Sesli Sohbet

Sesli Sohbet
Sesli Kürtçe

Rojken ::: DİFHA

iletişim.: Email-Skype.: amedsozdar@hotmail.com

Dicle Fırat Haber Ajansı :: Dr. Amed Sozdar

video
Lebbeyk
Lebbeyk Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk
İnnel hamde venni'mete
Lekevel Mülk Lâ şerîke lek
Lebbeyk Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk
İnnel hamde venni'mete
Lekevel Mülk Lâ şerîke lek
Lebbeyk Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk
İnnel hamde venni'mete
Lekevel Mülk Lâ şerîke lek
Telbiye’nin anlamı:
’Buyur Allah’ım buyur işte kapına geldim, buradayım Senin eşin ve benzerin yoktur Bütün hamdler, şükürler yalnızca sanadır ve mülk senindir ’

Lebbeyk
Lebbeyk Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk
İnnel hamde venni'mete
Lekevel Mülk Lâ şerîke lek
Lebbeyk Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk
İnnel hamde venni'mete
Lekevel Mülk Lâ şerîke lek
Lebbeyk Allahümme Lebbeyk
Lebbeyke lâ şerîke leke Lebbeyk
İnnel hamde venni'mete
Lekevel Mülk Lâ şerîke lek
Telbiye’nin anlamı:
’Buyur Allah’ım buyur işte kapına geldim, buradayım Senin eşin ve benzerin yoktur Bütün hamdler, şükürler yalnızca sanadır ve mülk senindir ’

