Sesli Sohbet

Sesli Sohbet
Sesli Kürtçe

Rojken ::: DİFHA

iletişim.: Email-Skype.: amedsozdar@hotmail.com

Dicle Fırat Haber Ajansı :: Dr. Amed Sozdar

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü talebiyle Avrupa Konseyi (AK) önünde sürdürülen özgürlük nöbeti bin gününü geride bırakırken, Avrupa’daki Kürt mücadelesi içinde önemli bir yer edindi.


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü talebiyle Avrupa Konseyi (AK) önünde sürdürülen özgürlük nöbeti bin gününü geride bırakırken, Avrupa’daki Kürt mücadelesi içinde önemli bir yer edindi.
Nöbet eylemini başlangıcından bu yana bizzat organize eden tertip komitesi üyesi Munzur Emekçi, Öcalan’ın özgürlüğüne yönelik bu eylemin ‘daha doğru anlaşılmasını’ isterken, “Nöbet eyleminin amacı aynı zamanda Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu halkarının özgürlüğü, birlikte ortak yaşamıdır” dedi.
Bininci gününü geride bırakan nöbeti ve eylemcileri selamlayan Kongra-Gel Genel Başkanı Remzi Kartal ise, “Dünya kamuoyunun gündemine Önder Apo’nun özgürlüğünü yerleştirmeliyiz” diyerek, eylemin çok daha anlamlı, çok daha ses getirecek bir sürece girdiğini vurguladı.
25 Haziran 2012’de başlayan nöbet eylemine bugüne kadar 146 grup dahilinde 800’e yakın kişi katıldı. Eylemde bugüne kadar yaklaşık 70 bin Avrupalı ve diğer kıtalardan öğrenci, bürokrat ve turistlerle birebir diyalog kurulurken, Kürt sorunu, Öcalan’ın yaşamı, barış ve özgürlük mücadelesi üzerine bilgilendirme yapıldı.
Eylemde bugüne kadar toplamda 400 bin kadar bildiri ile Öcalan’ın biyografisinin de aralarında bulunduğu broşürlerden 40 bin adet dağıtılırken, 21 bini aşkın imza toplandı.
Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi ve Tertip Komitesi olarak Avrupa Konseyi, Strasbourg Belediyesi ve daha birçok kurum ile görüşmeler gerçekleştirilirken, kentteki oturumlara katılan onlarca ülke delegasyonuyla da görüş alış-verişinde bulunuldu.
‘EYLEMİN ÖZÜ DAHA İYİ KAVRANMALI’
Öcalan’a Özgürlük Nöbeti eyleminin başından bu yana tertip komitesinde olan Munzur Emekçi, eylemin sadece ‘Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü hedeflemediğini’ hatırlatırken, Öcalan’ın özgürlüğünün Ortadoğu halklarının geleceğiyle bağına dikkat çekti.
Emekçi şöyle dedi: “Bininci gününü geride bırakan bu eyleme dair Tertip Komitesi üyesi olarak izlenimim, nöbet eyleminin içeriği ve anlamının yeterince iyi anlaşılmadığıdır. Her ne kadar Kürt halkının kurumları bunun farkında olsa da, genel anlamda Kürdistani ve Türkiyeli kesimler bence bu eylemi yeterince iyi kavramadı.
‘ÖCALAN’IN VE HALKLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN ÖĞELER’
Eyleme sadece sayın Öcalan’ın fiziksel özgürlüğü esasında bakılıyor. Biz defalarca vurguladık; Nöbet eyleminin amacı aynı zamanda Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu halkarının özgürlüğü, birlikte ortak yaşamıdır. Ama aynı zamanda da Kürt sorununun çözümüdür. Tabii ki, Önderliğimizin fiziksel özgürlüğü önemlidir. Ama bütünüyle de böyle tek yönlü değerlendirmemek gerekir. Böyle yaklaşmak aynı zamanda eylemin ciddiyetine de uymuyor ve bu eylemi de pasifize etmektir.
Zira sadece fiziksel özgürlüğü ön plana almak toplumsal özgürlükleri, barışı ve birlikte yaşamı geri plana itiyor. Bizce hem bunlar hem de sayın Öcalan’ın fiziksel özgürlüğü birbirlerini tamamlayan öğelerdir.
BARBARLIĞA KARŞI MEDENİYETLER SÖZLEŞMESİ ÖN PLANA ÇIKARILIYOR
Kürt Halk Önderinin özgürlüğünün halklar için neden önemli olduğuna değinen Munzur Emekçi, şöyle devam etti: “2013 yılından bu yana da Önderliğimizin gösterdiği barış çabaları var. Bu yalnızca Türk ve Kürt halkları arasındaki barış süreci değildir; bütün Ortadoğu coğrafyasını kapsayan bir barıştır. Bu coğrafyada yaşayan herkes için; Araplar, Farslar, Türkler, Kürtler, Ermeniler ve tüm inançlar için Önderliğimiz bir şanstır.
Buna bir örnek verirsek; DAİŞ barbarlığıyla birlikte gördük. Halkları ve inançları hedef alan, tüm tarihi ve kültürel mirasını tahrip eden bir barbarlıktan söz ediyoruz.
Buna karşılık sayın Öcalan Demokratik İslam Kongrei talebinde bulunarak, Medine Sözleşmesi’nden bahsediyordu. Burada inşa edilmek istenen halkların bin yıllardır birlikte yaşamıdır.
Bugün ise dikkat edilirse, bu medeniyetler sözleşmesi İslam adına hareket ettiğini savunan DAİŞ gibi çeteler ve onun arkasındaki güçler tarafından Mekke tarihine geri döndürüldü. İnançları, halkları, kadınları katlediyorlar, halkları ve inançları birbirine kırdırıyorlar.
Bu toz-duman hali içerisinde ortak yaşamı ve özgürlükleri dayatan tek bir lider var, o da Sayın Öcalan’dır. Sonuç olarak, Erdoğan ve devletin bu gerçekleri görmesine rağmen, kendi bireysel ve iktidarsal çıkarlarını öne çıkarıyorlar. Bu nedenle de, halkın lideri olarak gördüğü sayın Öcalan’a karşı söylemlerinde tutarlı, dürüst ve ilkeli olunmalıdır. Müzakereler sonucu ortaya çıkan ve bütün halkların lehine olan 10 maddenin hayata geçirilip, bu coğrafyayı halklar açısında yaşanılır bir hale getirilmelidir.”
‘ÖCALAN ÖZGÜRLEŞİNCEYE KADAR NÖBETTE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
Bin gününü geride bırakan ve önümüzdeki aylarda üçüncü yılını geride bırakacak olan Öcalan’a Özgürlük Nöbeti’nin ‘ilk günkü heyecanla’ devam ettiğinin altını çizen Munzur Emekçi, son olarak şöyle dedi: “bizler Tertip Komitesi olarak, sayın Öcalan özgürleşinceye kadar, halkımızın da vereceği destek ve güçle burada nöbette olmaya devam edeceğiz.”
KARTAL: KÜRDİSTAN HALKLARININ VE ÖCALAN’IN DOSTLARININ SESİ OLUNDU
Kürt halkının mücadele tarihindeki en uzun soluklu ve aralıksız eylem olan Öcalan’a Özgürlük Nöbeti’ne ilişkin ANF’ye konuşan Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal da, eylemin önemine dikkat çekti.
Öcalan’ın özgürlüğünün dünya kamuoyunun gündemine daha fazla yerleştirilmesi gerektiğine vurgu yapan Kartal, şu sözleri sarfetti: “Her şeyden önce 1000 gün boyunca Önder Apo’nun özgürlüğü için nöbet tutan bütün yurtseverlerimizi saygı ile selamlıyoruz. Gerçekten Kürdistan özgürlük mücadelesinin tarihine geçen bir sahiplenme, bir direniş, eylem türüdür. Bin gün boyunca Önder Apo’nun özgürlüğü için Avrupa Konseyi’nin önünde Kürdistan halklarının ve Abdullah Öcalan’ın dostlarının sesi olundu.
Onları temsilen Öcalan’ın, Önderliğimizin özgürlüğüğünü talep ettiler. Gelen geçen, o alandaki bütün insanlara ulaşmaya, onlarla ilgili bilgilendirmeler yaptılar. Bu değerli çalışmalarından dolayı Kongra-Gel adına bu süreçte emeği geçen bütün yurtseverlerimizi saygı ile selamlıyoruz.
NÖBET EYLEMİ ÇOK DAHA SES GETİRECEK BİR SÜRECE GİRİYOR
Muhakkak bu büyük mücadelenin Önder Apo’nun özgürleşmesi sürecinde çok etkili sonuçları olacağına inanıyorum. 1000 günde nöbeti devralan arkaşdaşlarımız ve bugünden sonra da sürdürecek olan arkadaşlarımız olacak. Önder Apo’nun özgürlüğünü sağlayıncaya kadar Kürdistan halkları, Öcalan’ın dostları olarak birçok insan bu eylemselliği sürdürecek. Bu temelde bütün halkımıza, kamuoyumuza mesajımız: “Bu 2015 Newrozu’nu Önder Apo’nun özgürlük Newrozu olarak karşıladık. Bütün alanlarda bu temelde sesimizi yükselttik. Dünya kamuoyuna önderliğimizin özgürlüğünü istediğimizi belirttik. 2015 yılındaki bütün çalışmalarımızda da bu mesajımızı sürdüreceğiz.
Daimi nöbet eyleminin bu çerçevede çok daha anlamlı, çok daha ses getirecek bir sürece girdiğini belirtmek istiyorum. Bu temelde önümüzdeki süreçte halkımızın Strasbourg’daki nöbet eylemine daha fazla destek vermesi, yaşadığımız bütün alanlarda dört parça Kürdistan ve dünya coğrafyasına yayılan bütün alanlarda Önder Apo’nun özgürlüğü için sesimizi yükseltmeliyiz. Bunun için özgün planlama, eylemsellik içinde olmalıyız. Dünya kamuoyunun gündemine Önder Apo’nun özgürlüğünü yerleştirmeli ve bunu sağlamalıyız.”
    Ludwigshafen Kürt Toplum Merkezi'nde düzenlenen seçim koordinasyonu toplantısında, AKP iktidarının ancak HDP'nin başarısıyla yıkılabileceği vurgulanarak, Avrupa'daki halkın seçim barajının aşılmasında önemli rol oynayacağı belirtildi.

