Sesli Sohbet

Sesli Sohbet
Sesli Kürtçe

Rojken ::: DİFHA

iletişim.: Email-Skype.: amedsozdar@hotmail.com

Dicle Fırat Haber Ajansı :: Dr. Amed Sozdar

Çözüm sürecine ilişkin HDP ve hükümet yetkilileri son dakika olarak açıklama yaptı. Sırrı Süreyya Önder, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın PKK'yı silah bırakma için olağanüstü kongreye çağırdığını duyurdu.

Sırrı Süreyya Önder, gelinen durumu şöyle özetledi: "Zaman zaman aksamalar ve kırılmalarla yürütülen diyalog süreci resmi, ciddi ve sorumlu bir aşamaya gelmiştir."
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Çözüm sürecinde önemli bir aşamaya geldik" açıklaması yaptı. 
Akdoğan, şöyle devam etti: "Silahların bırakılmasına yönelik çalışmaların hız kazanması, eylemsizliğin hayata geçmesini önemli görüyoruz. Silahların devre dışı kalması demokratik gelişime hız katacaktır. Süreci nihai sonuca ulaştırmakta kararlıyız."

TARİHİ BİR NİYET BEYANI
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, çözüm sürecinde gelinen aşamaya ilişkin, Abdullah Öcalan'ın temel belirlemesinin "Bu 30 yıllık çatışma sürecini kalıcı barışa götürürken demokratik bir çözüme ulaşmak temel hedefimizdir. Asgari müştereğin sağlandığı ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK'yı bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum. Bu davet silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanıdır" şeklinde olduğunu aktardı.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala, HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofis'te bir araya geldi.

ÇÖZÜM DÜNYAYI ETKİLEMELİ
Görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Önder, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bugüne kadar süregelen demokratikleşme sorunları ve son 30 yılda 40 binden fazla insanın yaşamına mal olan Kürt meselesinin çözümüyle ilgili yürütülen çözüm süreci çalışmalarında tarihi bir karar sürecinin eşiğinde bulunulduğunu söyledi.
Önder, başlangıcından bugüne bu sorunun devletin dönüşümüyle ilişkili olduğunu belirterek, konuşmasında şunları kaydetti:
"Bugüne kadarki egemen devlet zihniyeti bu meseleyi salt iktidarlaşma aracı olarak düşünmüş ve kör şiddetin kurbanı haline getirmekten çekinmemiştir. Dolayısıyla çözümün barış ve evrensel demokrasiyle bağı sağlıklı kurulmadıkça kurmaya çalıştığımız demokratik barışın devlet ve toplum yapısından haktan, adaletten ve eşitlikten yana bir dönüşüm sağlaması düşünülemez. Bu itibarla süreç Cumhuriyet tarihi boyunca varlıkları yadsınan ve dışlanan tüm unsurların özgür ve eşitçe tanınması ve yeni norm sisteminde kendileri olarak yer almalarıyla gelişmek durumundadır. Tarihin bize yüklediği büyük sorumluluk, çözümün de çözümsüzlüğün de salt bizim toplumlarımızla ilgili olmayıp, tüm bölgeyi hatta dünyayı etkileyen bir muhtevası olmasıdır."
ÖCALAN'DAN PKK'YA ÇAĞRI
HDP Milletvekili Önder, dolayısıyla bölgenin 100 yıllık dengeleri alt üst olurken küresel ve bölgesel zorbalıkların yol açtığı algısal ve iradesel yaklaşımların evrensel insani değerler ölçüsünce geliştirilerek aşılması gerektiğini vurguladı.
Muhtevası gereği çok hareketli ve dinamik bölgesel koşullar gözönüne alındığında sürece de dinamik bir yaklaşım gerektiğini kaydeden Önder, şöyle konuştu:
"Bütün bu belirlemelerin ışığında zaman zaman aksamalar ve kırılmalarla yürütülen diyalog süreci resmi, ciddi ve sorumlu bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır. Süreçte gelinen aşamaya ilişkin Öcalan'ın temel belirlemesi de şudur: 'Bu 30 yıllık çatışma sürecini kalıcı barışa götürürken demokratik bir çözüme ulaşmak temel hedefimizdir. Asgari müştereğin sağlandığı ilkelerde silahlı mücadeleyi bırakma temelinde stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK'yı bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum. Bu davet silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanıdır'."
aa_picture_20150228_4661468_web.jpg
İŞTE O 10 MADDE
HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, hem gerçek bir demokrasinin hem de büyük barışın temel omurgasını teşkil edecek olgusal başlıkları şöyle sıraladı:
"1. Demokratik siyaset; tanımı ve içeriği,
2. Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması,
3. Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvenceleri,
4. Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına dönük başlıklar,
5. Çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutları,
6. Çözüm sürecinde demokrasi-güvenlik ilişkisinin kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması,
7. Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri,
8. Kimlik kavramı, tanımı ve tanınmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi,
9. Demokratik Cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması,
10. Bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleşleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa."
Önder, "Tüm bu hususlarda beklenen tarihi gelişmelerin hayata geçebilmesi için tahkim edilmiş bir çatışmasızlığın elzem olduğuna şüphe yoktur. Biz de HDP heyeti olarak, tüm demokratik çevreleri ve barıştan yana olan kesimleri, gelinen bu demokratik müzakere ve çözüm aşamasına güç katmaya davet ediyoruz. Barışa her zamankinden çok daha yakın olduğumuzu bilerek, emek veren ve verecek olan tüm demokrasi güçlerini selamlıyoruz" dedi.

aa_picture_20150228_4661409_web.jpg
ÇATIŞMASIZLIK ELZEM
HDP İstanbul Milletvekili Önder, Çözüm Süreci'ne ilişkin, "Beklenen tarihi gelişmelerin hayata geçebilmesi için tahkim edilmiş bir çatışmasızlığın elzem olduğuna şüphe yoktur. Biz de HDP heyeti olarak tüm demokratik çevreleri ve barıştan yana olan kesimleri, gelinen bu demokratik müzakere ve çözüm aşamasına güç katmaya davet ediyoruz. Barışa her zamankinden çok daha yakın olduğumuzu bilerek, emek veren ve verecek olan tüm demokrasi güçlerini selamlıyoruz" dedi.

PKK'NIN İLK KURŞUNU SIKTIĞI GÜNDEN BUGÜNE NELER OLDU?
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun bünyesinde kurulan “Terör ve Şiddet Olayları Kapsamında Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesine Yönelik Alt Komisyon” raporu 2013 yılının Ocak ayında yayımlandı.