Norveç Sosyalist Sol Parti Genel Başkanı Audun Lysbakken, Kürtlerin DAİŞ terör örgütüne karşı en önde mücadele eden güç olduunu belirterek, desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Norveç’te yaşayan Kürdistanlılar Parlamento önünde Kobanê için miting düzenledi. Yüzlerce kişinin katıldığı ve gençlerin çoğunlukta olduğu eyleme KNK, PJAK, PYD, Goran, YNK, KZK(Komali Zehmetkêşani Kurdistan) UngKurd(Genç Kürtler), Kürdistan Kültür Derneği gibi siyasi parti, kurum temsilcileri ve şahsiyetler katıldı.
Mitinge Norveç Sosyalist Sol Parti Genel Başkanı Audun Lysbakken, Norveç Kızıl Partisi Genel Başkanı Bjørnar Moxnes de katılarak destek verdi.
Mitingte bir konuşma yapan Lysbakken, Şengal ve Rojava’daki çatışmaları hatırlaratak Kütlerin DAİŞ terör örgütüne karşı en önde mücadele eden güç olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Norveç Kızıl Partisi Genel Başkanı Bjørnar Moxnes ise, PKK’nin hala «terör listesi»nde olmasına tepki göstererek, «bugün PKK ve PYD gibi Kürt güçleri, İŞİD teröristlerine karşı mücadele ediyor. Terörisme karşı mücadele edenlerin terör listesinde olması bir çelişkidir” dedi.  
Moxnes Norveç hükümetinin de Türkiye’yi İŞİD’e verdiği destek nedeniyle uyarması gerektğini söyledi.
Norveç medyasının da ilgi gösterdiği eylemde, Kobanê direnişi ve DAİŞ saldırılarıyla ilgili çok sayıda bildiri de dağıtıldı.
ESP, emperyalistlerin DAİŞ'e karşı müdahalesinin aldatmaca olduğunu altını çizdi, "IŞİD'i yenecek güç halklarımızın savaşçılarındadır, Amerikan emperyalizminde değil" dedi.
Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), ABD'nin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Bahreyn ve Katar'la birlikte dün Suriye'deki IŞİD hedeflerine yönelik hava saldırısının ardından yazılı bir açıklama yaptı.
DAİŞ’in ABD tarafından Irak işgali ve Suriye kışkırtması döneminde palazlandırıldığını hatırlatan ESP, "IŞİD, Şimdi Ortadoğu halklarının en kıyıcı düşmanı olarak kan döküyor. Emperyalist Amerikan tornasından çıkan IŞİD'in vahşetine karşı savaşmak Ortadoğu halkları için, emekçi ve ezilen insanlık için olağanüstü önem kazanıyor. Fakat bu haklı savaşın yürütücüsü ne Amerikan emperyalizmi, ne onun bölgedeki işbirlikçi rejimleri, ne de AKP idaresindeki Türk devletidir" dedi.
"IŞİD'i besleyip büyüten, Irak'taki politik dengeleri değiştirmek için öne süren, emperyalist saldırganlığı meşru kılmak için kullanan bizzat ABD emperyalizmidir" diyen ESP, şunları kaydetti: "IŞİD'e savaşçı, para ve silah akıtanlar, Suudi Arabistan'dan Katar'a kadar, bizzat Ortadoğu'nun işbirlikçi-gerici rejimleridir. IŞİD'e arka çıkıp lojistik sağlayan, onu Kürt özgürlük mücadelesine saldırtan bizzat AKP hükümeti ve Türk devletidir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ve AKP hükümetinin dillendirdiği tampon bölge arayışlarının asıl amacı da Kürt özgürlük mücadelesini boğmaktan ibarettir.
Bugün IŞİD'e karşı emperyalist güdümlü koalisyonlar ve müdahaleler ise tam bir aldatmacadır. ABD ve NATO, IŞİD'e karşı mücadele adına ve güya kurtarıcılık rolüne soyunarak, Ortadoğu'da emperyalist hakimiyeti artırma arayışındadır. Ortadoğu'da savaşlarda dökülen oluk oluk kanın ve halkların çektiği sınırsız çilenin baş sorumlusu olan Amerikan emperyalizminin, IŞİD vahşetine karşı halkların mücadelesinde yeri yoktur.
IŞİD karşısında cephelerde dövüşenler ve mevzi mevzi direnenler, Rojava'dan Şengal'e kadar IŞİD kıyıcılığının önünü kesenler Kürt özgürlük hareketinden ve komünist saflardan sayısız kadın ve erkek savaşçıdır. IŞİD'i yenecek olan, ABD ve onun emperyalist koalisyonu değil, Ortadoğu'nun ezilen halklarıdır.
ABD emperyalizminin bölgede hakimiyetini pekiştirme planları da, sömürgeci-faşist Türk burjuva devletinin Rojava devrimini ezip Kürt ulusal demokratik kazanımlarını silme hesapları da iflas etmeye mahkumdur. Halklarımız, emekçi ve ezilen insanlık, IŞİD gericiliğiyle aslında kimin dövüştüğünü ve ama kimin anlaştığını apaçık görmektedir."
DAİŞ çetelerinin saldırısı altında bulunan Kobanê’nin Rojava devriminin kıvılcımının yakıldığı yer olduğuna dikkat çeken Komalên Ciwan, tüm gençleri, “akın akın devrim saflarına katılarak Kobanê’yi ne pahasına olursa olsun savunmaya” çağırdı.
Komalên Ciwan Koordinasyonu yaptığı yazılı bir açıklama ile DAİŞ çetelerinin saldırıları karşısında büyük bir direniş sergilendiği Kobanê’deki gelişmelere dikkat çekti.
Açıklamada, Kürdistan özgürlük mücadelesi devriminin zafere yakın olduğu bir dönemde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ‘Küresel provakatör örgüt’ olarak tanımladığı DAİŞ tarafından baltalanmak istendiği belirtildi.
Açıklamada, “DAİŞ Kobanê’de yiğit Kürdistan gençliğinin muazzam direnişiyle püskürtülmüş, bunu sindiremeyince de Güney Kürdistan’daki kazanımlarımıza saldırmak istemiştir. Burada da gerillanın direnişiyle karşılaşınca adeta neye uğradığını şaşırmıştır. Halkımızın kahraman Kürdistan gençliği öncülüğünde geliştirdiği direnişler IŞİD tarafından sindirilemeyince yine yönünü Kobanê’ye çevirmiştir” denildi.
Başta Türk devleti olmak üzere Rojava devrimini içlerine sindiremeyen sömürgeci ve emperyalist ülkelerin devrim kazanımlarını DAİŞ eliyle zedelemek istediği belirtilen açıklamada, “Çünkü şu bir gerçekliktir ki Rojava da demokratik halklar mücadelesi ve devletçi egemen sistem savaşımı vardır. Kazanmaya yakın olan kadın ve gençlik öncülüğünde inşa edilen ve savunulan halkların mücadelesi olacaktır” diye belirtildi.