Ludwigshafen Kürt Toplum Merkezi'nde düzenlenen seçim koordinasyonu toplantısında, AKP iktidarının ancak HDP'nin başarısıyla yıkılabileceği vurgulanarak, Avrupa'daki halkın seçim barajının aşılmasında önemli rol oynayacağı belirtildi.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da 7 Haziran'da düzenlenecek genel seçimler için Almanya'nın Frankfurt, Giessen, Darmstadt, Mannheim, Nürnberg ve Saarbrücken bölgelerinde faaliyet yürüten seçim koordinasyonu aylık toplantısını düzenledi.
Demokratik Güç Birliği temsilcilerin katılımıyla dün Ludwigshafen Kürt Toplum Merkezi'nde düzenlenen toplantı, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından başladı.
'AKP İKTİDARI ANCAK HDP İLE YIKILABİLİR'
Toplantıda yapılan açıklamada, "Kendi bölgelerimizde kurmuş olduğumuz seçim komisyonlarıyla başta Aleviler olmak üzere bütün kesimlerden, ötekileştirilen halklara ulaşarak HDP'nin Türkiye'de yaşayan bütün halkları kucakladığını anlatmalıyız" denildi.
HDP'nin seçimlerden başarıyla çıkması için ortak mücadelenin önemine dikkat çekilen toplantıda, "AKP iktidarını ancak HDP ile yıkabiliriz. Ne kadar oy alabilirsek o kadar barış ve özgürlüğe yakın oluruz" mesajı verildi.
'SIRA PROPAGANDA VE HALK TOPLANTILARINDA'
Toplantıda konuşan NAV-DEM temsilcisi de, yüzde 10 barajını aşmak için Avrupa'daki halkın rolünün büyük olduğuna işaret ederek, şu bilgileri verdi: "Şu ana kadar 39 şeçim büromuz ve 851 kişilik HDP için çalışan gönüllümüz var. 26.443 kişiyi ulaşmışız. Artık birinci olan aşamayı bitirdik ve ikinci aşama olan propagandaya geçtik. Her bölgemizde panel ve halk toplantıları yapacağız. Üçüncü aşama olarak, 8-31 Mayıs'ta seçmenlerimiz toplu olarak oy kullanmaya gidecek."
       Almanya'nın başkenti Berlin'de seçimler için yapılan halk toplantısında konuşan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, seçim barajının 12 Eylül darbesinin ürünü olduğunu belirtti.

Almanya'nın başkenti Berlin'de seçimler için yapılan halk toplantısında konuşan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş yüzde 10'luk seçim barajının 12 Eylül askeri cuntası tarafında konulduğunu ve bu barajın ezilenlerin Meclis'te kendisini temsil etmesini engellemek amacıyla getirildiğini söyledi. Demirtaş’ın Berlin Cem Evi’ni ziyareti ise büyük ilgiyle karşılandı.
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Berlin’de seçimler için yapılan bir halk toplantısına katıldı. Estrel Hotel’de düzenlenen toplantıya salonun kapasitesinin çok üstünde kişi gelmesinden dolayı, salonda izdiham yaşandı.
Toplantıda konuşan Demirtaş, HDP'nin Türkiye'deki bütün ezilenler ve ilericileri bir araya getirdiğini, bu partinin Türkiye'ye nasıl bir barış getireceğini ise bütün dünyanın dikkatle izlediğini söyledi. 
Yüzde 10'luk seçim barajının 12 Eylül askeri cuntası tarafında konulduğunu ve bu barajın ezilenlerin Meclis'te kendisini temsil etmesini engellemek amacıyla getirildiğini belirten Demirtaş, "AKP şimdi bu barajın neden yüzde 20 yapılmadığına hayıflanıyordur. Ama yüzde 20 yapsalardı biz yüzde 25 alırız" dedi. 
Demirtaş daha önce seçime bağımsız girdikleri için yurt dışındaki oyların kendilerine ulaşmadığını şimdi ise bunun mümkün olduğunu, barajı aşmak için eksik kısmın Avrupa'daki oylarla tamamlanabileceğini dile getirdi. Herkesin oyuna sahip çıkarak, barajı aşmaya katkı sunmasını istedi. 
HDP'nin geldiği noktada kötü durumda olmadığına ama istedikleri yerde de bulunmadığına işaret eden Demirtaş, kimsenin rehavete kapılmadan HDP'nin bir kadrosu gibi mahallelere, evlere ve işyerlerine gidip oy için çalışmasını istedi. Ancak böyle bir çalışma ile AKP'nin 7 Haziran'da tek başına iktidar olmasının önüne geçilebileceğini vurguladı.
Demirtaş, Estrel Hotel'deki konuşmasının ardından Berlin Cem Evi'ni ziyaret etti. 
Cem Evi'nde konuşan Berlin Alevi Toplumu Başkanı Halit Büyükgöl, artık faşist zihniyetin korkması gerektiğini dile getirdi.  Demirtaş da Alevilerin tarih boyunca büyük bir dramı yaşadığını ve çok acı çektiğini söyledi. Demirtaş ise şunları ifade etti: "Alevilere siyaset yapmayın demek, kendinizi yaşamayın demektir. Aleviler şimdiye kadar kimseyi yakmadı. Kimseye acı çektirmedi. Kimsenin evini işaretlemedi. Eğer Alevilerden korkacaklarsa, demokrasiyi getirecekler diye korksunlar. Artık talep edenden çıkıp yönetmek istiyorsak, 7 Haziran seçimi büyük bir fırsattır. Bu fırsatı tepmeyelim. Biz bu güce sahibiz."
          Halkların Demokratik Partisi Merkezi Seçim Komisyonu, Türk basını ve sosyal medyada çıkan milletvekili adaylarıyla ilgili haberlerin doğru olmadığını belirtti.