İşte 1984 yılı ile 2013 yılı arasında terörün Türkiye’deki bilançosu:
30 BİN 576 KİŞİ ÖLDÜ
*Terör nedeniyle son 30 yılda 7 bin 918 kamu görevlisini şehit oldu.
*1984-2012 yılları arasında ölen PKK’lı sayısı 22 bin 101.
*1984-2012 arasında 5 bin 557 sivil hayatını kaybetti.
*PKK’nın iç infazlarının sayısı ise bilinmiyor.
*Faili meçhul cinayetlerin sayısı da tam olarak bilinmiyor. Ancak iki binin altındaki rakamlar ile 17 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.
*İstatistiklere geçmeyen ölüm olayları hariç, toplam 35 bin 576 kişinin terör nedeniyle yaşamını kaybetti.
 386 BİN 360 KİŞİ GÖÇ ETTİ
*18 Kasım 2011 itibarıyla er statüsünde 8 bin 543, iştirakçi statüsünde 6 bin 483 ve köy korucusu statüsünde 5 bin 34 olmak üzere toplam 20 bin 60 kişi Sosyal Güvenlik Kurumundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alıyor.
*20 Ağustos 2012 tarihi itibarıyla toplam 82 bin 724 kişinin genel sağlık sigortası primleri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından ödeniyor.
*İçişleri Bakanlığının 2011 rakamlarına göre Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında İçişleri Bakanlığına toplam 5 bin 34 başvuru yapıldı. Bunlardan 760’ı reddedildi, 4 bin 274’ünün ise kabul edilerek 18 milyon 755 bin 197 TL tazminat ödendi.
*Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun çerçevesinde 2011 itibarıyla toplam 359 bin 249 başvuru yapıldı. Bunlardan yüzde 82,7’ine tekabül eden 297 bin 143’ü hakkında neticeye ulaşıldı. Bunların arasında yüzde 56,1’ine tekabül eden 166 bin 754’ü olumlu karara bağlanırken yüzde 43,9’una tekabül eden 130 bin 389’una ise olumsuz yönde karar verilerek toplam 2 milyar 659 milyon 967 bin 285 TL ödenek kullanıldı.
*14 ilde 62 bin 448 hanede 386 bin 360 kişinin köylerinden göç etmek zorunda kaldı. Bunlardan 28 bin 384’ü (yani yüzde 45,4’ü) hanede 187 bin 861’inin (yani yüzde 48,6’sı) KDRP sayesinde köylerine geri döndü. Bu amaçla 1999-2011 arasında 128 milyon 360 bin TL ödenek aktarıldı.
‘Ji baregehên dagirkeran re na!’Kampanyaya îmzeyan a ji bo derxistina ‘Dagirkeran ji bo derve’ ya ji aliyê Ciwanên Welatparêz ve hatî destpê kirin, berdewam dike. Li bajarokê Seyîdsadiq ê girêdayî Silêmaniyê standên îmzeyan hatin danîn.
Di çarçoveya komkirina îmzeyan de, welatiyên bajarokê Seyîdsadiq bi germî pêşwazî lê kirin û îmze komkirin. Kampanya îmzeyan berî du rojan destpê kir û biryare 3 rojan berdewam bike. Ciwanên Welatparêz diyar kirin ku ew hewl didin kampanyaya komkirina îmzeyan befirehtir bikin û ji bo navendên xwendinê jî bigire nava xwe.
Kampanyaya komkirina îmzeyan a ji bo ‘Derxistina dagirkirin bo derve’ li piraniya bajar û bajarokên Herêma Kurdistanê belav bûye. Biryare ev kampanya heta Newrozê berdewam bike. Piştre jî encamên kampanyayê wê bi civîneke çapemeniyê were eşkerekirin û aliyên peywendîdar wê werin eşkerekirin.
Naveroka hevdîtina HDP û hikûmeta TirkiyêHeyeta HDP’ê ya Îmraliyê û rêveberên hikûmetê, der barê pêvajoya çareseriyê de daxuyaniyek çapemeniyê ya hevpar didin.
Heyeta Îmraliyê û nûnerên hikûmeta AKP’ê têkildarî pêvajoya çareseriyê de civîna çapemeniyê ya hevpar li dar xistin. Parlamenterê HDP’ê yê Stenbol Sirri Sureyya Onder diyar kir ku ligel nicimîn û şikestinan pêvajoya diyalogê hatiye asteke gelek girîng.
Heyeta Îmraliyê çend roj berê li Qendîlê bi rêveberên KCK’ê re hatin cem hev û piştî vegeriyan bi Alîkarê Serokwezîr Yalçin Akdogan re li Ofîsa Serokwezîr a li Dolmabahçeyê hatin cem hev. Piştî hevdîtinê Heyeta Îmraliyê û nûnerên hikûmeta AKP’ê civîna çapemeniyê ya hevpar li dar xistin. Ji Heyeta Îmraliyê Serokwekîlên Koma HDP’ê Pervîn Buldan û Îdrîs Baluken û Parlementerê HDP’ê yê Stenbolê Sirri Sureyya Onder, ji hikûmetê jî Alîkarê Serokwezîr Yalçin Akdogan, Wezîrê Karên Hûndir Efkan Ala û Musteşarê Ewlehî û Pergala Cemwariyê Muhammet Dervîşoglu tevlî cîvîna çapemeniyê bûn.
Di destpêka civînê de li ser navê heyetê Sirri Sureyya Onder axivî û wiha got: “Heke têkiliya çareseriyê bi aştî û demokrasiya gerdûnî re bi awayekî tendûrîstî neyê danîn vegera wê ji dewleta aştî demokratîk, avabûna civakê, gel, edalet û wekheviyê çênabe. Ji ber vê yêkê di dîroka komarê de heya niha ji bo hêmanên heya niha hatin înkarikirin û dijber hatin dîtin divê bi awayekî azad û wekhev bên nasîn û dîsa di nava pergalê xwe îfade bikin û cih bigirin. Berpirsiyariya mezin a dîrokê li ser milê me barkirî di çareserî û neçareseriyê de tenê civakên me eleqedar nake dê hemû herêmê û heya cîhanê bi bandor bike. Ji ber vê yêkê dengeyên herêmê yên 100 salan hatin guherîn û ligel zor û zehmetiyan divê li gorî nirxên mirovahî û gerdûnî nêzîk bibin û van derbas bikin. Li gorî şertên herêmê yên dîmanîk û bi liv û tevger divê nêzîkaniyekî dînamîkî jî li hemberî pêvajoyê bê nîşandan.
Ligel van hemûyan di pêvajoya diyalogê de ligel dem dem nicimîn û şikestinan hatiye astekî fermî, cidî û berpirsiyar. Ocalan têkildarî mijarê de wiha gotin: ‘Em pêvajoya pevçûnê ya 30 salî ber bi aştiyeke mayînde ve dibin, hedefa me ya sereke jî ev e ku em bigihînin aştiyeke demokratîk. Ji bo rewşa bêçekbûnê ji bo biryara dîrokî û stratejîk bê dayîn PKK’ê dawet dike ku di meha biharê de kongreya awarte pêk bîne. Ev nîşaneya niyeteke dîrokî ya li şuna têkoşîna çekdarî siyaseta demokratîk cih bigire ye. Hem ji bo demokrasiyekî rast û hem jî ji bo aştiya me ya mezin rêzgez ev in.
1 – Divê naveroka siyaseta demokratîk bê nîqaşkirin.
2 -Pênaseya astên heremî û neteweyî yên di çareseriya demokratîk de
3 – Teminatên demokratik û zagoni yên hemwelatiya azad.
4 – Têkiliya civak û dewletê ya bi siyaseta demokratîk û sernavên ji bo sazbûna vê yêkê.
5 – Astên aborî û civakî yên pêvajoya çareseriyê.
6 – Di pêvajoya çareseriyê de têkiliya ewlehî û demokrasiyê bi awayekî azadî û pergala cemaweriyê bê parastin bê dest girtin.
7 – Temînat û çareseriyên zagonî yên têkildarî pirsgirêkên jin, çand û ekolojiyê.
8 – Pêşxistina hişmendiya demokratîk a li hemberî pênasekirina têgeha nasnemeyê.
9 – Komara demokratîk, welatê hevpar, pênaseyên pîvanên demokratîk ên gel û divê di nava makezagon û zagonan de bi pergala demokratîka piralî bên parastin.
10 – Ji bo mayîndebûna hemû maleyên demokratîk makezagonekî nû.
Pişt re Alîkarê Serokwezîr Yalçin Akdogan jî axivî û wiha got: “Em hatine astengî gelek girîng. Di mijarên xebatên çek berdanê lezgîn bûn, ji bo bêçalakbûnekî mayînde bikeve jiyanê û rêgeza siyaseta demokratîk derket pêş em girîng dibînin. Me weke AKP’ê gevên girîng avêtin. Heke çek ji dewreyê rabin dê geşedanên demokratîk lez bikevin. Di demokrasiyan de nêrîn, raman û polîtîkayên piştgiriya gel digirin qîmetê qezenc dikin. Em makezagona nû ji bo gelek pirsgirêkên heyî çareser bike weke fersendekê dibînin. ”

‘Hükümet zere kadar umut vermiyor’İmralı heyeti ile Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın çözüm sürecine dönük açıklamalarını değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Müzakerelerin başlaması, özgürlüklerin genişlemesi konusunda kritik bir sürece gelinmiş oldu. Hükümetin somut adımlara karşı ilerlemesi gerekir. Hükümet yürüttüğü politikayla, zerre kadar umut vermiyor, barışa yaklaşmıyor” dedi.
İmralı heyeti ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın çözüm sürecine dönük Başbakanlık Dolmabahçe Ofisi’ndeki ortak açıklamasını değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Bugün yapılan ortak açıklama bir müddettir söz konusuydu. HDP yönetimi olarak üzerinde çalıştığımız ve Türkiye’de müzakerelerin sağlıklı bir noktaya geldiği konusunda önemli gördüğümüz bir çağrıydı. Müzakerelerin başlaması, özgürlüklerin genişlemesi konusunda kritik bir sürece gelinmiş oldu. Hükümetin somut adımlara karşı ilerlemesi gerekir. PKK’nin de silahsızlanma konusunda hazırlığını yapması gerekir” dedi.
‘Bu lütuf değil’
Barış konusunda herkesin üzerine düşen görevi ve sorumluluğu yerine getirmeye çağıran Demirtaş şöyle konuştu: “Barış için herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirir diye temenni ediyorum. Parlamentoda görüşülen ‘güvenlik’ yasasının da gözden geçirilmesi gerekir. Barış getirecek bir yasa tasarısı değildir. İktidar köşeye sıkışmışsa bunun nedeni nedir? Bizim mücadelemizdir, böyle algılanması lazım. Silahsızlanma, ateşkes gibi durumlar konuşuluyor ve geliyorsa bu AKP’nin lütfu değildir, barış isteyenlerin çabasıdır. Bu hükümeti kurtarma operasyonu da değil, lütfu da değil. ‘Güvenlik’ paketini göreceğiz, izleyeceğiz. Hükümet üzerine düşen görevleri, topluma verdiği sözleri yerine getirecek adımlarla ilerlemedi.”
Demirtaş, Akdoğan’ın açıklamalarına karşılık olarak ise, “Barıştan uzaklaşacağız diye çalışmıyoruz. Barışı çok arzuluyoruz. Hükümet yürüttüğü politikayla, zerre kadar umut vermiyor, barışa yaklaşmıyor” diye konuştu.

Til Berak’da özgürYPG savaşçıları Til Hemis’ten sonra bu akşam Til Berak kasabasını da tümden çetelerden temizleyerek özgürleştirdi.
Til Berak’taki ANHA muhabiri Rızgar Adanmış, YPG savaşçılarının bu akşama doğru Til Berak kasabasındaki DAIŞ çetelerine ağır darbeler vurarak kasabayı tümden çetelerden temizlediğini bildirdi.
Muhabirimiz, onlarca çete cenazesini arkasında bırakan DAIŞ çetelerinin kasabayı terkederek kaçtığını, YPG güçlerinin operasyonunun devam ettiğini kaydetti.
Dün geceden bu yana çok şliddetli çatışmaların yaşandığı Til Berak’ta öldürülen çete sayısı henüz öğrenilemedi.
ANHA
Said Nursi'nin Kürtçe makalesiBedîüzzamân Molla Saîd-i Kürdî'nin Nesâyihı
Ey Kürdler!
 