“Kobanê, devrimsel gelişim tarihimizde çok önemli bir yere sahiptir” denilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi:
“19 Temmuz devriminin kıvılcımının yakıldığı ilk alandır. Bu nedenle bizler açısından büyük bir öneme sahiptir. Bugün Kobanê şahsında geliştirilen saldırılar Önder Apo’nun kurmak istediği özgür yaşama, kadının kazanmış olduğu tarihi kazanımlara, gençliğin yiğit mücadelesine, kısacası halkların demokratik kurtuluşuna saldırıdır. Kobanê’de YPG ve YPJ öncülüğünde geliştirilen direniş Kürdistan özgürlük mücadelesinin onur savaşıdır. Yıllardır onursuzlaştırılmaya çalışılan Kürt halkı sadece Kobanê’de değil tüm Kürdistan parçalarında sömürgeci politikalara her gün maruz kalmaktadır.  Bugün çeteler Kobanê’yi düşürmeye çalışırken, faşist Türk devleti Pirsus’ta direnen halkımıza hunharca saldırmakta, İran devleti hala gerilla alanlarını hedef almakta, işbirlikçi KDP hükümeti de Rojava devrimine yönelik saldırılara sessiz kalarak Türk devletine olan desteklerini sürdürmeye devam etmektedir.”
Komalên Ciwan, Açıklamanın devamında  “sömürgeci politikaları yaşamamak ve yaşatmamak için” tüm sempatizan ve çalışanlarını seferlik ruhuyla Kobanê’yi savunmaya çağırdı.
“Tüm Kürdistan gençliği öğrencisinden işçisine, köylüsünden işsizine bu devrimi savunmayı bir onur borcu olarak ele almalıdır. Kobanê, devrimimizin temel kalesidir. Erkek egemenlikli ve jerontokrat zihniyetle bezenmiş saldırılar genç kadın ve erkeklerin direnişi sahiplenmesi ve yükseltmesiyle boşa çıkarılacaktır. Gün Kobanê şahsında devrim mücadelemizin savunulması ve zafere taşırılması günüdür. Demokratik halkların tarihinin yazıldığı böylesi bir sürece Kürdistan gençliği katılımıyla, örmüş olduğu savunma ve eylem hattıyla öncülük edecektir. Unutulmamalıdır ki öncülük ancak fikir, eylem, pratik bütünlüğüyle yapılır. Kürdistan Özgürlük hareketimizin Kürt gençliğine yapmış olduğu çağrıya verilecek en iyi cevap Kobanê devrimine katılımla olur. Bu nedenle başta kuzey Kürdistan olmak üzere güney, Rojhilat ve Rojava Kürdistan’ındaki ve Avrupa’daki tüm gençleri akın akın devrim saflarına katılmaya ve Kobanê’yi ne pahasına olursa olsun savunmaya çağırıyoruz.”
Kobani'ye gitmek bir akraba müdafaasıdır
AÇ da haritaya bir bak:
Kobani dediğin yer Fizan'da falan değildir.
Urfa var ya Urfa...
İşte o Urfa'nın kazası Suruç'un bir mahallesidir Kobani.
Suruç'tan yüz adım atsan...
Bir de bakmışsın ki Kobani'desin.
Suruç'un evleri ile Kobani'nin evleri sırt sırtadır.
-Suruç'tan bağırsan Kobani'den duyulur.
-Suruç ile Kobani akrabadır: Amca oğullarını, dayı kızlarını Berlin Duvarı gibi bir duvar bile değil, sadece bir tel örgü ayırır.
-Suruç'ta pişen yemek Kobani'de yenir.
-Kobani'de demlenen çay, Suruç'ta içilir.
Velhasıl Suruç ile Kobani arasında zerre kadar bir uzaklık yoktur.
Ne maddi olarak, ne manevi olarak...
Şimdi elini vicdanına koy da cevap ver:
Eli kanlı bir sapık çete, iki metre ötende akrabalarını öldürürken...
-Yerden taşı kaptığın gibi koşup gitmez misin yardıma?
-Sınır mınır dinlemeden atmaz mısın kendini oraya?
-"Gün namus günüdür" diye şöyle bir yekinmez misin?
-Sağına soluna bakmadan can havliyle atılmaz mısın akrabaların mahallesine?
-"Haksızlığa elinle müdahale etme" imkânını sonuna kadar zorlamaz mısın?
-Silahın yoksa bile tırnaklarını sokmaz mısın devreye?
"Nasıl olur da Kürt gençleri Kobani'ye savaşmaya gider" diye "bik bik" yapanlara hatırlatırım:
Kobani'ye savaşmaya gitmek...
Polisin, otoritenin, güvenliğin kalmadığı bir yerde...
Hiçbir tereddüt göstermeden ve hiçbir şeyi umursamadan...
Yan binadaki komşuya ya da karşı mahalledeki akrabaya yardıma koşma refleksi göstermekten başka bir şey değildir.
Kobani'ye gitmek bir akraba müdafaasıdır
AÇ da haritaya bir bak:
Kobani dediğin yer Fizan'da falan değildir.
Urfa var ya Urfa...
İşte o Urfa'nın kazası Suruç'un bir mahallesidir Kobani.
Suruç'tan yüz adım atsan...
Bir de bakmışsın ki Kobani'desin.
Suruç'un evleri ile Kobani'nin evleri sırt sırtadır.
-Suruç'tan bağırsan Kobani'den duyulur.
-Suruç ile Kobani akrabadır: Amca oğullarını, dayı kızlarını Berlin Duvarı gibi bir duvar bile değil, sadece bir tel örgü ayırır.
-Suruç'ta pişen yemek Kobani'de yenir.
-Kobani'de demlenen çay, Suruç'ta içilir.
Velhasıl Suruç ile Kobani arasında zerre kadar bir uzaklık yoktur.
Ne maddi olarak, ne manevi olarak...
Şimdi elini vicdanına koy da cevap ver:
Eli kanlı bir sapık çete, iki metre ötende akrabalarını öldürürken...
-Yerden taşı kaptığın gibi koşup gitmez misin yardıma?
-Sınır mınır dinlemeden atmaz mısın kendini oraya?
-"Gün namus günüdür" diye şöyle bir yekinmez misin?
-Sağına soluna bakmadan can havliyle atılmaz mısın akrabaların mahallesine?
-"Haksızlığa elinle müdahale etme" imkânını sonuna kadar zorlamaz mısın?
-Silahın yoksa bile tırnaklarını sokmaz mısın devreye?
"Nasıl olur da Kürt gençleri Kobani'ye savaşmaya gider" diye "bik bik" yapanlara hatırlatırım:
Kobani'ye savaşmaya gitmek...
Polisin, otoritenin, güvenliğin kalmadığı bir yerde...
Hiçbir tereddüt göstermeden ve hiçbir şeyi umursamadan...
Yan binadaki komşuya ya da karşı mahalledeki akrabaya yardıma koşma refleksi göstermekten başka bir şey değildir.