Halkların Demokratik Partisi Merkezi Seçim Komisyonu, Türk basını ve sosyal medyada çıkan milletvekili adaylarıyla ilgili haberlerin doğru olmadığını belirtti.
Halkların Demokratik Partisi Merkezi Seçim Komisyonu, "7 Haziran Genel Seçimlerindeki milletvekilleri adaylarımıza ilişkin olarak yaygın medyada ve sosyal medyada dolaşan haberler gerçekle ilgisizdir. Seçim komisyonumuz çalışmalarını sürdürmektedir. Çalışmalar sonuçlandığında kamuoyu ile paylaşılacaktır"
Siirt üniversite öğrencisi, Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumu Siirt Kız Öğrenci Yurdu'nun arkasındaki boş arazide başından vurulmuş halde bulundu. Hastaneye kaldırılan öğrencinin beyin ölümü gerçekleşti. 
Alınan bilgilere göre, Siirt Yeni Mahallede Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumu Siirt Kız Öğrenci Yurdu'nun arkasındaki boş arazide silah sesi duyanhalk, durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekipleri, başından yaralı üniversite öğrencisi Orhan Kaya'yı (23) ambulansla Siirt Devlet Hastanesi'ne kaldırdı. Tedavisi süren Kaya'nın beyin ölümünün gerçekleştiği belirtildi. 
Mannheim‘da Demokratik Güç Birliği tarafında kurulan seçim komisyonu haftalık olağan toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya 100 dolayında kişi katıldı.
Toplantı, Ludwigshafen Kürt Toplum Merkezinde dün saat 13.00‘de devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
Tertip Komitesi adına konuşan Cano Yıldız, seçmen kayıt işlemlerinin tamamlandığını, artık ikinci aşama olan seçim propagandası aşamasına geçtiklerini söyledi.
HDP bilesenleri olarak 8 Mayıs‘a kadar panel, halk toplantısı ve geceler organize edeceklerini dile getiren Yıldız, devamla şunları ifade etti:
„Şuanda Mannheim‘da bir seçim atmosferi yakalaşmış durumundayız. Şu ana kadar Mannheim‘da 9 tane HDP ile dayanışma büromuz var. Halkmız buralara gelip bizden bilgiler alıyor,
5 Nisan‘da Ludwigshafen Kürt Toplum Merkezi‘nde yapacağımız panele HDP Bitlis Milletvekili Hüsemattin Zenderdlioğlu katılıcak.
18 Nisan’da da Ludwigshafen’deki ATİF lokalinde bir panel organize edeceğiz. 
3 Mayıs tarihde  Mannheim‘da büyük bir gece organize edeceğiz. Geceye Amed Büyük Şehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak katılacak.
Şu ana kadar Mannheim‘da 5 bin kişiye ulaşmış bulunmaktayız. Biz  yapılacak geceden hemen sonra üçüncü aşamaya geçerek, bu ulaşdığımız 5 bin kişiyi toplu halde oy kullanmaya götüreceğiz.
7 Haziran gecesi de Başta Türkiye olmak üzere dünyanın her yerinde başarımızı kutlayacağız.“
Ciwanen Azad'ın 2. Kongresi büyük bir coşkuyla başladı. 'Kapitalizmi yaşama ve yaşatma' şiarıyla yapılan kongrede, örgütlülüğün büyütülmesi ve Avrupa da yaşayan Kürt gençlerini bir çatı altında toplanması hedefleniyor.
Almanya'nın Köln kentinde Ciwanen Azad tarafından düzenlenen kongre, Avrupa'nın birçok ülkesinde gençlerin katılımıyla başladı.
Konferansın yapıldığı salonun duvarlarına Rojava ve Kobanê'de hayatını kaybedenlerin resimleri ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın büyük posterleri sahneye asıldı. Salonda ”Arinlerin Ruhu İle Örgütlü ve Özgür Yaşamı İnşa Edelim, “Parastina Çanda me, Parastina Hebuna me ye” ile ”Kaptilaizme Neji u Nede Jiyin' yazılı pankartlar da yer aldı.
Kongre Kürdistan ve dünya devrim şehitleri için bir dakikalık saygı duruşunun ardından, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın mesajı okundu.
Mesajdan sonra divan seçimi yapılarak gündem belirlendi.
Kongreye HDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata da katıldı.
Kürtçe Müziğin Gerçek Adresi Rojken
Kürtçe Radyo  Amed Fm & Rojken Fm Canlı Yayınları ile sizlerle
Kürtçe
Görünüler yakında sayfada olacak..
Sergel Meydanı’nda bulunan Kültür Binası (Kulturhuset)’de düzenlenen galaya katılan İsveç, Kürdistan, İran, Türkiye, İsrail,  Latin Amerikalı ve Arap sanatçılar şiirlerini ve şarkılarını Kobanê’de yaşamını yitiren ve direnenler için okudular. Rojava’daki demokratik kantonlarla ve Kobanê direnişiyle dayanışma mesajları verdiler.
Galanın sunuculuğunu etkinliğin örgütlenmesine öncülük eden Doğu Kürdistan doğumlu Sol Parti Milletvekili Amineh Kakabaveh yaptı. Kakabaveh, galayı açış konuşmasında Kobanê’deki  Kürt kadınlarının  Esad döneminde Suriye vatandaşı bile yapılmadıklarını, kimlikleri bile olmadığını, ataerkil, dini ve geleneksel baskılar altında yaşadıklarını ancak Rojava’da kantonların kurulmasından sonra örgütlenmeye ve ellerine silah alarak özgürlükleri için mücadele etmeye başladıklarını söyledi.
KOBANÊ’DE KÜRT KADINLARI EŞİNE RASTLANMAYAN BİR DİRENİŞ SERGİLEDİ
Kobanê’deKürt kadınlarının barbarlığa karşı eşine pek rastlanmayan bir direniş sergilediklerini belirten Kakabaveh, böylesi bir direnişin Rojava Halkının kendine güveni sayesinde gerçekleştiğini ve DAİŞ çetelerine ciddi darbeler vurduğunu söyledi.
“Kobanê’ni çetelerden temizlendi ama insanların özgürce yaşayabileceği bir şehre dönüşebilmesi için geriye yapılması gereken çok şey var. Savaş Kobanê’de olduğu gibi Suriye’nin pek çok yerleşim biriminde büyük yıkım ve trajedilere yol açtı” şeklinde konuşan Kakabaveh, savaşın faturasını en fazla kadın ve çocukların ödediklerine dikkat çekti.
Kobanê’yle dayanışmak amacıyla gala yaptıkları günün, 16 Mart’ın Halepçe katliamının 27. yıldönümü olduğunu hatırlatan Kakabaveh, Kürtlerin tarihlerinin bu tür katliamlarla dolu olduğunu söyledi.
Kulturhuset yöneticilerinden Katta Pålsson da, yaptığı konuşmada insanlık düşmanı çetelere karşı topraklarını kahramanca savunan Kobanê halkı ile dayanışma amacıyla böylesi bir galaya ev sahibi yapmaktan onur duyduklarını ve tüm sanatçıların ücretsiz olarak dayaışma amacıyla galaya katıldıklarını ve elde edilecek gelirin tamamının Kobanê’ye gönderileceğini söyledi.
Kürt Sanatçı Fariborz Fakhari’nin saksofon çalmasının ardından sahneye çıkan Nişti Sterk, küçük bir Kürt çocuğu olarak o dönemde Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da karşılaştıkları sorunları ve anılarını katılımcılarla paylaştı.