İttifâkda kuvvet, ittihâdda hayât, kardeşlikde saâdet, hükûmetde selâmet vardır. İttihâd halatını ve muhabbet şerîdini sağlam tutun, tâ sizi belâdan kurtarsın. Güzelce kulak verin, size bir şey söyleyeceğim:
 
Biliniz ki üç, üç cevherimiz var, bizden muhâfazalarını isterler.Biri İslâmiyet ki, bin binler şehidlerin kanıdır ona bahâ verilen. İkincisi insâniyet ki, halkın (hâricin) nazarında kendimizi aklî hizmetle, civanmerdâne ve insâniyetçe dünyâya göstermeliyiz. Üçüncüsü milliyetimiz ki, bize meziyeti veren odur. Bizden öncekiler ki iyilikleriyle sağdırlar, sa‘yimiz ve hıfz-ı milliyetimizle onların rûhunu kabirlerinde şâd etmeliyiz.
 
Bunun ardından, üç düşmanımız vardır, bizi harâb ediyorlar. Biri, fakirlikdir, İstanbul'daki kırkbin hammâl bunun delîlidir. İkincisi, cehâlet ve okumamışlık, ki içimizden binde birinin «gazete» okuyamayışı bunun delîlidir. Üçüncüsü, düşmanlık ve ihtilâfdır ki, bu adâvet, kuvvetimizi kaybettiriyor, bizi de terbiyeye müstehak ediyor ve hükûmet de insafsızlığından bize zulm ediyordu.
 
Bunu işittiyseniz biliniz çâremiz şudur ki: üç elmas kılıcı elimizde tutmalıyız, tâ ki, üç cevherimizi elimizden etmeyelim, üç düşmanımızı üzerimizden kaldıralım!. Ve birinci kılıç, maârif ve okumadır. İkincisi, ittifâk ve millî muhabbetdir. Üçüncüsü, insan kendi işini kendi nefsi yapsın ve sefiller gibi başkasının kudretinden ümîd etmesin ve bel bağlamasın.
Son vasiyetim: okumak, okumak, okumak ve el ele vermek, el ele vermek, el ele vermek.
Monla Saîd
--------------
Til Hemis artık özgürDAIŞ çetelerinin askeri karargahı konumundaki Til Hemîs, YPG güçlerinin başlattığı operasyonun 7. gününde tümden çetelerden temizlenerek özgürleştirildi.
Cizîrê Kantonu’ndaki DAIŞ karargahı olarak rol oynayan Til Hemîs alanı, YPG güçlerinin başlattığı operasyonun 7. gününde çetelerden tümüyle temizlendi.
DAIŞ Karargahı Til Hemis artık YPG’nin kontrolünde
21 Şubat günü gece saatlerinde YPG/YPJ, Süryani Askeri Meclisi’ne bağlı birlikler, Sutoro güçleri, Arap aşiretlerinin askeri gücü Cêş El-Senadid (Yiğitler Ordusu), Til Hemîs alanında üslenen DAIŞ çetelerini bölgeden temizlemek için ortak operasyon başlattı.
Operasyonun ilk gününde 22 köy ve bazı stratejik yerler ele geçirildi. 23 Şubat’ta 18 köy YPG güçlerinin denetimine girdi.
Operasyonda bir kasaba ve 94 köy özgürleştirildi
24 şubat günü ortak operasyon kapsamında 16 köy, 25 Şubat’ta da 23 köy, 26 Şubat’ta 8 köy ve 27 Şubat günü (bugün) ise Til Hemîs kasaba merkezi ile 8 köy ve alandaki tüm stratejik noktalar ele geçirildi.
Operasyonun 7. Gününde sabah saat 10:00’da kasaba merkezine yönelik kapsamlı bir saldırı düzenleyen YPG, Süryani askeri meclisi, Sutoro, Arapa aşiretleri gücü Cêş el-Senadid, şiddetli çatışmalar sonucunda saat 15:30’da Til Hemîs alanını tümden çetelerden temizlemeyi başardı. YPG bîrçok askeri malzemeyi de ele geçirdi.
211 çete öldürüldü
Bugünkü çete kayıpları henüz netleşmezken operasyon boyunca içlerinde çetebaşı emirlerin de olduğu 211 çete öldürüldü.
Operasyon boyunca peşmerge güçleri Güney Kürdistan’ın sınır bölgesinden topçu desteğiyle, DAIŞ karşıtı uluslararası koalisyon güçleri hava desteği ve bombardımanlarla operasyona destek sundu.
Operasyonun başarıya ulaştığını ve Til Hemîs’in özgürleştirildiği haberini duyan Cizîrê halkı zaferi kutlamak üzere sokaklara döküldü.
ANHA
YPG Til Berak’a girdi, çatışmalar şiddetlendiTil Hemis’in özgürleştirilmesi ardından  YPG güçleri dün akşam Til Berak kasabasına girdi.
YPG güçleri ile DAIŞ çeteleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanırken YPG güçlerinin kasaba içindeki ilerleyişi devam ediyor./..
                                                    " DİRENİŞİMİZ TAM BAĞIMSIZ       TÜRKİYE DİR "

Til Hemis’e bağlı Hisenye köyü özgürleştirildi.
Til Hemis’i çetelerden temizleme operasyonu devam ediyor. Hisenye köyü YPG / YPJ güçleri tarafından özgürleştirildi.