YPG, Kobanê direnişinde yaşamını yitiren 6 savaşçının kimliklerini açıkladı.
YPG resmi internet sayfasında yapılan açıklamada, IŞİD saldırılarına karşı 7. Gününe giren direnişin devam ettiği vurgulandı.
YPG devamla 19 Eylül’de Bexdê köyünde yaşamını yitiren YPJ’li Peyman Kobanê ile 21 Eylül’de Til Meydan, Boxaz ve Qemçê köylerinde yaşamını yitiren 5 savaşçının kimlik bilgilerini açıkladı.
Buna göre yaşamını yitiren YPG/YPJ savaşçılarının kimlik bilgileri şöyle:
 -Peyman Kobanê kod adlı Emîra Şahin
-Baran Serhad kod adlı YPG savaşçısı. Til Meydan köyünde fedai eylemle yaşamını yitirdi.
-Rênas Doğan. Til Meydan köyündeki çatışmalarda yaşamını yitirdi.
-Hemze Viyan. Kobanê’nin güney cephesindeki çatışmalarda yaşamını yitirdi.
-Amed Kobanê. Boxaz köyündeki çatışmalarda yaşamını yitirdi.
-Arşîn Efrin. Qemçê köyündeki çatışmalarda yaşamını yitirdi.
Mardin'in Artuklu ilçesi yakınlarında koruculara ait olan ve odun kesmeden dönen 3 kamyonetin önü, Safa Mahallesi'nde bir grup tarafından kesildi. Kamyonet şoförlerini araçlarından indiren grup, araçları odunlarla birlikte ateşe verdikten sonra olay yerinden ayrıldı. 
Kamyonetlerin koruculara ait olduğu ve ormanlık alandan odun keserek araçlarına yükledikleri bildirildi. 
Kürt sorununda çözüm sürecinin müzakere aşamasına evrilebilmesi için Eylül ayına işaret edilirken, Hükümet yine Rojava ve Medya Savunma Alanları'nı hedef alan iki tezkereyi çıkarma hazırlığında. Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Meclis'in açılmasıyla birlikte Irak ve Suriye'ye dönük 2 tezkerenin gündeme geleceğini, bu tezkerelerin öncekilerden daha "kapsamlı" olacağını söyledi. Arınç IŞİD'le mücadele konusunda da "rol üstlenmeyeceklerini" belirtti. 
Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı ardından açıklama yaptı. 
Arınç, ilk olarak ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin IŞİD'le mücadele konusunda ‘Rehineler kurtarıldı, daha fazla destek bekliyoruz’ açıklamasına yanıt verdi. Davutoğlu gibi Arınç da IŞİD'i ortaya çıkaran sebeplerin ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek IŞİD'i meşrulaştırmaya çalıştı. ABD'nin çağrısına ise, "Türkiye işin başını ve sonunu düşünerek (üzerine düşeni) yapacaktır. Türkiye, faydası veya zararı nerede, ne kadar onu bilerek yapacaktır. Yoksa büyük bir hevesle, önünü arkasını düşünmeden hiçbir şekilde adım atmayacaktır.  Bu bize verilen rollerin hemen kabul edileceği anlamına gelmez" şeklinde yanıt verdi. 
Arınç sınırdaki asker ve polis terörüne karşılık, DBP ve HDP'lilerin "şov yaptıklarını" da iddia etti. Tampon bölge konusunda da konuşan Arınç, bu tür kararların BM kararıyla alınabileceğini belirterek, "New York'ta kabul görürse, Türkiye planını yapıyor" diye konuştu. 
Arınç, 1 Ekim'de Meclis'in açılmasıyla birlikte Suriye ve Irak’la ilgili iki ayrı tezkerenin gündeme alınacağını söyledi. 
Bu tezkerelerin daha öncekilerden daha "kapsayıcı" olacağını söyleyen Arınç, "Yani bu tezkere çıktığı zaman ‘benim şuna da ihtiyacım vardı’ demeyeceğimiz kapsamlı bir tezkere. Ancak bu tezkerelerin yöntemi, taşıması gerek unsurları esasen Anayasa'da da belirtilmiştir, onlar mutlaka yer alacaktır. Kapsamı, süresi, nerelerde ne görevler yapılabileceği açık açık yazılacaktır. Ama bir yıl önceki tezkerelerden en az birkaç husus bakımından farklılık olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu. 
Binlerce Kobanêli genç, ailelerini Suruç’a bıraktıktan sonra sınır kapısını aşarak Kobanê’deki direnişe katıldı.
IŞİD çetelerinin Rojava’nın Kobanê kantonuna düzenlediği saldırıya karşı YPG direnişi birinci haftasını doldurdu. Kuzey Kürdistanlılar da 4 gündür Kobanê sınırında direnişe destek için eylemde.
Bugün gün boyu sınır hattında Türk askerlerinin saldırısı devam etti. Saldırıya rağmen, binlerce genç sınırı tanımayarak Kobanê’ye geçti.
Ailelerini Suruç’a bırakıp direnişe katılmak üzere geri dönen binlerce Kobanêli genç, sınır kapısını kırarak Kobanê’ye geçti.
Kobanê’ye geçtikten sonra kent merkezinde yüzlerce araçlık konvoy eşliğinde bir yürüyüş gerçekleştiren gençler, YPG merkezine giderek Kobanê’deki direnişte yerlerini almak üzere YPG saflarına katıldı. 
Musul’a bağlı Rabia kasabasına saldırı girişiminde bulunan IŞİD çeteleri, YPG savaşçılarının sert direnişi ile karşılaştı. Çatışmalarda 10 çete üyesi öldürüldü.
Musul'a bağlı Rabia kasabasına saldırı girişiminde bulunan IŞİD çeteleri YPG'nin sert direnişiyle karşılaştı. Çatışmada 10 IŞİD üyesi öldürüldü.
YPG Basın Merkezi, 21 Eylül günü IŞİD çetelerinin Musul'a bağlı Rabia kasabasına yönelik bir saldırı girişiminde bulunduğunu açıkladı. Çetelerin saldırı girişimini fark eden YPG savaşçılarının müdahalede bulunduğu, bunun üzerine çıkan çatışmada 10 IŞİD çetesinin öldürüldüğünü belirtti.
YPG Basın Merkezi, çatışmada bir YPG savaşçısının da yaşamını yitirdiğini açıkladı.
Serêkaniyê bölgesinde yer alan Mebruka Köyünün büyük bölümü çetelerden kurtarıldı. Sözkonusu alan Kobanê-Cizre kantonlarını bağlayan bölgede stratejik bir nokta. 
Kobanê kantonu ile Cizire kantonu arasında yer alan Mebruka Köyü'ne dün akşam saatlerinden itibaren operasyon düzenleyen YPG güçleri, Mebruka köyünü büyük oranda çetelerden temizledi. 
Konuya ilişkin yayınlanan YPG Basın Merkezi açıklamasında “21 eylül akşamı güçlerimiz, Serekaniyê'nin güney batısında yer alan Rawya, Dehma ve Mebruka alanlarına dönük bir oprasyon başlattı. Operasyon kapsamında güçlerimiz Mebruka köyünün önemli bölümünü çetelerden temizledi" denildi. 
YPG operasyonun devam ettiğini, sonuçlarına ilişkin detayların daha sonra paylaşılacağını belirtti. 
IŞİD çetelerinin Rojava’nın Kobanê kantonuna saldırısı ve AKP’nin çetelere verdiği destek Kürdistan ve Türkiye’de birçok merkezde binlerce kişinin katıldığı eylemlerle protesto edildi.  Eylemciler YPG’ye ve Kürt halkının direnişine ve Kobanê’ye de destek verdi.
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) çetelerinin katliamları ve AKP’nin verdiği desteğe öfke duyan yüz binlerce kişi, Türkiye’nin dört bir tarafında sokağa çıkarak tepki gösterdi.