ARİN MİRKAN  İÇİN BESTELEDİĞİ ŞARKIYI OKUDU
Necmeddin Xulami, DAİŞ çetelerine karşı verilen direnişte Kobanê’de yaşamını yitirenleri andıktan  ve direnişçileri kutladıktan sonra Arin Mirkan için bestelediği şarkıyı ilk kez bu galada okuyacağını söyledi.
İranlı Sanatçı Behrang Miri, DAİŞ çetelerinin Ortadoğu’da Kürt, Asuri, Ezidilere yönelik baskı ve saldırılarını kınadıktan sonra Kobanê direnişini konu alan hip hop şarkıları söyledi.
Uluslararası Sol Forum Başkanı Ann-Margarethe Livh ve Kadın Barış insiyatifi’nden Latife Fegan, Suruç’taki izlenimlerinin katılımcılarla paylaştılar. Türk devletinin uluslararası kurum ve kuruluşlardan ilticacılar için aldığı yardımları Kobanê’den Suraç’a gelen Kürdistanlılara aktarmadığına dikkat çektiler  ve Suruç’ta yaşayan Kürdistanlılarla dayanışmanın önemine vurgu yaptılar.
Sanatçılar Bengt Berg, Jan Hammarlund, Zinah Pirzadeh, Jenny Wrangborg, Dror Feiler, Stina Oscarsson, Bello Ciao, Gissoo Shakeri, Arezo Aref ve dört kızkardeşin oluşurduğu Şahin Kardeşler Grubu şarkı, türkü ve şiirlerini Kobanê için söylediler.
ÖZGÜRLÜK ATEŞİNİ YAKAN KİBRİTLER
Anf’ye açıklama yapan İsrail doğumlu Yahudi Sanatçı Dror Feiler, Kobanê’de direnenler ve yaşamını feda edenler için  “Özgürlük ateşini yakan  mutlu kibrit”  adlı parçayı bestelediğini söyledi.  Kendisinin Kobanê’de direnen ve şehit düşen savaşcıları özgürlük mücadelelerini ateşleyen kibrite benzettiğini belirttikten sonra, “Onların tarihteki yerlerini almaları oldukça önemli. Çok büyük kahramanlıklar gösterdiler. Bu direnişte kadınların çok önemli roller oynadıkları da unutulmamalı. Kadın ve erkeklerin birlikte verdikleri mücadelenin şarkıları da birlikte söylenmeli. Ben bugün bu galaya katılmaktan gurur duyuyorum. Ama aynı zamanda çok üzgünüm. Çünkü bugün Halepçe katliamının yıl dönümü. Bugün geçmişte yaşanan korkunç acıları ve geleceğe olan inancı bir arada yaşıyoruz” şeklinde konuştu.
Bestelediği yeni şarkısı ile ilgili sorularımızı yanıtlayan Kürt Sanatçı Necmeddin Xulami, özgürlük için savaşanları unutmamak gerektiğini, bunun için sanatçılara olanları gelecek nesillere aktarma görevi düştüğünü ve bu görevi yazarak veya şarkılar besteleyerek yerine getirebileceklerini söyledi.
30 yıldan beri Irak ve İran rejimine karşı direnenler, Kürt Halkının özgürlüğüne kavuşması için savaşanlar için mücadele şarkı ve türküleri bestelediğini ve okuduğunu belirten Xulami, Kobanê’de DAİŞ çetelerine karşı fedai eylemi düzenleyen Arin Mirkan’ın gösterdiği cesaret ve kahramanlığın en geniş yığınlar tarafından bilinmesine katkıda bulunmak amacıyla şarkıyı bestelediğini söyledi.
KOBANÊ’DEKİ KÜRT KADINLARI HER TÜRLÜ DESTEĞİ HAK EDİYOR
Nişti Sterk, Kobanê’deki Kürt kadınlarına ANF aracılığıyla direnmeleri ve yalnız olmadıklarını bilmeleri mesajını ilettikten sonra “Çok karanlık zamanlarda bile her zaman bir ışık vardır. Bu ışık çok yakındır” dedi.
Amineh Kakabaveh ise, “Dayanışmanın sınırı yok. Kobanê’deki Kürt kadınları her türlü desteği hak ediyorlar. Onlar Kobanê’de patlayan bombaydılar ve etkilerini ABD, Avrupa ve dünyanın her tarafında hissettirdiler. Namus cinayetlerine kurban giden Kürt kadınları ataerkil değerlere karşı çıktıkları gibi elde silah dünyanın en vahşi çetelerine karşı direnebildiklerini gösterdiler” şeklinde konuştu.

-YPG güçleriyle DAİŞ çeteleri arasında Kobanê ve Til Temur’da yaşanan çatışmalar ve buna bağlı gelişmeler takip edilecek.
-Güney Kürdistan’da ve Şengal’de DAİŞ çeteleriyle çatışmalar takip edilecek.
-HDP’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısını açıklamasını ardından gelişmeler takip edilecek.
-Til Temir’de yaşayan Asuri-Süryani’ler DAİŞ’in saldırısı öncesinde Türkiye tarafından bentlerle kesilen Habur nehrine 15 yıldan bu yana ilk kez su bıraktığını belirterek bu durumun bir tesadüf olamayacağını ifade etti.
- AKP hükümeti döneminde çocuklara karşı şiddet ve tecavüz politikalarının arttığına dikkat çeken KJK “İç güvenlik yasası” ile çocukların cezaevlerine atılması pratiklerine karşı mücadelenin yükseltilmesi çağrısında bulundu.
- HDP Kürtlerin en kalabalık yaşadığı Almanya'da kurulan seçim merkezleriyle çalışmalara hız verdi. NAV-DEM Eşbaşkanı Dilek Satılmış, amaçlarının 200 bin oy olduğunu söyledi.
- Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi toplantısı sonrası eş genel başkanlar Emine Ayna ve Kamuran Yüksek tarafından bir basın toplantısı gerçekleştirilecek.
- Paris’te katledilen Kürt kadın devrimci Sakine Cansız’ın (Sara) Hep Kavgaydı Yaşamım kitabının üçüncü cildi Mezopotamya Yayınlarından çıktı.

URFA (DİHA) - Suruç, Kobanê sınır hattında tarihinin en büyük Newroz'larından birine hazırlanıyor. Tertip Komitesi, yüz binleri ağırlamaya hazırlanan alandaki çalışmalarına devam ederken, ilçe merkezi boydan boya Newroz renklerine büründü. 