YPG/YPJ güçlerinin köylere dönük başlattığı ikinci hamle operasyonlarında özgürleştirilen köylerine dönen Kobanêliler, öz savunma temelinde silahlanarak köylerinin savunmasında yer alıyor. 55 yaşındaki Muhammed Bişar adlı Kobanêli, "Tüm insanlar elbet ölecektir. Bende ölümümün topraklarımı savunurken olmasını istiyorum" diyerek yurt sevgisini özetledi.
DAİŞ çetelerine karşı YPG/YPJ öncülüğünde ikinci ayına giren Kobanê kırsalını özgürleştirme operasyonları, zafer aşamasına geldi. Saldırıların başladığı 15 Eylül tarihinin ardından yaşadığı köylerden göç etmek zorunda kalan binlerce Kobanêli, özgürleştirilen köylerine dönüp hayatı yeniden yeşertmeye başladı. Kanton yetkililerin temkinli açıklamalarına rağmen köylerine dönmeyi sürdüren Kobanêliler, köylerinin savunması için öz savunma güçlerine katılıyor. YPG/YPJ güçleri öncülüğünde devam eden operasyonlarla özgürleştirilen köylerin kapsadığı alanlar genişlerken, köylerinin savunmasında yer alanlar öz savunma güçlerinde yer alan Kobanêliler, DAİŞ çetelerinin istilası altında bulunan köyleri özgürleştirme operasyonlarında da etkin bir şekilde katılıyor.
'TOPRAKLARIMIZI KORUYACAĞIZ'
DAİŞ çetelerinin saldırıları sonrası yaşadığı Qorê köyünden göç etmek zorunda kalan 55 yaşındaki Cemil Ehmed, aylarca uzak kaldığı köyünün özgürleştirilmesiyle geri dönerek köyünün savunmasında yer aldı. Yaşanan saldırılar sonucu göç etmek zorunda kalan binlerce kişinin geri dönerek yaşadığı toprakların savunmasında etkin rol aldığını söyleyen Ehmed, "Saldırılar yoğunlaşınca YPG/YPJ güçleri denetiminde olası bir sivil katliamına karşı yaşadığımız topraklardan çıkarıldık. Yaşım ilerlediği için yoğun saldırılara karşı burada kalamadım ama koşullar oluşunca özgürleştirilen köylerimizin savunmasında etkin rol almaya başladık. Değerlerimize dönük olası ikinci bir saldırının önüne geçebilmek için yaşadığımız topraklarımızı korumaya devam edeceğiz" dedi.
'ÖLECEKSEM TOPRAKLARIMI SAVUNURKEN ÖLMEK İSTİYORUM'
DAİŞ saldırılarının yoğunlaştığı dönemde iki oğluyla beraber YPG saflarında Kobanê'deki tarihi direnişte yer alan 55 yaşındaki Muhammed Bişar, yaşanan saldırılarda üç kere yaralanmasına rağmen direnişi bırakmadı. Bişar, şimdi ise özgürleştirilen köylerin savunmasında yer alıyor. İnsanın en değerli ve vazgeçilmez varlığının değerleriyle büyüdüğü topraklar olduğunu söyleyen Bişar, "Tüm insanlar elbet ölecektir. Bende ölümümün topraklarımı savunurken olmasını istiyorum" şeklinde konuştu. Hiç kimseye düşman gözüyle bakmadıklarını, ancak yaşadıkları topraklara ve değerlerine dönük bir saldırıya karşılık her saniye hazır olduklarını söyleyen Bişar, "Değerlerimizi yok etmek isteyen DAİŞ çetelerine karşı topraklarımızı hiçbir zaman boş bırakmamalıyız. Bu anlamda göç eden bütün yurttaşlarımıza bir an önce dönüp topraklarının savunmasında yer almaları çağrısında bulunuyorum" dedi.
‘DAİŞ’E İZİN VERMEYECEĞİZ’
Göç ettiği köylerinin özgürleştirilmesiyle köyünün savunmasında yer almaya başlayan gençlerden Nusret Ehmed ise, YPG/YPJ güçleri öncülüğünde kazanılan tarihi zaferin kendisini çok etkilediğini söyledi. Yaşadığı Qeynterê köyünün savunmasında yer almakla yetinmeyip YPG/YPJ güçleriyle beraber DAİŞ istilasında bulunan köylere dönük operasyonlara da katılan Ehmed, "Kanımızın son damlasına kadar şehit düşen arkadaşlarımızın bizlere bıraktığı değerlere sahip çıkacağız. DAİŞ çetelerinin bir daha topraklarımızın yakınından bile geçmesine izin vermeyeceğiz" şeklinde konuştu.
‘Hay Way Zaman-Dersim’in Kayıp Kızları’ İngiltere Parlamento’sunda gösterilecek.
50. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Ulusal Belgesel Film dalında Jüri Özel Ödülü, 17. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Bilge Olgaç Başarı Ödülü ve 9. Boston Belgesel ve Kısa Film Yarışması Özel Mansiyon Ödülü alan “Hay Way Zaman-Dersim’in Kayıp Kızları” belgesel filmi Türkiye’den sonra Dersim tartışmalarını uluslararası alana taşıyor.
Britanya Alevi Federasyonu’nun ev sahipliğinde 2 Mart 2015 tarihinde parlamentoda özel bir gösterim yapılacak.
Siyaset, akademi, kültür-sanat çevrelerinin yanı sıra sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılacağı etkinlikte yönetmen Nezahat Gündoğan ve yapımcı Kazım Gündoğan da Dersim Soykırımı üzerine bir sunum yapacaklar.
Yapımcılığını Kazım Gündoğan ve Miraz Yapımın üstlendiği yönetmen Nezahat Gündoğan’ın yaptığı “Hay Way Zaman-Dersim’in Kayıp Kızları”nın müziğini ise Ahmet Tigril yaptı. Orhan Alkaya ve Aslıhan Kandemir’in seslendirdiği belgesel 2 Mart günü saat 19:00-21:00 arasında İngiltere Parlamentosu’ndaki Macmillian Room’da gösterilecek.
Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı, Türk ordusunun son günlerde çatışmasızlığı sona erdirmeye dönük ciddi girişimler de bulunduğunu belirtti.
Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı, Türk ordusunun son günlerde çatışmasızlığı sona erdirmeye dönük ciddi girişimler de bulunduğunu belirterek, ‘’Her halükarda güçlerimiz meşru müdafaa çerçevesinde saldırılara karşı cevap vermek durumundadır. Bu da adı konmamış bir çatışmanın şu anda başladığını gösterdiği gibi, bunun çatışmasızlık sürecini de aşmaya namzet olduğu açık ortadadır’’ dedi.
Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, Türk ordusunun son günlerde çatışmasızlığı sona erdirmeye dönük ciddi girişimler de bulunduğunubildirdi. Açıklamada, ‘’Önder Apo’nun 21 Mart 2013’te tarihi bir deklarasyonla ilan ettiği süreç esas olarak Türkiye’nin demokratikleşmesini, Kürt sorununun köklü çözümünü ve Demokratik Ulus perspektifiyle Ortadoğu bölgesinde yeni-barışçıl bir sürecin başlamasını hedeflemekteydi. Ancak AKP hükümeti söz vermesine rağmen bu sürecin ilerlemesi için gerekli yasal ve anayasal düzenlemeleri yapmadığı gibi, çok yönlü savaş hazırlıkları içerisine girdi. Son çıkarmak istediği İç Güvenlik Yasası da bu savaş hazırlığının bir parçası olarak çıkarılmak istenmektedir. AKP hükümeti çözüme ve demokratikleşmeye dönük hiçbir adım atmayıp, tersine pratiklerde bulunmasından dolayı, süreç de ilk başladığı günlerdeki gibi fazla ilerlemeden bugüne kadar geldi. Sürecin bugüne kadar devam etmesi, tamamen Önder Apo’nun iradesi, çabaları ve hareketimizin sağduyusu sayesinde mümkün olabilmiştir. Bugün süreç, kritik bir aşamaya gelip tıkanma durumunu yaşamaktadır. Bunun nedeni, AKP’nin pratik adım atma yerine sürekli demagoji ile oyalaması ve hiçbir şey yapmadan yapıyormuş gibi toplumda bir algı yaratmak istemesidir’’ denildi.
‘TÜRK ORDUSU YENİ BİR SÜRECİN BAŞLAMASINI DAYATMAKTADIR’
Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı açıklamasında devamla şu hususlara dikkat çekildi:
‘’Bununla birlikte, bu kritik günlerde dikkat çekici bir biçimde son 3 gündür Uludere sınır hattındaki Türk ordu güçleri Haftanin alanındaki gerilla güçlerimizin mevzilerine top ve tank atışları başlatmış bulunmaktadır. Her ne kadar süreç bir tıkanmayı yaşıyorsa da, sorunlu da olsa çatışmasızlığın halen devam ettiği bu aşamada Türk Ordusu’nun Uludere’deki saldırgan tutumu, özünde çatışmasızlık sürecini sona erdirmeye dönük bir çabadır. Şimdiye kadar Türk ordusunun, karakol ve baraj yapımı ile zaman zaman doğrudan müdahale suretiyle çatışmasızlık şartlarını ihlal ettiği bilinmektedir. Ancak tıkanıklığın yaşandığı bu gergin ortamda Türk ordusunun bu tutumu dikkat çekicidir. Çünkü ortalıkta gerillanın hiçbir hareketi olmamasına rağmen, tek taraflı bir biçimde Türk ordusunun gerilla mevzilerine yönelik ağır silahlarla sürekli bir saldırıyı yapması gerillayı karşılık vermeye zorladığı gibi, sürecin tümden sona ermesini sağlayacak yeni bir sürecin başlamasını da dayatmaktadır.
Bunun paralelinde Şemdinli sınır hattında bulunan Museka (Gökçetaş) ve Bêrox karakollarından da hem gerilla mevzilerine karşı top ve tank atışları başlamış bulunuyor, hem de askerlerin 2 koldan araziye çıkma ve hedeflere yaklaşma pratiği yaşanıyor. Bütün bunlar sürecin tıkanmayı yaşadığı bu günlerde çatışmasızlığı sona erdirmeye dönük ciddi girişimler durumundadır. Her halükarda güçlerimiz meşru müdafaa çerçevesinde saldırılara karşı cevap vermek durumundadır. Bu da adı konmamış bir çatışmanın şu anda başladığını gösterdiği gibi, bunun çatışmasızlık sürecini de aşmaya namzet olduğu açık ortadadır. ‘’
Halkımızın ve kamuoyunun bilgisine sunulur.’’
ANF

18 Milyar Dolarlık Serveti Olan Suudi Arabistan Kral Abdullah'ın Son Sarayı 
"Siz Neyin Peşindesiniz Dünya Malının Mı" 
Paylaşalımki kendimizi kaybetmiyelim