ŞEMDİNLİ: Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde, DBP öncülüğünde gerçekleşen yürüyüşüne katılanlar "Roava devrimini selamlıyoruz", "Vur YPG vur Kürdistan'ı kur" sloganları attı. Yürüyüşün sonunda Azadi İnisiyatifi aktivisti Murathan Erbaş bir açıklama yaptı. Şengal'in ardından Kobanê'nin de benzer saldırı altında olduğunu anımsatan Erbaş, saldırıların amacı Kürtlerin katledilmesi ve göç ettirilerek, topraklarının elinden alınması olduğunu ifade etti.
Erbaş, "Tek hedef Kürt halkının yok olması. Fakat Kürt eski Kürt değildir. Kürtlerin birlik ve beraberliği gün geçtikçe ilerliyor ve güç kazanıyor. Kürtler artık dost ve düşmanını iyi tanıyor. Bunu unutmamamız gerekiyor ki, IŞİD destekçileri var ve bunların yüzlerini açığa çıkarmamız gerekir. Kim bunların arkasını tutuyorsa ve yardım ediyorsa, Kürtler bunları iyi tanımalıdır" diye konuştu.

ŞIRNAK: Şırnak'ta da DÖKH öncülüğünde Ömer Kabak Meydanında bir araya gelen binlerce kişi , Cumhuriyet meydanına kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Büyük çoğunluğunu kadınların oluşturduğu yürüyüşte, "Berxwedana Kobanê, xilasbuna rûmeta mirovahiyê ye” yazılı pankartlar taşındı ve sık sık, "Katil IŞİD işbirlikçi AKP", "Bijî berxwedana Rojava", "Biji Serok APO", "Şırnak uyuma Kobanê'ye sahip çık" sloganları atıldı.
Çarşı merkezinden geçen kitleye esnaf ve pencerelerden yürüyüşü izleyenler de alkışlar ve zafer işaretleri ile destek verdi. Çerxa Şoreşê Marşı eşliğinde barış ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunuldu. Eylemciler adına yapılan konuşmalarda, "Rojava devrimi Ortadoğu'da yaşayan tüm kimliklerin ve dinlerin devrimidir" denilerek, devrimin tüm statükocu ve totaliter yapıları ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu vurguladı. Eylem’de Kobanê ye sahip çıkılması çağrısı yapıldı.

IĞDIR: Eğitim Sen Iğdır Şubesi öncülüğünde Belediye Meydanı'nda bulunan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Anıtı önünde eylem yapıldı. "Kobanê halkı yalnız değildir", "Bijî berxwedane Kobanê", "Em berxwadanê şoreşe Rojava slav dikin" pankartları açılarak aynı içerikte sloganlar açıldı. Açıklamada konuşan Eğitim Sen Yöneticisi Nejdet Doğan, sınırların karanlık çetelere değil, halklara açılması gerektiğine dikkat çekerek, "Eğitim Sen olarak günlerdir IŞİD çetelerinin yoğun saldırısı altında olan Rojava özelinde bütün bölge halklarının yanında olduğumuzu bir kez daha altını çiziyoruz” dedi. Açıklamanın ardından Kobanê halkı ile dayanışma amacıyla Haydar Aliyev Parkı'nda bir hafta boyunca toplanacak yardımlar için çadır kurulacağı belirtildi.

HİZAN: DBP ve HDP Hizan ilçe örgütleri de DBP İlçe Örgütü önünden, Hizan Belediyesi'ne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. "Lice, Roboskî, Rojava kahrolsun katliamcı zihniyet" pankartının açıldığı yürüyüşe katılan kitle, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın posterlerini taşıyarak, "Bijî Serok Apo", "Bijî berxwedana YPG", "Kürdistan faşizme mezar olacak" sloganları attı. Yürüyüşün ardından kitle adına konuşan DBP Hizan İlçe Yöneticisi Mehmet Sait Tarhan, "Kürt, Arap, Türkmen, Êzidî, Müslüman, Alevi demeden katleden bu IŞİD çetesine destek veren AKP hükümetinden hesap sorulacaktır" dedi.

DERSİM: Dersim Yerel Sanatçılar İnisiyatifi öncülüğünde, kentteki tüm sivil toplum kuruluşları Sanat Sokağı'nda saldırıları kınadı. Seyid Rıza Meydanı'na yürüyüş gerçekleştiren eyleme Dersim Belediye Eş Başkanı Nurhayat Altun, DBP, EMEP, ESP üyeleri ve yüzlerce kişi katılarak, "İnsanlık onuru Kobanê'de direniyor, sesiz kalma!" yazılı pankart taşıdı. Kobanê’ye destek IŞİD’e lanet sloganlarının atıldığı eylemde, yerel sanatçılar adına Hüseyin Yıldırım konuştu ve Kerbela'dan Dersim'e ve daha nice yaşanmışlıklarla klamlara ve şiirlere sürgün, katliam ve acıların egemen olduğunu söyleyerek, IŞİD çetelerinin bugün Şengal, Mahmur ve Kobanê halklarının hiç bitmeyen acılarına yenilerini katmaya çalıştıklarını dile getirdi.