DAIŞ çetelerine YPG/YPJ güçleri öncülüğünde tarihin en büyük direnişiyle cevap vererek özgürlüğüne kavuşan Kobanê, iki yakada yapılacak olan görkemli Newroz ile bahara "Merhaba" diyecek. Suruç'ta yüzbinlerce yurttaşın katılımının hedeflendiği Etmanek Newroz'unun hazırlıkları aralıksız devam ediyor. DTK eş başkanları ve HDP, DBP Eş Genel Başkanları başta olmak üzere yurt dışı ve içinden gelecek olan çok sayıda heyet ve yüz binlerin katılımıyla yapılacak olan görkemli kutlama Kobanê sınır kapısı yolu üzerinde bulunan Etmaneka Biçuk köyünün (Küçük Kendirci) hemen karşısında bulunan alanda yapılacak. Sabah saatlerinden itibaren Suruç Belediyesi'ne ait iş makineleriyle düzeltilmeye başlanan alanda ses sistemi, platform, basın alanı, güvenlik alanı ve tuvaletlerin kurulumu başladı. Alanla ilgili tüm çalışmaların bugün tamamlanacağını belirten Tertip Komitesi üyesi İlyas Bozkurt, hazırlanan alanın en az 300 bin kişilik kapasiteye sahip olacağını, alanda 500 güvenlik görevlisi ile birlikte toplamda bin kişinin görevli olacağını söyledi. 

'Halkımızı karşılamaya hazırız'

Kitlenin İlçe merkezinden Newroz alanına götürülmesi için gün boyu 50 minibüsün çalışacağını aktaran Bozkurt, "Alanda 20 adet tuvalet kurulmuş durumda. Yurttaşlar herhangi bir sorun anında alanda kurulan güvenlik çadırına başvurabilecek. Alanda ki ihtiyaçlar ise seyyar satıcılar üzerinden karşılanacak. Yurttaşlar minibüsler tarafından alanının girişine kadar taşınacak ve yine aynı şekilde kutlamanın sonunda ilçeye taşınacak" dedi. Hazırlık çalışmalarının yüzlerce kişi tarafından yürütüldüğünü kaydeden Bozkurt, "İkindi saatlerine kadar alan tüm çalışmalar bitirilmiş olup halkımızı karşılamaya hazır olacağız" diye konuştu.

Öte yandan geçtiğimiz haftadan itibaren her mahallede ayrı ayrı Newroz kutlamalarının yapıldığı Suruç'ta tüm ilçe Newroz renklerine bürünmüş durumda. Anons araçları tüm kent genelinde yaptıkları anonslarla yurttaşları Newroz'a davet ederken, hazırlanan binlerce el broşürü dağıtıldı. İlçede belediye, DBP ve HDP binaları Newroz afişleri ve sarı, kırmızı, yeşil balonlarla yarın saat 10'da başlayacak olan görkemli Newroz'a hazır durumda. 

Ji fermandarên YPJ'ê yên Serêkaniyê Çîçek Xemgîn diyar kir ku DAIŞ ji bo ser têkçûna xwe ya li Kobanê, Til Hemîs û Til Berakê binixumîne êrîşî Til Temir û Serêkaniyê kiriye û destnîşan kir, ku DAIŞ ber bi tinebûnê ve diçe. Xemgîn ragihand ku dewleta Tirk hînê destekeke akîf dide çeteyan û diyar kir, ku di pevçûna Til Xenzîrê de dîmenên ku nîşan didin ji qereqol û mewziyên leşkerên Tirk gule hatine reşandin, bi maşînên leşkerî çeteyên birîndar hatine veguhastin û çeteyan 

xwe li qereqolê girtine.
Ji Fermandarên YPJ'ê yên Serêkaniyê Çîçek Xemgîn der barê pevçûna dawî de agahî da ajansa me.
'JI SÎNORÊ TIRK BI SÛÎQESTÊ LI HEVALÊ ME XISTIN'
Xemgîn anî ziman ku êrîşên çeteyan ên li Til Temirê destpê kirin û li Serêkaniyê dewam kirin, ji polîtîkaya dewleta Tirk a li hemberî Rojava cuda nîne û anî ziman ku di êrîşa li Til Xenzir a Serêkaniyê de dewleta Tirk alîkarî daye çeteyan û ji aliyê din ê sînor ve çeteye bi ser hêzên wan ve hatine dehfdan.
Xemgîn ev agahî da, "Saet di 03:00 de me dîmenê wan kişand û saet di 04.00 de pevçûnê destpê kir. Beşek ji çeteyên êrîş kirin ji Raviya hatin. Baskê din jî sînorê Tirkiyeyê bikar anî û êrîş kir. Wêne û dîmen di destê hevalên me de hene ku nîşan didin çete di ser xaka Tirkiyeyê re êrîş kirine.
Piştî ku pevçûnan destpê kirin, maşînên leşkerî hatin ser sînor û çeteyên birîndar birin. Dûre, çeteyên ku me cih li wan teng kir, xwe avêtin nava mewziyên leşkerên Tirk û ji wir gule li me reşandin. Pevçûn gelekî nêzî sînor bû û ji sînorê Tirk, bi sûîqestê li hevalên me dan.
Pevçûnên li Serêkaniyê li ser girsekî li gundê Til Xenzirê dewam kir. Hin derdoran xwestin di çarçoveya armanca çeteyan de antî propaganda bikin. Ji bo çete ji aliyê psîkolojîk ve serdestiyê bi dest bixin, hewldaneke bi vî rengî hat kirin. Divê hay ji vê hebe. Pevçûn li ser girekî qewimî û niha ew der dîsa di bin dorpêçiya hêzên me de ye."
'ALIYEKÎ ŞER, DEWLETA TIRK E'
Xemgîn ragihand ku piştî têkçûna Til Hemîs û Til Berakê çeteyan êrîşî Til Temir û Serêkaniyê kirine û anî ziman ku êrîşên li vê qadê bi taybetî weke hedefekê hatiye nirxandin. Xemgîn da zanîn ku ji ber girîngiya stratejîk a herêmê tê zanîn, êrîşên li vir bi giranî ji aliyê hêzên çeteyan ên bi taybetî ji Heleb û cihên din anîne û piraniya wan hêzên biyanî ne, tê kirin.
Xemgîn got, "Van hêzan bi êrîşa bi çekên giran xwestin encamê werbigirin. Lê belê me êrîşên çeteyan şikandin. Xwestin bi maşînên bombebarkirî re êrîşê bikin. Me ew jî bê bandor kir û gelek çete hatin kuştin. Dûre, dema li Serêkaniyê û ser sînor pevçûnan destpê kirin, ji sînorê Tirkiyeyê êrîş li hemberî me hat kirin. Vê carê ji nava leşkerên Tirk li hemberî hevalên me sûîqest hatin kirin. Hevalên birîndar diyar kirin ku ji mewziyên dewleta Tirk gule li wan hatine reşandin. Ji xwe piştî ku ji mewzî û qereqolên Tirk gule li me hatin reşandin û çete li ber qereqolan ketin mewziyê, em jî neçar man bersivê bidin.
Çend ji çeteyan, me li ser sînor li wan xistin. Û me nehiştin ku mewziyê bi dest bixin. Yên sax man jî sînor derbas kirin û ketin hundirê qereqolê. Bi şev me xwestin êrîşî girê çete lê dimînin bikin. Lê dîsa ji aliyê Tirk ve bi çekên giran gule li me hat reşandin. Diyare ku ji wir bi kamerayên termal û yên bi şev dibînin, me dişopandin. Bi şerê xwe yê li ser vê xetê re em vê îdîa dikin: Me tenê li dijî çeteyên DAIŞ'ê şer nekirin. Em li êrîşên dewleta Tirk jî rast hatin. Eger çeteyan ji dewleta Tirk alîkarî negirtibûna û koordîneya şer yekser ji qereqolê nehatibûyakirin, wê hêza wan têrê nekiribûya ku êrîşî me bikin. Aliyekî vî şerî dewleta Tirk e, ev yek careke din li vir piştrast bûye."
'EM XWEDÎ WÊ HÊZ Û VÎNÊ NE KU HEMÛYAN JI HOLÊ RAKIN'
Xemgîn bibîr xist ku beriya niha wan li Serêkaniyê bi derfetên gelekî kêm li dijî çeteyan şer kirine û çete ji herêmê derxistine û got, "Niha YPG mezin bûye, derfet zêde bûne. Di vê qonaxê de, ji bo pêşî li destketiyên gelê me bigirin, careke din ev çete xistin dewreyê. Çete nikarin bi gavekê jî bi pêş ve biçin. Em dizanin ku niha li nava sînorên Tirk çete careke din amadekariyê dikin ku xwe komî ser hev bikin û êrîş bikin. Agahî ji me re tê ku çete li qereqolan tên komkirin. Lê em bi sond û biryarin ku van çeteyan jî têk bibin. Ev biryardarî û berxwedana me ne tenê li hemberî çeteyên DAIŞ'ê ye, kî tê bila were, ji bo me zêde ne pirsgirêke. Em xwedî wê hêz û vînê ne ku hemûyan bêbandor bikin, ji holê rakin."
Xemgîn di dewama axaftina xwe de got, "Beriya niha em ne li gundê Til Xenzîr bûn. Em li girekî li ser gund bûn. Şer ji xwe li vî girî rû da. Çeteyan ji bo vî girî ji Reqqa, Til Ebyad û Aîleyê hêz civandibû. Çete di navgînên xwe yên çapemeniyê de dibêjin ku wan hejmareke zêde şervanên YPG'ê têk birine. Ev bi temamî derew e, bi armanca propaganda tên kirin. Di vî şerî de bi giştî windahiyên me -aqûbeta hin hevalan ne diyar e- di navbera 15-20'an de ye. Hin hevalên me yên winda hene û aqûbeta wan ne diyar e. Lewma em nikarin hejmara xwe ya şehîdan a bi temamî zelal bikin." 
'DAIŞ DIQEDE'
Fermandara YPJ'ê Çîçek Xemgîn anî ziman ku çeteyên li Kobanê, Til Hemîs û Til Berakê derbên giran xwarine, ji bo 'nîşan bidin ku li gel van derban jî hînê heye' hewl dide bi alîkariya dewleta Tirk êrîşê bike û got, "Di rastiya êrîşa dawî ya çeteyên DAIŞ'ê de me ev yek bi zelalî dît; dema têk diçe, êrîş û şer bi awayekî gelekî qirêj dimeşîne. Ev rewş ji bo hemû rêxistinbûyînên qirêj ên li cîhanê derbas dibe. Çeteyên DAIŞ'ê ber bi tinebûnê ve diçin, em dikarin vê bi zelalî bînin ziman. Ev berxwedana me ya dawî wê dawî li wan bîne. Ne tenê dewleta Tirk, cîhan hemû jî destekê bide, DAIŞ neçare tine bibe. Ji ber ku DAIŞ li her cihê dikevê, her tiştên li ser navê mirovahiyê tine dike. Di cîhana wan a tarî de êrîş û talan heye. Ev mejî jî êdî ji aliyê mirovahiyê ve nayê qebûlkirin. Her kes êdî vê dibîne.
Di vî şerî de beşeke mezin a şervanên me ji pêkhateya Ereb e. Hin ji hevalên me yên şehîd ketin, şervanên YPG'ê yên gelê Ereb in."