YPG Basın Merkezi Kobanê direnişinde yaşamını yitiren biri komutan 5 savaşçının kimlik bilgilerini kamuoyuna duyurdu.
YPG açıklamasında, Kobanê özgürleştirme operasyonu kapsamında Bexdik köyünde 16 Şubat günü yaşanan şiddetli çatışmada yaşamını yitiren YPG komutanı Aslan Kelareş’in, Doğu Kürdistanlı olduğu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın seferberlik çağrısı üzerine direnişe katıldığı bildirildi.
Basın merkezi Aslan Kelareş için yaptığı açıklamda; “YPG olarak şehit Aslan şahsında bir kez daha tüm özgürlük devrimi şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor ve anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Ailesine ve tüm şehit aileleriyle Kürdistan halkına başsağlığı diliyor ve zafere kadar şehitlerimizin yolunda mücadeleyi yükselteceğimize bir kez daha öz veriyoruz” dedi.
QİL HEYDE KÖYÜNDE BÜYÜK DİRENİŞ
Kobanê’nin Qil Heydê köyünde, 22 Şubat günü yaşanan çatışma hakkında da açıklama yapan YPG Basın Merkezi, köyün özgürleştirilmesi eyleminde de 4 savaşçının yaşamını yitirdiğini açıkladı.
YPG’nin resmi sayfasında yer alan açıklamada şöyle denildi.
“Birliklerimizin Kobanê Kantonu’nu çetelerden temizlemek amacıyla başlattığı hamle başarılı bir şekilde devam ediyor. YPG/YPJ savaşçıları eşsiz bir direniş göstererek çetelere karşı ağır bir savaş yürütmektedir. Çetelere karşı büyük direniş sergileyen ve bu hamlede yer alarak etkili bir rol oynayan 4 yoldaşımız şehadete ulaşmıştır.
YPG/YPJ güçleri olarak şehitlere bağlılık sözümüzü yinelerken şehitlerimizin her damla kanının düşmanların yüreğinde patlayan kurşun olacağını belirtiyoruz.
Tüm şehitlerimizin ailelerine ve Kürdistan başsağlığı ve sabır diliyor, özgürlük savaşçılarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”
Her iki çatışmada yaşamını yitiren savaşçıların kimlik bilgiler şöyle:
Doğu Kürdistan / Salams doğumlu, Aslan Kelareş kod adlı Kobyad Rewendî. Kobanê/Bexdik köyü – 16 Şubat 2015 tarihinde yaşamını yitirdi.
Heseke doğumlu, Jînda Til Temir kod adlı Sozdar Hesen. Kobanê – Qil Heydê köyünde 22 Şubat 2015 tarihinde yaşamını yitirdi.
Rojava Kürdistan’ı doğumlu Mîrxwaz Kobanê. Kobanê – Qil Heydê köyünde 22 Şubat 2015 tarihinde yaşamını yitirdi.
Rojava Kürdistan / Kobanê doğmlu, Delîl Kobanê kod adlı Delîl Elî. Kobanê – Qil Heydê köyünde 22 Şubat 2015 tarihinde yaşamını yitirdi.
Doğu Kürdistan doğumlu, Egîd Rojhat. Kobanê – Qil Heydê köyünde 22 Şubat 2015 tarihinde yaşamını yitirdi.
YPG Komutanlığı Basın Sözcüsü Rêdur Xelil ve YPJ komutanı Nesrin Abdullah, Til Hemis’in üç koldan çembere alındığını belirterek, sadece batı alanının çetelerin denetiminde kaldığını kaydetti.
Til Hemis bölgesindeki savaş cephesinde gazetecilere 6 gündür bölgede yürüttükleri operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunan YPG Komutanlığı basın Sözcüsü Rêdur Xelil ve YPJ Komutanı Nesrin Abdullah Til Hemis’i 3 cepheden çembere aldıklarını ifade etti.
TİL HEMÎS YPG GÜÇLERİNİN ÇEMBERİNDE
6 gündür bölgede çok şiddetli çatışmaların yaşandığını belirten Rêdur Xelil, Arap yurttaşların da aktif bir şekilde operasyonlarda yerlerini aldıklarını söyledi.
Til Hemis kentinin batı, doğu ve güneyinin tamamı ile YPG/YPJ güçlerinin denetiminde olduğunu aktaran Rêdur Xelil, “Sadece kentin batısında bulunan Til Berak bölgesi çetelerin denetiminde kalmış bulunuyor. Til Hemis’in üç tarafı da YPG/YPJ güçlerimiz tarafından çembere alındığını söyleyebiliriz” dedi.
Til Hemis kentinin Cizîrê Kantonunda bulunan en büyük DAIŞ merkezi olduğu bilgisini paylaşan Xelil, “Buda Cizirê bölgesi üzerinde bir tehdit oluşturuyordu. Ayrıca Til Hemis’in bir tarafıda Şengal’de bulunuyor bundan dolayı çeteler buradan Şengalî de tehdit ediyordular. Yine çeteler Til Hemis’i Musul için de bir cephe olarak kullanıyorlardı. Çeteler burada yaşayan halka büyük zarar verdiler. Bundan dolayı burada bulunan çetelere yönelik operasyon yapma kararı aldı” diye konuştu.
Rêdûr Xelil, peşmerge güçlerinin de sınırın güney Kürdistan tarafından operasyona topçu desteği sunduğunu belirtti.
ÇETELER 100’DEN FAZLA ASURİYİ KATLETTİ
Açıklamasının devamında YPG güçlerinin çetelere karşı geliştirdiği direnişin bütün şiddeti ile sürdüğünü aktaran Xelil, çetelerin Kobanê’de hezimete uğratılmasından sonra, büyük bir çöküntü yaşadıklarını kaydetti. Til Hemis’te 21 Şubat’tan bu yana yaşanan çatışmalarda net olmamakla beraber yaklaşık 100 çetenin öldürüldüğünü ve çok sayıda cesedin ellerinde oluduğunu belirten Xelil, “Til Temis’te ağır darbe alan çeteler Til Temir’de Asurî halkına yönelerek burada katliam gerçekleştirmiş, yaklaşık 100’den fazla Asuri yurttaşı katletmişlerdir. Ve onlarca Asuri yurttaşı da kaçırmışlardır. Saldırıdan sonra YPG güçleri çeteler karşılık verip savuma hattı oluşturdu. Til Hemis’te darbe yiyen çetelerin başka bir yere saldırmalarını bekliyorduk. Bu saldırı Kürt, Arap ve Asuri halklarımıza büyük bir darbedir. Çeteler Til Temir’in Hirmiz köyüne saldırdıklarında burada bulunan Asuri bir kadın karşı koyarak 4 çeteyi öldürmüştür. Daha sonra çeteler tarafından yakalanan bu kadının başı kesilerek infaz edilmiştir. Til Temir’de halen çatışmalar sürüyor” dedi.
Bazı basın -yayın organlarının YPG’yi karalama gayretlerinin de beyhude çalbalar olduğunu ifade etti.
TİL HEMİS DAIŞ İÇİN İKİNCİ KOBANİ OLACAK
“YPG/YPJ savaşçıları Kobanê’de nasıl çeteleri tarumar ettiyse biz de Til Hemis’te çeteleri aynı şekilde tarumar ederek Til Hemis’i özgürleştireceğiz” diyen Xelil, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bu sabah çetelere ait bomba yüklü 4 araba intihar saldırısı düzenlemek için YPG güçlerinin içinde patlatılmak istendi. Bu araçlar içindekilerle beraber imha edilmiştir. Buda çetelerin büyük oranda morallerini kırdı. Şimdiye kadar yüzden fazla köy çetelerden temizlenmiş bulunuyor.”
TİL HEMÎS HAMLESİ TARİHİ ÖNEMDEDİR
Rêdur Xelil’den sonra söz alan YPJ Komutanı Nesrin Abdullah, YPG ve YPJ güçleri tarafından Til Hemis’te başlatılan hamlenin tarihi bir hamle olduğunu söyledi. “Bu gün geliştirdiğimiz hamle ile bölge halklarının değerlerine yönelmiş bir tehdidi bertaraf ediyoruz” diyen Komutan Nesrin, geliştirdikleri hamlenin askeri, siyasi ve ahlaki bir hamle olduğunu söyledi.
ÇETELER TÜM CEPHELERDE KIRILDI
Çete saldırılarının bütün cephelerde kırıldığını dile getiren Nesrin, “İnsanlığa ve ahlaka ters ne varsa bu cephelerde kırılmıştır diyebiliriz. Operasyo, ulusal birlik, kardeşlik ve direniş ruhunu ortaya çıkarmıştır” diye belirtti.
AVUSTRALYA’LI YPG SAVAŞÇISI YAŞAMINI YİTİRDİ
Avustralya vatandaşı YPG savaşçısı Jonhson’un Til Hemis’te şehit düştüğü bilgisini de paylaşan Nesrin, “YPG/YPJ olarak, Johnson’u Kürt halkı ve insanlığın şehidi olarak görüyoruz. YPG olarak başta ailesine ve bütün Avustralya halkına baş sağlığı diliyoruz. Johson binlerce kilometre uzaktan Avustralya’dan gelip Rojava da çeteler karşı kahramanca savaşmıştır. O bizim için büyük bir değerdir. Johnson son anına kadar yiğitçe çarpışarak şahadete ulaşmıştır” diye konuştu.
-Rojava’da Kobane, Til Temur ve Til Hamis çevresinde YPG ile DAİŞ çeteleri arasında yaşanan çatışmalar ve buna bağlı gelişmeler takip edilecek.
-Şengal’de yaşanan çatışmalar ve Güney Kürdistan ve Irak genelindeki gelişmeler takip edilecek.
- Kobanê'de şehit düşen MLKP savaşçısı Emre Aslan ve YPG savaşçısı Özgür Ertan'ın cenazeleri Adana'da toprağa verilecek.
- Bilal Erdoğan tarafından açılışı dün yapılan Şişli'deki TÜRGEV yurdunun Maliye tarafından 49 yıllığına peşkeş çekildiği ortaya çıktı
- Almanya’nın günlük gazetelerinden Neues Deutschland gazetesi, bugün Federal Meclisi’nde yapılacak oturumda Sol Parti’nin “PKK yasağı kalksın” önerisine destek vermek amacıyla “Yasaklı özgürlük savaşçıları” manşetiyle çıktı.
- Almanya'da 1993 yılından itibaren yürürlükte olan PKK yasağının kalkması için bir grup bilim insan ve barış aktivisti öncülüğünde başlatılan imza kampanyasında toplanan 5.173 imza Başbakan Merkel’e ulaştırılması amacıyla başbakanlığa verildi.
- Mersin İHD Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, "Aslında Türkiye’deki Cezaevlerinin karnesi hiçte parlak değildir. Tarihi baskı, şiddet, katliam, taciz ve tecavüz olaylarıyla doludur. Bugün çocuklara yapılanlar bu geleneğin devamıdır" dedi.
HDP Grup Başkan Vekili ve İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, çözüm sürecinin şu anda beklediğini, İç Güvenlik Yasa Tasırısı görüşülürken çözüm sürecinin nasıl yürüyeceğini bilmediğini söyledi.
Buldan, hükümetin HDP heyeti ile çözüm süreci konusunda ortak açıklama yapmak istediğini belirterek, "Fakat, bu aşamada ben bunun zor olduğunu düşünüyorum" dedi.

HDP Grup Başkan Vekili ve İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, çözüm sürecinde gelinen aşama ile ilgili açıklamalarda bulundu. Buldan, çözüm sürecinin şu anda beklediğini, İç Güvenlik Yasa Tasarısı görüşülürken çözüm sürecinin nasıl yürüyeceğini bilmediğini belirterek, "Bunu AKP'ye sormak lazım. Hükümete sormak lazım. Yani bir taraftan, süreç, barış ve müzakere diyoruz, demokratikleşme paketleri getirilmesi gerekirken genel kurula, bunun yerine özgürlükleri ve demokrasiyi kısıtlayan, insan haklarına aykırı, diktatörlüğü esas alan bir yasayı yani iç güvenlik paketi getirmeye çalışıyorlar. Her ikisi aynı anda nasıl gidecek doğrusu bunu izah etmekte zorluk yaşıyorum. O yüzden bu soru AKP'lilere sorulsa belki onlardan hani bir cevap alabilirsiniz diye düşünüyorum. Benim verebileceğim bir cevabım yok buna"dedi.

