHA
Cenevre'de yapılan Birleşmiş Milletler toplantısında Êzidilerin Mir'i Tahsin Beg adına konuşan Dr. Mirza Dinnayi BM'den Êzidi soykırımının tanınmasını istedi.

Cenevre'de yapılan Birleşmiş Milletler toplantısında Êzidilerin Mir'i Tahsin Beg adına konuşan Dr. Mirza Dinnayi 500 bin Êzidi kurban adına konuştuğunu belirterek Êzidilerin BM'den taleplerini sıraladı. "Yerlerinden edilen Êzidilerin yatakları artık yer, battaniyeleri gök, yastıkları ise taşlardır" diye konuşmasına başlayan Dinnayi, uluslararası ve yerel güçler tarafından umursanmayan Êzidilerin umutsuz ve evsiz bırakıldığına dikkat çekti.
Anne babaları ölmüş, kendileri de açlıktan ölmek üzere iken kurtarılan çocuklar adına da konuştuğunu belirten Dinnayi, "IŞİD'in öldürdüğü 3 bin ve kaçırdığı 5 bini kadın ve çocuk ile tecavüz ettiği yüzlerce kadın ve kız çocuğu adına konuşuyorum. Şu an burada bulunmamın nedeni, terör kurbanı olan Êzidilerin, bu terörden korunmak için sizlerden acil çaba göstermenizi istemek için konuşuyorum" diye konuştu.
Êzidi kültürünün, dininin tarihinin kurtarılmasından uluslararası kamuoyunun sorumluluğu da olduğunu belirten Dinnayi, "Ama ondan önce insan olarak bizim varlığımızı korumak gelir. Bizim insanlık onurumuzu korumak sizin görevinizdir. Şengal'de yaşanan Êzidi katliamı, terörist gruplar arasında olan sıradan bir katliam değildir. 5 bin yıldır Mezopotamya topraklarında yaşayan etnik bir grubun soykırıma uğratılmasıdır. Uluslararası kamuoyu Êzidilerin tarihsel mirasının korunması mecburiyeti vardır. Bizler Güvenlik Konseyi'nden ve uluslararası yetkililerden Şengal olayının araştırılmasını ve yaşanan soykırımı tanımalarını istiyoruz" diye konuştu .

Dinnayi Êzidiler olarak BM'den taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

"1- Bizler Güvenlik Konseyi'nden ve uluslararası yetkililerden Şengal olayının araştırılmasını ve Irak'ta yaşanan Êzidi jenosidinin tanınmasını istiyoruz. Tüm dünyanın bu katliama ilişkin sorumluluklarını yerine getirmesini ve katliamın faillerinin tespitini ve yargılanmasını istiyoruz.
2- Êzidilerin ve diğer azınlıkların uluslararası barış güçlerine ve korumalarına ihtiyacı var. Bu nedenle Şengal'de Êzidilerin otonom bölge oluşturma projesinin desteklenmesini ve uluslararası toplulukların gözetimi ve yol göstericiliği altında Iraklı ve Kürt yönetimi ile koordinasyon halinde Ninova'da yaşayan Êzidi, Hristiyan, Şebek ve diğer azınlıklar için güvenli bölge oluşturulmasını istiyoruz.

3- Çoğunluğu Ezidi olan, Şengal ve diğer yerlerde evlerinden edilmiş, en temel ihtiyaçları bile olmayan 500 binden fazla evsiz göçmene insani yardım sağlanmasını,

4- Êzidiler ve diğer azınlıkların radikal İslamcı grupların saldırılarından korunması için AB ülkelerinde göçmen prosedürünün yerine getirilmesi ve göçmen statüsünün verilmesini,

5- 5 binden fazla kaçırılmış ve köleleştirilmiş kadın ve çocuğun özgürleştirilmesi için uluslararası toplumun bir an önce ciddi çalışma yapmasını istiyoruz."

Dinnayi konuşmasının sonunda Şengal'deki jenoside son verilmesi için uluslararası topluma çağrıda bulunarak, yardımda bulunan herkese teşekkür etti.

Rojken Haber

Rojken Haber

Amed Sozdar - AmedSozdar@hotmail.com. Powered by Blogger.
Design by webbilgi.org