ANF

Almanya’nın Kiel kentinde bir araya gelen yüzlerce kişi Newroz’u kutladı.
Almanya’nın Kiel kentinde deki Gaarden Vinetaplatz meydanında buluşan Kürtler ve dostları Newroz ateşini yaktı.
Başta Amed zindanında Newroz ateşini bedeniyle gürleştiren Mazlum Doğan şahsında özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Newroz ateşi özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren Delila Uca’nın annesi Hediye Uca tarafından yakıldı.
Demoratik Kürt Toplum Merkezi adına yapılan konuşmada, Newroz’un anlam ve önemine değinildi. Rojava direnişinde başta kadınlar olmak üzere kanı canı pahasına direnenler ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan selamlandı.
Newroz kutlaması çekilen halaylarla sona erdi
Amed Barış Anneleri Meclisi, bu yıl görkemli bir kutlamaya sahne olacak Amed Newrozu'na Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı da aralarında görmek istediklerini belirtti.



Amed Barış Anneleri Meclisi, bu yıl görkemli bir kutlamaya sahne olacak Amed Newrozu'na Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ı da aralarında görmek istediklerini belirtti. 
Amed Barış Anneleri Meclisi, tarihi Amed Newrozu'na ilişkin dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Barış Anneleri Meclis üyesi Havva Kıran, bu yıl Amed'de görkemli bir şekilde kutlanacak olan Newroz Bayramı'na Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın katılmasını isteyerek, "Biz çocuklarımızı ölüme değil yeni bir yaşamı inşa etmeleri için özgürlük dağlarına gönderdik. Bu özgülük ateşini ilk kıvılcımını yakan Önder Apo'yu aramızda görmek istiyoruz. Bu Newroz barışın ilk adımı olsun" dedi. Öcalan'ın Newroz alanında görmek istediklerini dile getiren Kıran, "Önderliğimiz tüm dünya önderleri gibi halkıyla buluşsun istiyoruz. Kalıcı barışın sağlanması için Önderliğimiz serbest bırakılmalıdır. Kanın dökülmesini istemiyoruz. DAİŞ ile işbirliği yapan herkesi kınıyoruz. 21 Mart'ta başta Kürt ve tüm Kürdistan halklarının özgürlüğü olmasını istiyoruz" diyerek sözlerini sonlandırdı. 
Kıran'ın ardından Barış Anneleri Meclisi üyesi Münevver Demir, saz çalarak, Kobanê ve Öcalan üzerine bestelediği ezgileri seslendirdi. Seslendirilen ezgiler esnasında annelerin gözyaşı dökmesi dikkat çekti


HDP SALTANATLAR KURMAYA DEĞİL SALTANATLARI YIKMAYA GELİYORUZ!