Pervin Buldan, İmralı Adası'nda müzakerelerin henüz başlamadığını, 15 Şubat tarihi ile ilgili bir çağrı beklentisi yaratıldığını ve o tarihinde geçtiğini ifade ederek, "Algı değişikliği yaratmaya çalışılıyor. Bu algı değişikliği ile birlikte sanki her şey olmuş, bitmiş, birçok konuda anlaşılmış ve adımlar atılmış hükümet tarafından, Kandil'den, PKK'den karşılık yok sanki. Tüm bunlar ortadayken bir de ortak bir basın toplantısı yapma isteği var hükümette. Böyle bir şey istiyorlar. Fakat, bu aşamada ben bunun zor olduğunu düşünüyorum. HDP ile ortak bir açıklama yapma olayı var. Bu iç güvenlik paketi ile bu ortak açıklamanın yapılması ihtimalini vermiyorum. Bununla ilgili bir çalışma olabilirdi ama şimdi onun zemini yok"diye konuştu.

Çözüm sürecinin önündeki tek engelin İç Güvenlik Paketi olmadığının da altını çizen Buldan, "Sadece güvenlik yasasına bağlamamak gerekir. Henüz izleme kurulu ile birlikte adaya gitmedik, henüz adadaki mahkumlar değişmedi, yapılacak bir sürü şey, bunların hiçbiri yapılmadı. Bu soruları bir de hükümet kanadına sormak lazım. Bakalım onlar ne diyecek. Süreç konusunda şu anda bekleme durumundayız" dedi.
Ferit ASLAN/DİYARBAKIR,(DHA)
KONDA: HDP Barajı 10.6 ile geçiyorKONDA’nın Ocak 2015’de yaptığı son seçim anketine göre HDP %10,6 ile barajı geçerken AK Parti ise %45,4 oy oranı ile düşüş yaşadı.
Konda Araştırma ve Danışmanlık (KONDA) tarafından Ocak 2015’de yapılan seçim anketi sonuçları açıklandı. Kararsızlar dağıtıldıktan sonra HDP Barajı 10.6 ile geçiyor, AKP ise düşüşte.
Konda’nın son anketine göre kararsızlar dağıtıldıktan sonra partilerin oy oranları şöyle oluştu:
AKP %45,4
CHP %23,3
MHP %15,1
HDP %10,6
Partilerin bu oranlarda oy almaları halinde, milletvekili dağılımı ise şöyle olacak:
“AKP: 277
CHP: 120
MHP: 79
HDP: 74.”
Seçim anketinin sonuçlarına göre, kararsızlarda büyük bir artış var. Türkiye’deki seçmenin dörtte biri ya “kararsız” ya da “sandığa gitmeyi düşünmüyor”.
Konda’ya göre “seçmen kendisine seçenek bulamıyor, AK Parti’den soğuyan seçmenin muhalefete geçtiğine ilişkin bir bulgu yok”.
CHP ve MHP’nin seçmeninde ise partilerinin iktidara aday olamayacağı düşüncesi hakim.
Ancak bir diğer muhalefet partisi olan HDP için aynı şey geçerli gözükmüyor.
HDP bir önceki ay anketine göre oylarını %2,1 artırmış durumda.
Kararsızlar dağıtılmadan bir önceki ankette 5.7 oy alan Halkların Demokratik Partisi, Ocak anketinde 7.8 olarak çıkıyor.
Ankette en çok dikkat çeken noktalardan biri de “kararsızlar”ın sayısının ciddi bir artış gösteriyor olması.
Öyle ki Aralık 2014’te yüzde 19,3 olarak gözüken “kararsızlar”, Ocak 2015’te yüzde 22’ye yükseldi.
Kararsızlar partilerin aylara göre dağılımında yüzde 2.8’lik artışla diğer partilere ciddi bir fark attı.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, IŞİD’le savaşta şehit düşen peşmerge sayısının bin 50 olduğunu açıkladı.
Kerkük’ü ziyaret eden Mesud Barzani, burada peşmerge komutanlarıyla biraraya geldiği toplantıda, “Şimdiye kadar bin 50 şehit verdik. Ancak bundan sonra bunun bedeli düşman için ağır olacaktır” diye konuştu.
Kürdistan Bölgesi Başkanı Kerkük ziyaretinde, peşmergenin rolünün Münih’teki güvenlik zirvesinde de takdir edildiğini ve ülkelerin daha fazla yardım için olumlu görüş belirttiğini söyledi.
Esir düşen peşmergelere ilişkin ise Barzani, “Bu da bir diğer önemli konudur ki hepimizin yüreğini acıtıyor. Teröristlerce esir alınan peşmergelerin kurtarılması için elimizden geleni yapacağız” dedi.
HDP’li kadın vekillerden AKP’li Elitaş’a sert tepkiHDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ve İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Genel Kurul’da kendilerine saldıran AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’a sert tepki gösterdi. Tuncel, Elitaş’ın sokaktaki devlet terörünü Meclis’e taşıdığını söylerken, Buldan da “Dün burada bizi darp ettiniz. Şunu bilin ki bu paketi size geçirttirmeyeceğiz” dedi.
HDP’li kadın milletvekilleri, AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın dün gece Genel Kurul’da kendilerine yönelik saldırısına ve “HDP’li kadın vekiller beni taciz etti” sözlerine sert tepki gösterdi. Genel Kurul’da söz alan HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, “Biz daha dün Özgecan’ın katliamı üzerinden burada kadına yönelik şiddet konusunda o kadar laf söyledik, ama bu ülkede bu parlamento, bir kez daha, kadına yönelik şiddet uyguladı. AKP hükümeti sokakta, Meclis’te, her yerde halka şiddet uyguluyor. Bu kürsüyü dün AKP hükümetinin grup başkan vekili işgal etmiştir. Sayın grup başkan vekilimiz burada konuşma yaparken gelip bizi iterek burada işgal etmeye çalışmıştır ve vekillerimizi darp etmiştir, bunun adı budur” diye konuştu.
‘Devlet terörünü buraya taşıdınız’
Taciz ve tecavüzde bulunan kişilerin mahkemeler karşısında ifade ettikleri ile AKP Grup Başkanvekili Elitaş’ın kürsüden yaptığı konuşmanın aynı içerikte olduğunun altını çizen Tuncel, “Buradan bir kez daha ifade ediyoruz: Biz, kadına yönelik her türlü şiddetin karşısında duracağız. Biz, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran paketlere de karşı olacağız. Sabahtan beri, dünden beri şiddet uyguluyorsunuz. Ayıp!” dedi. Elitaş’ın sataşması üzerine Tuncel, “Siz sokakta insanlara uyguladığınızın aynısını burada uyguluyorsunuz. Devlet terörünü buraya taşıdınız ya! Her gün şiddet uyguluyorsunuz” dedi.
‘Tüm topluma şiddet uyguluyorsunuz’
Ardından söz alan HDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan da “Elitaş’ın şuanda burada yaptığı bile bize sataşmadır, bize tacizdir. Şiddettir, kadına yönelik şiddettir sizin yaptığınız. Dün burada ben ve Sebahat Hanım kürsüdeyken geldiniz. İkimizi de iteklediniz ve bize şiddet uyguladınız. Sen yalancının tekisin! Kamuoyuna bugün yalan bilgiler verdin! Sizin yaptığınız sadece kadına yönelik değil, Türkiye toplumuna, tüm Türkiye halklarına bir şiddettir, diktatörlüktür; diktatörlüktür sizin yaptığınız. ‘Kadın milletvekilleri kendileri kendi kendilerini darp etmiştir’ dediniz, bu da yalan. Yalan söylüyorsunuz. Dün akşam bu Meclis’te kan döküldü. Bütün sorumlusu sizsiniz, sebebi sizsiniz! Açık söyleyelim, bu yasayı size çıkarttırmayacağız” sözleriyle tepki gösterdi.
DİHA
Kobanê’de 6 köy özgürleştirildiKobanê Kantonun üç cephesinde de ilerleyişini sürdüren YPG/YPJ güçleri 6 köy daha özgürleştirdi.
Bölgedeki ANHA muhabirleri, dün geceden buyana Kobanê kırsalında özgürleştirme hamlesi ile YPG/YPJ güçlerinin operasyonlarının DAIŞ teröristlerine karşı devam ettiğini bildirdi.
Muhabiriler, güney cephesinde teröristlere bir dizi operasyon düzenleyen savaşçılar Xirus köyü, güney batı cephesinde ise Piling ve Şemê köylerini özgürleştirdi. Güneydoğu da Lavarec çimento fabrikası çevresinde bulunan bazı tepelerle teröristlerin elinde bulunan bir şantiye kurtarıldı.
Kantonun batı cephesinde ise, etkili operasyonlar ardından, Berkelkeçelo, Getaş köyleri ise Zagros tepesi özgürleştirildi.
YPG/YPJ güçleri doğu cephesinde savaşçıların Gevrik köyü teröristlerden arındırıldı. Aynı bölgede Ekbaş ve Xanê köy yollu arasında teröristlere ait bir araç imha edildi, teröristlerin ölü ve yaralılarına ilişkin net bilgiye ulaşılamadığı aktarıldı.
Operasyonların devam ettiği belirtildi.