ANKARA: Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Ankara bileşenleri, IŞİD çetelerinin Kobanê'ye dönük yoğunlaşan saldırılarına dikkat çekmek amacıyla Güven Parkta basın açıklaması yaparak, oturma eylemi başlattı. "Duydunuz mu gördünüz mü kardeşlerimiz öldürülüyor, Kobanê’ye sahip çık" pankartları açılarak YPG’ye destek sloganları atıldı. Açıklamada konuşan Sevim Fidan, AKP hükümetinin silahlandırarak eğittiği çetelerin Ortadoğu'da halklara zulmettiğini belirtti. İnsanlığa yönelmiş vahşi saldırılara tepki gösteren, gövdelerini kardeşlerine siper etmek için sınıra yürüyen on binlerce insanın da saldırıya uğradığını vurgulayan Fidan, "Sınırın öte tarafında IŞİD, bu tarafında da AKP var" diye konuştu. Ortadoğu'da 3. dünya savaşının yaşandığına dikkat çeken Fidan, tek amacın Rojava devrimini yenilgiye uğratmak olduğunu söyledi. Fidan AKP'nin bu nedenle onlarca tır silahı IŞİD çetelerine gönderdiğini de sözlerine ekledi. "Tarihi generaller, diktatörler ve zalimler değil halklar yazar" diyen Fidan, Rojava'da katliamlara rağmen yeni bir tarihin yazıldığını söyledi. Fidan sözlerine şu cümlelerle son verdi: "Yanı başınızda kardeşlerimiz katledilirken sessiz kalmayın. Rojava bizim de geleceğimizdir. Bizler kesintisiz sokaklarda olacağız, ekmeğimiz paylaşacağız gerekirse gövdemizi de siper edeceğiz. Sokaklara çıkın! Katliamları ve AKP iktidarını protesto edin."

Açıklama alkış ve sloganlarla sona erdi. Nöbet eylemi de saat 21:00’da sona eriyor.
MARDİN: Mardin'in DBP Derik İlçe Örgütü öncülüğünde ilçe halkı, IŞİD çetelerinin saldırılarına karşı direnen Kobanê halkına destek vermek amacıyla 7 araçlık bir konvoyla Suruç'a doğru hareket etti. Aralarında Derik Belediyesi meclis üyeleri, DBP ve HDP ilçe yöneticileri ile MEYA-DER üyelerinin de olduğu gurup adına yola çıkılmadan önce açıklama yapan DBP İlçe Eş Başkanı Adil Aktaş, eylemin başlangıcından bu yana Derik halkının 6 araçlık konvoyla katılım sağladığını belirterek ikinci gurup olarak kendilerinin Suruç'a gideceklerini söyledi.

IĞDIR’DAN ROJAVA’YA YARDIM
Diğer taraftan, Iğdır Belediyesi tarafından "Rojava'ya bir el de sen uzat" sloganıyla başlatılan kampanya çerçevesinde toplanan bir TIR gıda Rojava halkına ulaştırılmak üzere yola çıktı. Belediye Eş Başkanı Murat Yikit, belediye olarak şimdilik 10 ton un ve 15 ton da gıda malzemesinden oluşan 25 tonluk yardımı acil olarak yola çıkardıklarını ve bunun devamın geleceğini söyledi. 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, seferberlik çağrısını tekrar ederek, “Sadece Rojava halkı değil, kuzey ve tüm parçadaki Kürt halkı buna göre yaşamını şekillendirmelidir. Bütün Kürt halkını topyekün bu yüksek yoğunluklu savaşa karşı direnişe geçmeye çağırıyorum” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın vasisi ve aynı zamanda avukatı olan Mazlum Dinç, Öcalan ile görüşmek için sabah saatlerinde gittiği İmralı Adası'ndan döndü. Dönüş sonrası Gemlik Jandarma Komutanlığı önünde basına açıklama yapan Dinç, Öcalan’ın kendisi ile yaptığı görüşmede, her türlü demokratik adımı atmaya hazır olmasına rağmen hükümetin hiçbir adım atmadığını belirttiğine dikkat çekti.
Dinç, “Sayın Öcalan öncelikle Kürt sorunun demokratik çözümü için her türlü adımı atmaya hazır olduğunu ancak hükümetin ve devletin bir türlü müzakere sürecini başlatmadığını, başlatmaya yanaşmadığını belirtti” dedi.
Dinç, Öcalan’ın konsolosluk rehineleri için hükümet ile IŞİD arasında yapılan müzakerelere ilişkin de şunları söylediğini aktardı: “Özellikle Musul rehinelerinin serbest bırakılması konusunda devlet, açıkça müzakere yürüttüğünü kamuoyuna bildirdi ama Kürt sorunu gibi derin bir sorunun çözümü konusunda müzakere sürecini başlatmaya bir türlü yanaşmamıştır” dediğini aktardı.
Öcalan’ın müzakere sürecinin biran önce başlaması gerektiği vurgusu yaptığını söyleyen Dinç, IŞİD saldırıları karşında Kürt halkına yaptığı seferberlik çağrısını yinelediğinin altını çizerek Öcalan'ın, “Diğer yandan IŞİD saldırıları konusunda da tüm halkımız özellikle devam eden yüksek yoğunluklu savaşa karşı yaşamını şekillendirmesi gerekiyor. Şu an Kürdistan’da devam eden yüksek yoğunluklu savaş var. Sadece Rojava halkı değil Kuzey ve tüm parçalardaki Kürt halkı buna göre yaşamını şekillendirmesi gerekiyor. Bütün Kürt halkını topyekun bu yüksek yoğunluklu savaşa karşı direnişe geçmeye çağırıyorum” dediğini aktardı.
IŞİD’in Kobanê’ye üç koldan başlattığı saldırı ve YPG direnişi birinci haftasında. Bir haftada 232 çete üyesinin öldürüldüğü çatışmalarda 32 YPG/YPJ savaşçısı hayatını kaybetti. Çetelerin doğu cephesindeki ilerleyişleri durduruldu. 
YPG Basın Merkezi, Kobanê'de 15 Eylül'den bu yana devam eden çatışmaların bilançosunu açıkladı.
Kobanê’yi işgal amacıyla başlatılan ve 7. Gününde de devam eden saldırıların YPG/YPJ güçleri ve Kobanê halkının direnişi sayesinde amacına ulaşamadığını kaydeden açıklama, kantonun güney ve batı cephelerinde çatışmaların devam ettiğini; doğu cephesinde ise çetelerin ilerleyişinin durdurulduğunu açıkladı.
DOĞU CEPHESİNDE DURDURULDU
Ağır silahlarla saldıran çeteler ile 3 cephede çatışmaların devam ettiğini bildiren YPG çatışmalara ilişkin şu ayrıntıları paylaştı:
“Kobanê'nin doğusu ile güneyinde yer alan Ayn Betê, Qişlê, Xirxiriyê, Seylim ve Kofî köylerinde güçlerimiz ile çeteler arasındaki çatışmalar şiddetli bir şekilde devam ediyor.
Çete güçleri bugün sabah saatlerinde Bakurê Kurdistan sınırında yer alan Çemalî köyünden saldırı girişiminde bulundu. Güçlerimiz bu saldırıya karşı yer yer eylem gerçekleştirerek çetelere darbe vurmuştur. Dün gece yaşanan çatışmalarda onlarca çete üyesi öldürülmüştür. Eylemlerin sonuçlarına ilişkin daha detaylı bilgiler alınamazken, sonucu kesinleştirilen bir eylemde 5 çete üyesi öldürülmüş, biri 14.5, biri de 23'lük doçka imha edilmiştir.
Doğu cephesindeki direniş ve çatışmalarda 5 yoldaşımız büyük bir kahramanlık örneği sergileyerek şehadete ulaşmıştır. 
Kobani'nin doğusunda bulunan Bobaniyê ile Dualanê köylerinde ise çetelerin saldırıları artmış durumda. Ancak güçlerimiz sert karşılık vererek, çetelerin ilerleyişini durdurmuştur. Bu çatışmalarda da onlarca çete üyesi öldürülmüştür.”
232 ÇETE ÜYESİ ÖLDÜRÜLDÜ
Bir haftadır devam eden saldılar sonucu 17 çatışma ve eylemde ölü ve yaralı sayısına ulaşılamadığını kaydeden YPG, bu çatışma ve eylemler dışında toplam 232 çete üyesinin öldürüldüğünü bildirdi.
ELE GEÇİRİLEN SİLAHLAR
YPG, “4 tank, üzerinde doçka silahının bulunduğu 7 araç ile 13 askeri araç, bir havan imha edilmiş, 17 kelaşnikof silahı, 2 M16, bir havan topu, bir BKC, bir ade B7 bomba atar, 7 raht ve bir dürbünün” ele geçirildiğini de ekledi.
32 YPG/YPJ SAVAŞÇISI YAŞAMINI YİTİRDİ
Açıklamada, bir haftalık çatışma ve eylemlerde 32 YPG üyesinin fedaice direnerek çetelerin ilerleyişini durdurduğu ve yaşamını yitirdiği belirtildi.