Irak-İran savaşında son yıla girerken Saddam Kürtlere karşı Enfal harekatını başlattı. Bu kendi içinde sekiz askeri operasyon barındıran vahşi bir katliam harekâtıydı.
1988 Enfal'ini gerçekleştiren Baas rejiminin geride bıraktıkları hiçbir zaman unutulamayacak olaylardandı. Kelime anlamı yeniden fethetme olan, "El-Enfal", 1988 Şubat’ı sonlarında başlayıp, Eylül başlarına kadar altı ayrı coğrafi bölgede yürütülen, birbirinin devamı olarak tasarlanmış toplam sekiz askeri saldırının oluşturduğu bir dizi operasyona verilen isimdi. Operasyonun genel komutası, Kerkük şehrinde üslenmiş olan ve Mart 1987’den sonra Ali Hasan el–Mecid tarafından yönetilmeye başlanan Baas Partisi Kuzey Bürosu’ndaydı. Net sayısı tam bilinmemekle birlikte, en az 182 bin insanın bu operasyonda kaybolduğu belirtilmektedir. Bu süreçte binlerce köy boşaltıldı. Balîsan Vadisi’ndeki kimyasal saldırıdan beş gün sonra, piyade birlikleri ve buldozerler Irak Kürdistan’ındaki yüzlerce köy üzerinde çalışmalarına başladı. 1987 harekâtları sırasında ordu en az 703 Kürt köyünü ortadan kaldırdı. Bunlardan 219’u Erbil bölgesinde; 122’si Kerkük’ün güneydoğusunda Germiyan olarak bilinen engebeli düzlükte ve 320’si Süleymaniye vilayetinin değişik kısımlarındaydı. Daha az olmak üzere Behdînan da bundan nasibini almıştı.
KAYIPLARA İLİŞKİN NETLİK YOK
İnsanları zindanlara dolduran Baas rejiminin bu insanlara ne yaptığı ise belirsizdir. İdam edilenler ve o zindanlarda “unutulanlar” resmi kayıtlarda ifade edilenler oluyor. Saddam’ın kaleleri olarak nitelendirilen ve askerlerin kaldığı bu yerlere binlerce insan getirilip gözetim altında tutuluyordu. Kimi yerlerde insanlar diri diri toprağa gömülüyor, kimi yerlerdeyse toplu şekilde kurşuna diziliyordu. Boşaltılan köylerde toplanan insanlar da toplama kamplarında toplanıyordu.
POLİTİKA YAPAN DEĞİL, KULLANILAN BİR KÜRT GERÇEKLİĞİ
Kürdistan nasıl dört parçaya bölünmüşse Kürdün kendisi de bölük pörçük bir durumdaydı. Kürtler bölge politikasının bir parçasıydı ama kendi politikalarının değil başkalarının yürüttüğü politikanın araçları haline gelmişlerdi. Kendi Kürt'ünü tanımayan Irak, İran’da yaşayan Kürt'ü ‘tanıyor’ ve ‘destekliyor’, İran da aynı şekilde Irak Kürt’ü ile ‘ittifak yapıyor’, ‘destekliyor ve tanıyordu’. Bu durum savaş cephelerinde savaşan devletlerle birlikte Kürtlerin de birbirleriyle savaşmalarına ve düşmanlıklarına yol açıyordu. Siyasetçi Necibe Ömer tarihten ders çıkarılamaması ve Güney Kürdistan Hükümetinin işgalci hegemon güçlerin uzantısı gibi hareket etmesini şöyle vurguluyor: “ 1975 Cezayir Antlaşmasında sırtını İran’a yaslayan Kürtlerin nasıl ortada kaldığını gördük. Bu antlaşma ile Irak, Iran’dan Kürtlere yaptığı yardımı kesmesini istedi. Bu Kürtler açısından büyük bir kırılma yaşattı. Bundan sonuç çıkarabilmek gerekirdi. Hala da kendini bir dış güce yaslayarak ve bu güçlerin istekleri çerçevesinde hareket etmek Güney Kürdistan parti ve hareketlerinde yaygın bir durum. Bu yaklaşım nasıl ki daha sonra Halepçe’ye neden olduysa bugün de Şengal’e neden oldu.”
DÜN HALEPÇE, BUGÜN ŞENGAL
Kürtlerin sürekli katliama maruz kalması adeta kader haline getirilmek istenmektedir. Kürtler için şu söz tekerrür eden tarihlerini anlatır gibidir: “ Aynı yoldan farklı sonuçlar beklemek saflıktır.”
Kürt halkının bir parçası olan ve Kürtçe konuşan Êzîdîler, Şengal Dağı etrafında Musul’a bağlı Şengal, Xanesor ve Sinunê’nin yanı sıra Federal Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin mevcut idari sınırları içinde kalan Şexan bölgesinde yaşıyorlar. Bu bölgelerin dışında da Ezdiler Türkiye, Suriye, Almanya, Rusya, Beyaz Rusya, Ermenistan ve Gürcistan başta olmak üzere dünyanın birçok yerine dağılmış durumdalar.
Tartışmalı bölge; Şengal
1991 yılında Körfez savaşı ile birlikte Federal Kürdistan Bölgesi ‘de facto’ olarak ortaya çıkmıştı. 2003 yılında ABD’nin başını çektiği koalisyon güçleri Baas rejimini yıktı. Amerika’nın Irak işgaliyle bu yapı Federal Kürdistan Bölgesi olarak statü aldı. Ancak Şengal, Federal Kürdistan içinde yer almadı. Şengal Kürdistan coğrafyasının bir parçası olmasına rağmen Irak merkezi hükümetinin iktidar alanına bağlandı. Şengal ’in Kürdistan’a bağlanması için Hewlêr tarafından da ciddi ve kalıcı çalışmalar yürütülmedi. Şengal ‘Tartışmalı bölgeler’ kapsamında ele alınıp statüsüz bırakıldı.
3 Ağustos 2014’te DAİŞ Şengal’e saldırdı. Bölgenin güvenliğini sağlayan peşmerge güçleri bu saldırıya karşı hiç çatışmadan bölgeyi terk ettiler. Halk DAİŞ çetelerinin insafına terk edildi. Kaçabilen insanlar yönünü Şengal dağına verip, yanına hiçbir şey almadan yalın ayak, çırılçıplak kaçmaya başladı.  DAİŞ çeteleri ele geçirdiği binlerce insanı katletti. Yakaladıkların binlerce kadın, çocuk ve yaşlıdan ise hala herhangi bir haber alınabilmiş değil. IŞİD, Türkiye ve KDP arasındaki yakın ilişkiye dikkat çeken siyasetçi Necibe Ömer, şunları söyledi: “KDP ile Türkiye arasında da yoğun bir ilişki trafiği var. IŞİD’e karşı KDP, Türkiye’den yardım bekledi. Halbuki Türkiye IŞİD’e yardım ediyor. O zaman KDP ile IŞİD arasında da bunun gibi bir ilişki mi var? Bununla ilgili halkta çok yoğun şüpheler var. Hem Şengal’in hem de halkın IŞİD’e teslim edilmesi doğal olarak böyle şüphelerin oluşmasına neden oldu.”
Dağlara sığınan yüz binlerce Êzîdî ise YPG/YPJ güçlerinin Rojava’dan açtığı koridor sayesinde katliamdan kurtuldu. Şengal dağına sığınan on binlercesiyse HPG gerillaları tarafından korumaya alındı. Böylece Êzîdîlere yönelik katliam fermanı kısmen de olsa boşa çıkarıldı. Bununla bağlantılı olarak Ömer, “ Bu başarı peşmerge için de büyük moral kaynağı oldu. Buna rağmen KDP hala dış güçlere bağımlılıkta ısrar etmekte ve Amerika’dan askeri güç beklemektedir. Bu siyaset hem Halepçe’de hem de Şengal’de katliam getirdi. Bundan sonra halk olarak bu katliam vesilesi olan siyaseti engellemek ve Kobanê’yi kendimize örnek almamız gerekecektir.” dedi.
YENİ HALEPÇELERE 21’İNCİ YÜZYILDA İZİN VERMEMEK GEREKİR
Halepçe katliamının yıldönümü olması itibariyle ele aldığımız son katliam girişimlerinden olan Şengal, 21. yüzyılda da Kürtler üzerinde hala soykırım tehdidinin devam ettiğinin göstergesidir. Şengal, Kürtlerin büyük mücadelelerine rağmen tarihin tanıklık ettiği olayların güncelde sahnelenmeye çalışılmasına bir örnektir. IŞİD denilen yapının da zaten 20 Mart 2003’te ABD’nin Irak işgalinden sonra, Halepçe katliamının sorumlusu Saddam’ın subayları tarafından oluşturulduğu iddia edilmektedir. Başta Türkiye ve Ortadoğu’daki faşist ulus-devletçi yapıların desteklediği bir DAİŞ varken Kürtlerin dar aileci, aşiretçi ve partisel kaygılara düşmesi ve ulusal değerlere öncelik vermemesi yeni Halepçelerin yaşanması tehdidini yaratmaktadır. Kürtler ve bölge halkları açısından böylesi bir tehlikenin varlığına işaret eden siyasetçi Necibe Ömer, şöyle konuştu: “ Kürt hareketlerinin kendi aralarında birlik olmaları gerekir. Kendilerini halkın irade ve gücüne dayandırıp buna güvenmelidirler. Böylece tıpkı Kobanê’de gördüğümüz üzere diğer güçler de bize dost olmak zorunda kalacaklardır.”
Son yılların en büyük kutlamasına sahne olacak Amed Newroz'u için hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Kutlamaların yapılacağı Newroz alanında çalışmalar sürerken, kutlamalarda 15 bin gönüllünün görev alacağı öğrenildi. Öte yandan, kentte bulunan 25 otelde 18-22 Mart tarihleri arasında tüm odalar rezerve edildi.
21 Mart Cumartesi günü yapılacak ve 2 milyondan fazla kişinin katılmasının beklendiği Newroz kutlamaları için hazırlıklar sürüyor. Bağlar ilçesi Newroz alanında yapılacak kutlamalar öncesinde belediye ekipleri alanda çalışmalarına başladı. 
Kutlamalar için başta Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Irak Cumhurbaşkanı Fuat Masum, Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ile  PYD Eş başkanları Salih Muslim ve Asya Abdullah'ın da aralarında olduğu devlet  insanı ve parti liderlerine davetiye gönderildi. 
Kutlamalara katılacaklara 15 ayrı dilde davetiyeler gönderildi. Aynı şekilde Newroz kutlamalarında herhangi bir sorun çıkmaması için 15 bin gönüllü görevlinin yer alacağı öğrenildi. 
Öte yandan, Amed Newroz'u öncesinde kentteki otelleri tamamı şimdiden yüzde 100 doluluk oranına ulaştı. Kentte buluan 25 oteldeki 2 bin 200 odanın 18-22 Mart tarihleri arasında kapatıldığı öğrenildi. 
Yurtdışından ve değişik kentlerden gelecek konukları ağırlamak için, Newroz Tertip Komitesi tarafından gelenlerin evlerde ağırlanması için çalışma başlatıldı. Gelen konukları evlerinde ağırlamak isteyen ailelerin, Newroz Tertip Komitesi'ne başvurması istendi. 
Rojava ilk Newroz ateşi Efrîn Kantonu’na bağlı Diraqliyê köyünün hakim tepelerinde yakıldı.
DAİŞ çetelerine karşı savaşın sürdüğü Rojava’da Efrîn halkı 2015 Newrozu'nun ilk ateşini Diraqliyê köyündeki tepede yaktı.
Yakılan ateş etrafında stranlar söyleyerek halaylar çeken Dirqaliyê halkı, sık sık “Bijî Serok Apo”, “ Bijî berxwedana YPG/YPJ’ê” ve “Newroz pîroz be” sloganları haykırdı.
Her yılın 13-20 Mart ratihleri arasında yüksek tepelerde Newroz ateşini tutuşturan Efrîn Kantonu'ndaki köyler, daha sonra Kanton merkezinde gerçekleşen kitlesel kutlamalara katılıyor.