Şengal’de 2 gerilla şehit düştüŞengal’de devam eden Şengal’i Özgürleştirme Operasyonu kapsamında yaşanan çatışmalarda şehit düşen 2 gerillanın kimlik bilgileri açıklandı.
HPG Şengal Komutanlığı ve YBŞ Genel Komutanlığı, yazılı bir açıklama yaparak Şengal’i Özgürleştirme Hamlesi kapsamında yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren 2 gerillanın kimlik bilgilerini kamuoyu ile paylaştı.
“Şengal’i Özgürleştirme Hamlesi kapsamında devam eden tarihi direnişte sorumluluk ve görevleri karşısında büyük coşku, disiplin ve fedekarlıkla sahiplenen Armanc – Eser GEZEN ve Bawer – Mehmet KORKMAZ arkadaşlarımız bu tarihsel mücadele esnasında şehit düşmüşlerdir.” denilen açıklamada, “14 Şubat günü Armanc arkadaş direniş anında şehit düşerken, ağır yaralanan Bawer arkadaşımız ise tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamış ve 17 Şubat günü şehit düşmüştür” ifadelerine yer verildi.
HPG-YBŞ açıklamasında devamla şunlar belirtildi:
“Şengal’de gerçekleşen tarihsel hamlede öne çıkan Apocu militan ruhun temsilini sergileyen Armanc ve Bawer arkadaşlar, fedai yaşam tarzları ve kararlılıklarıyla direnişin en ön saflarında yerlerini almış ve büyük özgürlük tutkularıyla mücadeleye güç katmışlardır. Bizlere devredilen bu değerler karşısında bu tarihsel özgürlük mücadelesini yükselteceğimizin sözünü veriyor şehitlerimizin anılarına devrimci bir bilinçle cevap olacağımızı belirtiyoruz.”
HPG Şengal Komutanlığı ve YBŞ Genel komutanlığı’nın yaptığı ortak açıklamada Şengal’de şehit düşen peşmerge komutanı Dilşad Aziz hakkında ise “16 Şubat günü Şengal direnişinde şehit düşen Dılşad Aziz adlı peşmerge komutanı da bu özgürleşme hamlesinde yerini almış ve kanının son damlasına kadar mücadele yürüterek şehit düşmüştür.” denildi.
HPG Şengal Komutanlığı ve YBŞ Genel Komutanlığı’nın yaptığı yazılı açıklamada, şehit düşen gerillaların; Ağrı doğumlu Armanç Botan kod adlı Eser Gezen ve Bitlis doğumlu Bawer Garzan kod adlı Mehmet Korkmaz olduğu belirtildi.
Rojnews
Özgecan’ı sahiplenme dönüm noktası olsunKadına şiddet AKP hükümeti döneminde katbekat artmıştır. AKP iktidarında uyuşturucu kullanma, toplum içindeki şiddet, toplumsal sorunlar katbekat artmıştır. Kendisini ahlak bekçisi gibi gösteren AKP döneminde toplum da dağılmış, toplumsal çürüme de görülmedik düzeyde artmıştır. Çünkü AKP toplum karşıtı kapitalist modernitenin en has temsilcisidir. Sadece bu temsilciliği Çankaya’ya türbanlı bir leydi çıkartarak örtmeye çalışmaktadır.
Kadına şiddet konusunda da AKP hem kadını düşüren ve çağdaş köle yapan kapitalist modernitenin temsilcisidir, hem de kadın erkeğin emanetidir diyerek ataerkil anlayışın savunucusu olduğunu ortaya koymuştur. Zaten bu iki zihniyetin kokteyli olan AKP iktidarı döneminde kadına şiddetin artmasından başka bir şey beklenemez. Geleneksel kadın düşmanlığıyla, bu düşmanlığı zirveye çıkaran kapitalist moderniteyi kadının başında patlatmıştır. Bunu söylemeye de yazmaya da gerek yoktur. 13 yıllık AKP iktidarında yaşananlar bunu ispatlamıştır. Bu nedenle AKP kadın düşmanı ve kadını düşüren bir iktidardır. Kadın köleliği AKP döneminde zirveye çıkarılmıştır.
Kuşkusuz AKP iktidarı döneminde Kürdistan’daki kadın Özgürlük Hareketi ve bunun yarattığı bir mücadele ve direniş söz konusudur. Dünyanın başka yerlerinde kadın düşmanlığı ve kadının düşürülmüşlüğüne karşı ciddi bir mücadele görülmezken, Kürt kadını bugün dünyada bu mücadele ve direnişin öncülüğünü yapmaktadır. Dolayısıyla AKP’nin kadın düşmanlığı ve buna karşı yürütülen direniş at başı gidiyor dersek abartmış olmayız. AKP’ye karşı bu konuda ciddi bir direniş gösterildiğini kabul etmek gerekir.
Mersin’de Özgecan’ın hunharca katledilmesinden sonra AKP hükümetinin “Kadına uzanan eller kırılır” biçiminde açıklama yapması, AKP iktidarına karşı yükselecek kadın mücadelesinin önünü almaya yöneliktir. Çünkü Türkiye ve Kürdistan’da kadın mücadelesinin geldiği düzeyi iyi görmektedir. Şu anda AKP hükümetinin en fazla korktuğu toplumsal kesim kadınlardır. Nitekim bunun önünü almak için özel bir politika yürütmektedir. AKP hükümeti kadına karşı bir psikolojik savaş içindedir. Tayyip Erdoğan ve AKP’lilerin her fırsatta kadın özgürlük mücadelesi verenlere yönelik kinlerini kusmaları, kadın mücadelesinde yaşadıkları korkudan dolayıdır. Korkunun ecele faydası yoktur. Kadınlar, AKP iktidarının hegemonik politikalarına izin vermeyecekler, eski ve yeni kadın düşmanlığını birleştirerek kadına karşı yönelttiği saldırıyı kıracaklardır.
Özgecan’ın cinayeti karşısında tüm Türkiye ve Kürdistan’da kadınlar ayağa kalktılar. İlk defa bu düzeyde bir toplumsal mutabakat ortaya çıktı. Bu durum, kadın özgürlük mücadelesinin geldiği düzeyi gösterir. Bu durumun yaratılmasında Kürt kadınının mücadelesi belirleyici rol oynamıştır. İster kabul edilsin, ister kabul edilmesin gerçeklik budur. Kürt kadınının özgürlük mücadelesi tüm dünyayı etkilerken, yanı başındaki Türkiyeli kadınları etkilememesi düşünülemez. Bu gerçeklik, aynı zamanda Kürt kadınının özgürlük mücadelesinin Türkiye’nin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi konusunda ne düzeyde büyük rol oynadığını ve oynayacağını ortaya koymaktadır.
Kadına şiddet kampanyalarını Kürt kadınları başlattı ve Türkiye’nin gündemine koydu. Şimdi bu çalışmaların ürünü alınmaktadır. Türk devleti ve birçok çevre, Kürt kadınının özgürlük düzeyindeki gelişmeyi yansıtmamak için büyük çaba harcamış olsalar da nafiledir. Kadın özgürlük mücadelesi o kadar güçlü ve derinliklidir ki, kapı kapansa pencereden, pencere kapansa bacadan, baca kapansa anahtar deliğinden girer. Bin bir gece masallarında belirtildiği gibi cin şişeden çıkmıştır. Yani özgürlük kanatlanmıştır. Hiçbir engel tanımadan tüm kadınlara ulaşmaktadır. Çünkü kadın özgürlük mücadelesi kanatlı özgürlük mücadelesidir.
Şu anda kadın özgürlük mücadelesinin merkezi Kürdistan ve Türkiye’dir. Zaten Rojava Devrimi ve Kobanê Direnişi Kürt kadınının özgürlük duruşunu açıkça tüm dünyaya göstermiştir. Özgecan’ın katledilmesi sonrası ortaya çıkan tepki de bu duruşun Türkiye ve Bakurê Kurdistan’daki etkisidir. Kadın özgürlük mücadelesi, Türkiye ve Bakurê Kurdistan’da daha etkili hale gelecek, Türk devleti ve hükümeti ne kadar engellese de Kürdistanlı kadınlar ve Türkiyeli kadınların özgürlük mücadelesinin ortaklaşmasının önüne geçilemeyecektir.
Kürt kadınının özgürlük düzeyi mecliste, siyasi alanda, sosyal ve kültürel yaşamda net olarak belli olmaktadır. Bu durum Türkiye siyasetini de zorlamaktadır. Son yıllarda AKP, CHP, hatta MHP’nin bile kadınları siyaset alanına katma çabası Kürt Özgürlük Hareketi’nin yarattığı dalganın sonucudur. Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi tüm toplumsal kesimlerin önünü açmaktadır. Türk devleti, birçok toplumsal kesimin Kürt Özgürlük Hareketi’nin etkisine girmemesi için bizzat kendisi bu kesimlerle ilgili bir şeyler yapmak zorunda kalmaktadır. Kürt Özgürlük Hareketi ve kadın özgürlük güçleri bu durumdan rahatsız değildir. Kendi mücadelelerinin sonucu olduğundan bu sonuçlardan memnundurlar.