IŞİD’e katılmak için yaklaşık 4 ay önce Rojava’a geçmek isterken Afrin Kantonu asayişi tarafından yakalan Selçuk Akar, Kanton içişleri bakanı ile asayiş yönetim üyesi Şekur Tevfik tarafından babasına teslim edildi. Almanya’dan oğlunu almaya gelen baba Kenan Akar oğlunu çetelerden kurtardığı için kanton yönetimi ile Rojava yönetimine şükran borcu olduğunu söyledi.
AİLESİ ALMANYA’DAN ÇAĞRILDI
IŞİD’e katılmak için Reyhanlı’dan Atmê üzeri Rojava geçmek isterken Afrin Kanton asayişi tarafından yakalan Selçuk Akar Almanya’dan çağırılan babası Kenan Akara teslim edildi. Yaklaşık üç ay önce asayiş tarafından yakalanan Selçuk Akar için önce Almanya’daki ailesine haber verildi. Afrin kantonuna ulaşan baba Akar’a oğlu Selçuk Akar, Afrin Kantonu İç İşleri Bakanı Hasan Bayram ve Asayiş Yönetim Üyesi Şekur Tevfik tarafından teslim edildi. Teslim etme sırasında konuşan Selçuk Akar’ın babası Kenan Akar Afrin Kanton yönetimine teşekkür ederek oğlunu çetelerden kurtarıp kendisine teslim ettikleri için şükran borçlu olduğunu söyledi.   
OĞLUM KANDIRILDI
Almanya’dan oğlunu teslim almaya gelen baba Kenan Akar oğlunun Alman camilerinde cihad adıyla kandırılarak buralara kadar gönderildiğini söyledi. Akar şu açıklamalarda bulundu, “Almanya’da ağırlıklı olarak Kürtlerin, Arapların, Türklerin hatta milli görüşçüleri dahi gittiği camiler var. Ben bu camilerin hepsine girip çıkmışım. Almanya’da bu camilerde de gençler cihad adıyla örgütlendirilip gönderiliyor. Ancak daha çok Almanlara ait camilerde gençler kandırılıp beyinleri yıkanıyor. Bu camilerde Alman Müslümanlar Almanca vaazler veriyor. Bu Alman dindarların hepsi çok iyi eğitilmiş insanlardır. Ve özellikle Müslüman ülkelerden gelip yerleşen diaspora gençleri üzerinde çalışıyorlar. Onların cihad adıyla kışkırtıp buralara gönderiyorlar.  Bu camilerden Almanya’nın her tarafından varlar. Ancak en fazla Wupertal bölgesinde var. Bu camilerin hepsi Suudi Arabistan desteklidir. Bu camilerdekilerin hepsi de Arabistan’da eğitilmişlerdir. Bu camilerden diğer tüm camilerde Kuran dağıtıyorlar. Sokaklarda Kuran dağıtıyorlar. Benim oğlumda bu camilerden birine gittiği için tuzaklarına düşürdüler ve buralara kadar sürüklediler.”
Oğlu Afrin Asayişi tarafından yakalandıktan sonra kendisini alması için kendileriyle telefonla görüştürüldüğünü söyleyen baba Akar, “oğlum yakalandıktan kısa bir süre sonra bir gün telefonla beni aradı. Kürtler tarafından yakalandığını söyleyerek gidip onu almamı söyledi. Bunları söyledikten sonra şu ilginç gerçeği de söyledi. Baba burada Müslümanlık adına insanları öldürüyorlar. Gel beni buradan al dedi. Bunun üzerine ben de işlemlerimi başlatıp gelip şimdi oğlumu aldım ve geri gideceğim.”
Oğlunun kandırıldığını fark ettiğini bunun için Alman polisine başvurduğunu hatta bir keresinde geçmek isterken polis tarafından havaalanında yakalanıp pasaportuna el konulduğunu belirten Akar, ancak daha sonra İtalya’ya geçerek oradan Rojava’ya geçtiğini söyledi.
Oğlu ve onun gibi binlerce gencin yaşadığı gerçeklikten dolayı bunun doğru olduğuna inandığını belirterek, Avrupa ülkelerinde yaşayan anne ve babalara çocuklarına sahip çıkma çağrısında bulundu.
İNSANİ GÖREVİMİZİ YAPIYORUZ
IŞİD tuzağına düşüp Asayiş tarafından yakalanarak kurtarılan Selçuk Akar’ın babasına teslim ederken konuşan Afrin Kantonu İçişleri Bakanı Hasan Bayram çete grubu tarafından tuzağa düşürülen gençlere karşı insani görevlerini yaptıklarını söyledi. Bayram Asayiş güçleri tarafından yakalanan tüm çete üyelerine ahlaki ve insani bir çerçevede yaklaşarak onları yeniden aileleriyle ile topluma kazandırmaya çalıştıklarını belirterek şunları söyledi, “Onlara gerçeği kim olduğumuzu ne için direndiğimizi anlatıyoruz. Onların düşürüldüğü yanlış yolu onlara kavratmaya çalışıyoruz. Birçoğu zaten yakalandıkları andan itibaren ilk şoklarını yaşıyorlar. Çünkü gençlere sizi kafirlerle savaşacaksınız diyerek üzerimize salıyorlar. Yakalananlar ezan sesini duyunca ilk şoklarını yaşıyor. Ve o ondan itibaren ailelerine dönmek istediklerini söylüyorlar. Bizde bağlantı kurabildiklerimizin aileleriyle bağlantıya geçerek çocuklarını ailelerine teslim ediyoruz. Bağlantıya geçmediklerimizi de Rojava geçmek için kullandıkları Türkiye topraklarına göndererek oradan ülkelerine gitmelerini sağlamaya çalışıyoruz. İşte bu gün Almanya’dan oğlu IŞİD tuzağına düşürülen Kenan Akar beyefendi oğlunu almak için çıkıp gelmiş. Biz de büyük bir sevinçle oğlunu babasına teslim ediyoruz. Keşke çocukları bu çete ve ölüm grubunun tuzağına düşürülen tüm anne ve babalar Kenan bey gibi duyarlı olsalar diyoruz.”
İsviçre Federal başsavcılığı, IŞİD çeteleri ile bağlantısı olduğu iddia edilen 3 Irak kökenli hakkında soruşturma başlattı.
IŞİD’e Avrupa’dan yoğun katılımların yaşandığı tartışmaları yaşanırken İsviçre Federal Başsavcılığı, İsviçre’de ikametgâh eden 3 Irak’lı hakkında “IŞİD’in İsviçre uzantısı” oldukları iddiasıyla soruşturma başlattı. Uzun süreden beridir haklarında takip karar olan bu kişilerin Irak’a ve Suriye’ye savaşmak için gidip geldikleri bilindiği ifade edilirken ayrıca 20 kişi hakkında da soruşturma yürütüldüğü ifade edildi.
Haklarında soruşturma başlatılan bu 3 kişinin İsviçre’de terör örgütü IŞİD’in kurucuları olduğu belirtilirken aynı zamanda bu kişilerin örgüte maddi ve lojistik destek sağlamak için İsviçre’de çalıştığının soruşturma kapsamında açığa çıktığı ifade edildi. Federal başsavcılık “suç örgütü kurmak, terör örgütüne üyelik ve terör örgütüne desteklemek” kapsamında başlattığı bu soruşturmanın önümüzdeki günlerde sonucunu açıklayacağını ifade etti.
Ayrıca İsviçre istihbarat ekipleri yaptığı bir açıklamada mayıs ayında İsviçre’den 15 kişinin IŞİD’e katılmak için Irak ve Suriye’ye gittiğini ifade ederken bu rakamların geçtiğimiz aylarda daha da artığını belirtti. 
PYD kuruluşun 11'nci kuruluş yıl dönümünü Almanya'nın Dortmund kentinde kitlesel bir şölen ile kutladı. Kutlamaya katılan Eşbaşkan Salih Muslim, projelerinin ortadoğunun demokratikleşmesi için olduğunu belirterek,“Kobanê de bunun savaşını veriyoruz. Kobanê düşmeycek, kazanacağız. Çünkü orada Kürdistan'ın dört parçası direniyor.
Partiya Yekitiya Demokrat'ın (PYD) 11'nci kuruluş yıl dönümü Almanya'nın Dortmund kentinde, kutlandı. Megastar salonunda yapılan kutlamaya bine yakın kişi katıldı. “11'emin salvegêra damezradina PYD li hemû gelê Kurd pîroz be“ pankartın asıldığı salonda, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın posteri, PYD bayrağı, YPG, YPJ flamalarıy ile Rojava devrimini anlatan pankartlar asıldı. Eşbaşkan Salih Muslim'ın da katıldığı kutlamaya, MLPD adına da Monika Gartner-Engel, MLKP temsilcisi Hüseyin Yeter, Suriye Demokratik Kürt Partisi temsilcisi Mahmûd Dawid ile birçok kurum temsilcisi hazır bulundu. Sık sık „Bijî Berxwedana Rojava“, Kobanê Rumeta Kurdan e“, Şehîd Namirin“ ve “Bijî Serok Apo“ gibi sloganlar atıldı.
'PYD ŞANLI BİR TARİHE SAHİP'