7 Haziran’da yapılacak genel seçimler için HDP Mardin İl Örgütü, partilerinden aday adayı başvurusu yapanlarla toplantı gerçekleştirerek adaylarını basına açıkladı.

HDP Mardin İl Örgütü, 7 Haziran’da yapılacak yerel seçimler için partilerinden aday adayı başvurusu yapanlarla Mardin Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda toplantı gerçekleştirdi. DBPMardin il örgütünün de hazır bulunduğu toplantıya aralarında Kürt, Türk, Süryani, Arap olmak üzere 70aday adayı katıldı. Aday adaylarla gerçekleşen toplantıda partilerinin seçim tüzüğü konuşuldu. 16 Mart’ta kadar gerçekleşecek olan toplantılardan sonra aday adayı listesin genel merkeze yollanacağı veadayların belirleneceği kaydedildi.
HDP’nin Mardin aday adayı tam listesi:
HDP MARDİN ADAY ADAYLARI LİSTESİ
1-                   ABDULKERİM AĞIRAKÇE
2-                   ABDULLAH TAYBOĞA
3-                   ABDULLAH AYDOĞAN
4-                   ABDULKADİR ASLAN
5-                   ABDULLAH KAPAN
6-                   ALİ ASLAN
7-                  ABİDİN MİRZAOĞLU
8-                  ADNAN MERCAN
9-                  AYNUR ÖZGÜN
10-                ALİ SİNCAR
11-                BARAN YILDIRIM
12-                BİRGÜL İLDOĞAN
13-                CEMİL AYDOĞAN
14-                BÜLENT TEKİN
15-                ENVER BİLBAY
16-                EROL DORA
17-                GEORGE ASLAN
18-                GÜLSER YILDIRIM
19-                HÜLYA USANMAZ
20-                HACİRE AKSOY
21-                HAMDİYE TURGAY
22-                HAMİT GÖÇMEN
23-                HADİ KILINÇ
24-                HATİP ÇAPLIFE
25-                HATİP DURMAZ
26-                HÜSEYİN DEMİRTAŞ
27-                HAKAN CIVAK
28-                HALİL ÇAPŞEK
29-                İNAN KANAT
30-                İBRAHİM AKBABA
31-                İDRİS KARTAL
F32-              İSMAİL TEMEL
33-                İSMUNİ DALMIŞ
34-                KADRİ YILDIRIM
35-                KADRİYE ÇELİK
36-                KEMAL BOZAN
37-                KUTBETTİN KUZU
38-                LEYLA KARAKAŞ
39-                MEHMET TEVFİK ÖZTÜRK
40-                MEHMET ACABEK
41-                MEHMET ALİ ASLAN
42-                MEHMET SALİH KILIÇ
43-                MEHMET MUHİTTİN ARAÇ
44-                MEHMET YÜCEL ARIKAN
45-                MEHMET EMİN AKAY
46-                MENDUH YUNUSOĞLU
47-                MEHMET SIDDIK ER
48-                MEHMET LATİF AKÇİN
49-                MEHMET BEŞİR ABAK
50-                NECLA FİGEN ALTUNDAĞ
51-                NURULLAH GÖRHAN
52-                ORHAN YILMAZ
53-                RIDVAN TARHAN
54-                SELAHATTİN ARAŞ
55-                SEDRETTİN KARAHAN
56-                SENGÜL KAYA
57-                ŞEYHMUS SUN
58-                ŞEYHMUS İLHAN
59-                TUMA ÇELİK
60-                TAHİR DEMİR
61-                TAKYEDDİN AKTAŞ
62-                TEVFİK SAROHAN
63-                VAHİLE YAVUZ
64-                VEYSİ PARILTI
65-                YELİZ ÖZMEN ECE
66-                YILMAZ TİMUR
67-                YUSUF ADEMHAN
68-                ZEKERİYA SABUNCİ
69-                ZİVER GÜMÜŞ
70-                ZEYNİ METE  
şeklinde açıklandı.

Rojken Haber

Rojken Haber

Dr. Amed Sozdar

Dr. Amed Sozdar
Rojken

Rojken

Rojken
Rojken

Sohbet Odası

Sohbet Odası
Sohbet Odası
Amed Sozdar - AmedSozdar@hotmail.com. Powered by Blogger.
Design by webbilgi.org