Tüm bunları Kürt kadınlarını övmek için söylemiyoruz. Bir gerçek bilinsin ve bu temelde kadınların mücadelesi daha bilinçli ve örgütlü hale getirilsin diye ifade ediyoruz. Özgecan’ın katliamına yönelik tepkiler bir dönüm noktası olmalıdır. Sadece kadına şiddete yönelik mücadelede değil, Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesinde de bir dönüm noktası olmalıdır. Kadınlar özgürlük mücadelesini, kadına şiddet mücadelesini Türkiye’nin demokratikleşme mücadelesiyle bütünleştirmelidirler. Önümüzdeki seçimi de bu açıdan çok iyi değerlendirmelidirler.
Dünya medyasında öne çıkan başlıklarVDIE WELT
Almanya’da yayınanan DIE WELT “Gabriel Schäuble’nin Kararına Kızdı” başlıklı haberinde, SPD Baikanı ve koalisyon hükümetinin Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel’in, Yunanistan’a mali yardımın uzatılmasına hayır diyen Maliye Bakanı Schäuble’yi eleştirdiği, Brüksel’de konunun görüşülürken şimdiden hayır demenin erken olduğunu savunduğunu yazıyor. Gabriel, Yunanistan’ın şimdi yeni bir program istediğini ortaya koymuşken, buna çabucak evet veya hayır demeyi doğru bulmadığını, kendi hükümetinin maliye bakanının hayır kararının Avro Grubuyla görüşmelerde ortak bir çözümü bloke ettiğini söylüyor. Diğer ülkelerin maliye bakanlarının Almanya’nın bu katı tavrının paylaşıp paylaşmayacakları, bugün öğleden sonra Brüksel’de yapılacak toplantıda belli olacak.
DIE ZEIT
Almanya’da çıkan DIE ZEIT’da yer alan “Rehineci Olarak Wolfgang Schäuble” başlıklı makalede, Almanya’nın Atina’nın çözüm önerisine hayır demesinin pekçok Yunanlıyı öfkelendirdiği, “Berlin hükümeti biz, aşağılamak mı istiyor?” dedikleri, Almanya maliye bakanının karikatürlerinin şimdi Yunanistan’da nazi sembolleriyle değil, aksine IŞİD ikonografisiyle çizildiği, portakal rengi rehine elbisesi içinde diz çökmüş, üzerinde Yunanistan yazan bir komik figürün boynuna bıçağı dayamış, tekerli sandalyedeki kara maskeli Alman maliye bakanı resmedildiği belirtiliyor.
FAZ
FRANKFURTER ALLGEMEINE ZEITUNG “IŞİD, muhtemelen Türkiye’deki Elçiliklere Saldırılar Planlıyor” başlıklı ve Hürriyet gazetesini de kaynak gösterdiği haberinde, Kobani’deki çatışmalara katılan yaklaşık 3.000 kadar IŞİD militanının şimdi Türkiye-Suriye sınırının güney kıyısında Türkiye’ye girmek için beklediklerini, hatta yüksek düzey bazı IŞİD komutanlarının Türkiye’deki gizli evlerde kaldıklarını, İstanbul ve Ankara’daki ABD ve koalisyon müttefki ülkelerin diplomatik temsilciliklerine bombalı ve intihar saldırıları planlandıklarını bildiriyor.
JUNGE WELT
JUNGE WELT “Berlin’de Bağışlama Yok” başlıklı haberinde, Atina hükümetinin Avro Grubuyla kredi anlaşmasını altı ay uzatma dilekçesi verdiğini, Almanya hükümetinin bu öneriyi reddettiğini, Avro ülkeleri maliye bakanlarının bugün Brüksel’de özel bir toplantı yapacaklarını yazıyor.
SZ
SÜDDEUTSCHE ZEITUNG’da yer alan bir makalede ise, Yunanistan Maliye Bakanı Varoufakis’in krizi derinleştiğini ileri sürülüyor. Konunun Brüksel’de bugün yapılacak toplantıda yeniden ele alınacağı belirtiliyor.
DER STANDARD
Avusturya’da çıkan DER STANDARD “Bunenos Aires’de 400.000’den Fazla İnsan Sessiz Yürüyüşe Katıldı” başlıklı haberinde, devlet başkanı Cristina Kirchner aleyhine parlamento önünde ifade vereceği günün öncesinde evinde ölü bulunan savcı Alberto Nismann için Çarşamba günü Arjantin’in başkenti Buenos Aires’de dörtyüzbinden fazla insanın katıldığı bir sessiz yürüyüş yapıldığı, otopsi raporunda intihar dense de, savcının başkanın emriyle öldürüldüğü inancının yaygın olduğu bildiriliyor.
TIROLER ZEITUNG
TIROLER ZEITUNG “Almanya, Yunanistan’ın Dilekçesini Truva Atı olarak Görüyor” başlıklı haberinde şöyle deniyor:
Avro maliye bakanlarının bugünkü toplantısına sunulmak üzere hazırlanan bir taslakta, Yunanistan’ın mevcut yardım programını durdurarak, bir ara finansman sağlamayı amaçladığı belirtiliyor. Alexis Çipras’ın dün Angela Merkel’e telefon ederek, Almanya’nın hazırladığı taslakta kullanılan kavramların gerçek bir tartıuşmaya hizmet etmeyeceğini söylediği bildiriliyor.
NZZ
İsviçre’de yayınlanan NEUE ZÜRCHER ZEITUNG “Şeytan İşi Olarak Kapitalizm” başlıklı Peter fischer imzalı makalede şöyle deniyor:
Yunanistan Maliye Bakanı Janis Varoufakis, 2013’de şöyle diyordu: Marx bana neoliberalizmin zehirli propagandasına karşı beni bağışıklı yapacak bir yöntem verdi. Örneğin, refah özel olarak üretilir ve sonra deyim yerindeyse bir illegal devlet tarafından vergilendirme yoluyla ona el konur.”
O her ne kadar Avrupa kapitalizmin devirmeyi ve avro bölgesini kaldırıp atmayı memnuniyetle yapmak istese de, bu radikal çözümlerin Avrupayı parçalayacağı, Güneyin durgunluk ve enflasyona batarken neofaşistlerin eline düşebileceği kanısına ulaşmış. Bu nedenle Yunanistan’ın Avrodan çıkmasına karşı.
TAGES ANZEIGER
İsviçre’de yayınlanan TAGES ANZEIGER “Yunanistan Yeni Cumhurbaşkanını Seçti” başlıklı haberde, Yunanistan parlamentosunda hükümetin aday gösterdiği eski içişleri bakanlarından, muhafazakar Prokopis Pavlopoullos’un ilk turda 300 oyun 233’ünü alarak cumhurbaşkanı seçildiğini yazıyor.
HAARETZ
İsrail’de yayınlanan HAARETZ “Demokratlar, Temsilciler Meclisi liderlerine Netanyahu’nun Konuşmasının Ertelenmesi İçin Mektup Yazdı” başlıklı haberinde, 20’den fazla demokrat milletvekilinin imzaladığı mektupta, İsrail başbakanı Netanyahu’nun gelecek ay Kongre ve Temsilciler Meclisi ortak toplantısında yapacağı konuşmanın ertelenmesini istedikleri bildiriliyor.
INDEPENDENT
Britanya’da yayınlanan INDEPENDENT “Truva Atı mı yoksa yardım diye çırpınan birini bekletme mi?” başlıklı haberinde Yunanistan hükümetinin alacaklılarına uzattığı zeytin dalının kısa geldiğini, Almanya’nın dün bu dalı geri çevirdiği, Akdenizde ülkesinde ortak para biriminin birkaç hafta içinde çökebileceği korkusunun yükseldiğini yazıyor.
THE WASHINGTON POST
ABD’de yayınlanan THE WASHINGTON POST “Obama, diğer ulusları terörizme karşı mücadelede seküler sorunları ifade etmeye zorluyor” başlıklı haberinde şöyle deniyor:
Başkan Obama Perşembe günü 60’dan fazla ülke temsilcisin e hitaben yaptığı konuşmada, onların dünya çapında terörist grupların çekiciliğini köreltmek için seküler çelişkilere ve diğer ekonomik ve politik şikayetlere cevap vermeleri gerektiğini anlattı.
Obama “insanlar eziliyor, özellikle mezhepsel ve etnik hatlar boynca, insan hakları inkar edilyorsa, muhalefet susturuluyorsa, bu şiddet kullanan aşırılığı besler. Ve bizler kalıcı istikraqr ve gerçek güvenliğin demokrasiyi gerektirdiğini kabul etmeliyiz” dedi.
NEW YORK TIMES
NEW YORK TIMES yazarı Paul Krugman “Buraya Almanca Bir Küfür Ekleyin” başlıklı makalesinde şöyle yazıyor:
Almanya Yunanistan’ın önerisine hayır dedi. Yunanistan’ın yazdığı mektubun bir U dönüşü ve teslim olma şeklindeki yorumların yanlı olduğunu düşünüyorum.
Yunanistan kendisini eski programa yükümlü kılmadan bir ekonomik strateji kurmak için zaman kazanmaya çalışıyor. Öte yanda Almanya Syriza’nın seçim vaadlerinin hepsini toptan terk etmeye zorluyor. Almanlar bunun olacağına gerçekten inanıyorlar mı? Sanmıyorum. Bana öyle geliyor ki, Almanya Yunanistan’ı Avro bölgesinden çıkmaya zorluyor. Almanya’nın politikası objektif olarak, Yunanistan’ın avro para birliğinden çıkarılmasından yanadır. Böyle bir durumda da, objektif olarak [faşist] Altın Şafak’tan yanadır.

Rojken Haber

Rojken Haber

Dr. Amed Sozdar

Dr. Amed Sozdar
Rojken

Rojken

Rojken
Rojken

Sohbet Odası

Sohbet Odası
Sohbet Odası
Amed Sozdar - AmedSozdar@hotmail.com. Powered by Blogger.
Design by webbilgi.org