Kutlamanın açılış konuşması yapan tertip komitesi üyesi Ehmedê Kobenê, “PYD'nin 11'nci kuruluş yıl dönümü başta Kobanê direnişçilerine ve Kürt halkına kutlu olsun. Bugün namus günüdür. Herkes bu düşünceyle hareket etmeli ve Kobanê'ye sahip çıkmalı“dedi. Ardından kutlamada söz alan PYD Eş başkanı Salih Muslim, “PYD'nin 11'nci kuruluş yıl dönümünü Kürt halkına kutlo olsun“ dedi. Kitlenin alkış ve coşkusu arasında PYD'nin tarihini anlatarak, konuşmasına devam Salih Muslim,“11 yıldır bir tarih yazıldı. Bu tarih, yüzlerce gencimizin kanıyla oluştu. Bugün hepimiz bunu gözlerimizle görüyoruz. PYD, Ortadoğu da demokrasi mücadelesini yürütüyor. Biz bu proje ile Rojava devrimine katıldık. Biz başlarken hiç bir güç arkamızda yoktu. Sadece halkımız ve Önder Apo'nun felsefesiyle biz bu mücadeleye başlattık“ diye kaydetti.
Rojava'ya karşı bir ambargonun olduğuna dikkat çeken Salih Muslim, “Dört tarafımız işgalci güçler tarafından sarılmış. Bize karşı mücadele diyorlar. Biz buna karşı amansız bir direniş veriyoruz. Ortadoğu ve Suriye'nin çözümü için hiç bir çözüm bizim çözümümüz kadar sağlıklı ve gerçekçi değil. IŞİD denen terör örgütü, bu proje için bize karşı savaşıyor. Suriyanilerin dili 2 bin yıldır her tarafta yasak. Ama bugün Cizre kantonunda resmi dildir. Bu savaş ve saldırı bundandır“ dedi.
Kobanê kantonunda yaşanan direnişe de değinen Salih Muslim, konuşmasını şu cümlelerle noktaladı: “Irak ve Suriye orduları bile bu canavarlara dayanmadı. Ama bugün Kobenê'de amansız bir direniş var. Kobanê gençleri direniyor. Ve kazanacaklar. Kobanê teslim olmayacaktır. Yenilmeyecektir düşmeyecektir. Herkes rahat olsun çünkü Kobanê’de direnen Serhat, Amed, Botan, Dersim, Hewler ve Mahabad, gençleridir. Kürdistan'dır. Ama bizim bu gençler, Kobanê'ye destek için gece gündüz de çalışmalıyız.“
ROJAVA İLE DAYANIŞMA MESAJLARI
MLPD adına da Monika Gartner-Engel de PYD'nin kuruluşunu kutlayarak,“MLPD, bütün yapısıyla Kobanê direnişiyle birlikte. Kürt kadın ve genlerinin direnişini selamlıyoruz. Bu dayanışmamızı göstermek için önümüzdeki günlerde Kobanê'ye bir delegasyon göndereceğiz“ mesajını verdi. Suriye Demokratik Kürt Partisi temsilcisi Mahmûd Dawid ise PYD'nin Rojava'nın özgürleşmesinde önemli bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Parti olarak, kendimizi PYD'nin ortağı olarak, görüyoruz. Bütün partileri de bu mücadeleye çağırıyoruz. Bunun için Kürt gençleri YPG ve YPJ saflarına katılmalı“ dedi. MLKP temsilcisi Hüseyin Yeter ise yaptığı konuşmada, Rojava ile dayanışma mesajı verdi.
Konuşmaların ardından sanatçı, Cewadê Mervanî, Xelîl Xemgîn, Abbas Ahmed, Peywan Arjîn, Kawa, Roma Rojava, Edhem Rojava, Meryem Rojhilat gibi sanatçılar sahne alarak, stranlarını seslendirdiler. Şiirlerin okunduğu kutlama da, Rojava devriminde yaşanan kahramanlıklar, skeçlerle anlatıldı.
Osnabrück Belediyesi ile Göç ve Uyum Meclisi'nin birlikte düzenlediği şenliğe katılan Kürtler, kurdukları üç ayrı standla Kürt kültürünü Almanlara tanıttı.
Şenliğe yağmura rağmen 50’den fazla etnik grup katıldı. Osnabrück Markplatz Meydanı'nda yapılan etkinlikte kurulan standlardan 3’ü Kürtlere aitti.
Osnabrück Demokratik Kürt Toplum Merkezi tarafından organize edilen standlarda Kürt kadınları geleneksel giysileri ile hazırlanan ev yemeklerini festival katılımcılarına sundu. Bilgilendirme standında ise Şengal ve Rojava’daki IŞİD katliamları konusunda bildiriler dağıtıldı.
Şenlikte "Gowenda Kurdi" sunumu ile sahne alan Koma Zîlan Folklor Grubu'nun performansı yoğun ilgiyle karşılandı. Gösterim sırasında Kürt kadınları zılgıt çekti.
Gün boyu sürekli ziyaretçisi olan şenlik akşam saat 19:30´de sona erdi.
KCK Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan KDP ve YNK’ye çağrıda bulunarak Kobanê’ye, Güney Kürdistan’daki IŞİD güçlerine karşı topyekün savaşarak destek verilebileceğini belirtti. Kalkan, Kürt halkının karşı karşıya kaldığı tehditler karşısında artık parçacı düşüncelerin terk edilmesi gerektiğini ifade etti.
Sterk TV’de yayınlanan Politik Alan programına katılan Duran Kalkan, Kobanê direnişi, IŞİD’e karşı mücadele konularında önemli açıklamalarda bulundu.
Anadilde eğitim konusundaki eylemlerin yükseldiği dönemde IŞİD’in saldırılarının gelişmesinin tesadüf olamayacağını ifade eden Kalkan, Kobanê saldırısının AKP hükümetine yaradığını söyledi. AKP’nin IŞİD eliyle Kobanê’ye saldırdığını kaydeden Kalkan, tampon bölge tartışmalarına ise sert tepki gösterdi.
KDP ve YNK’nin Kobanê ile ilgili açıklamalarına da tepki gösteren Kalkan, Kobanê’ye destek vermek isteyenlerin IŞİD ile topyekün savaşması gerektiğini belirtti. IŞİD’in çevresinde güçlerin büyük oranda durduğunu ve IŞİD’in de zayıf noktalar belirleyerek oralara saldırı düzenlediğine dikkat çeken Kalkan, “destekliyorsan düşman önünde. Vur o zaman. Saldır görelim. Var mı öyle bir şey. Yok. Bunu yapmayanın destekliyorum diye söz açıklaması hiçbir şey ifade etmiyor. Gerçekten destekliyorsa KDP-YNK o zaman Güney Kürdistan’ın yüzde 30’undan fazlası IŞİD faşizminin elinde. Vursun, saldırsın bütün cephelerde saldırı olsun. Bir anda saldırı gelişsin bakalım IŞİD gücünü biriktirip Kobanê halkına katliam tehdidi yaratabilecek mi. Destek böyle olur. Biz böyle bir destek bekliyoruz. Yoksa diğer türlüsü sadece kamuoyuna dönük bir propagandadan öte bir değer ifade etmez” dedi.
Kalkan ile röportajın tam metni şöyle:
- Sayın Kalkan bu haftaya Kürt halkı belki boykot gündemiyle başladı ancak Pazartesi itibariyle IŞİD’in Kobanê’deki yoğun saldırıları başladı üç cepheden. Bu saldırılar bugün itibariyle devam ediyor. Burada büyük bir direniş de söz konusu. Bu saldırıların bu süreçte gelişmesi neyi hedefliyor? IŞİD saldırısı neyi amaçlıyor?
Ben öncelikle kahramanca direnen Kobanê halkını yürekten selamlıyorum. Başarı kazanacaklarına dair inancımı açık bir biçimde ifade ediyorum. Yine Kobanê direnişi şehitleri şahsında tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Herkes bilsin, dostlar müsterih olsun bu savaş kesinlikle kazanılacak. Düşmanlar da kahrolabilir. Bu savaştan saldırıdan fayda görenlerin hesapları bozulacak. Döktükleri kanda boğulacaklar. Şurası önemli: Kürt halkı geçen haftanın başına Türkçe eğitimi boykot ve Kürtçe anadilde eğitim talebiyle girdi. Uzun süreden bu yana hazırlanılıyordu ve görkemli bir eylemlilik de ortaya çıktı. Çünkü çok haklı bir talep vardı. Bir haftalık bir eylem olarak planlanmıştı. Ne yazık ki hafta sonu öyle gelmedi. Hafta sonunda boykotun, Kürtçe eğitimin adı bile haber bültenlerine yansımaz hale geldi. Gündem 180 derece değişti. Kobanê’de IŞİD denen faşist çete saldırıları ve halkın buna karşı direnişi tek gündem haline geldi. Hafta başında Türkçe eğitimi boykot ve Kürtçe anadilde eğitim isteyen Kürt halkı bu sefer, binler onbinler halinde Kobanê yoluna düştüler. Kobanê halkıyla birleşmek, direnişe katılmak için özgürlük yürüyüşleri başlattılar. Bu nasıl oldu? Burası önemli. Dikkat edelim. Boykot da 15 Eylül’de başladı IŞİD çetelerinin saldırıları da 15 Eylül’de başladı. Bu kadar tesadüf olabilir mi? Sanki ortak bir merkezden planlanmışlar gibi. Yani şöyle Kürt halkı 15 Eylül’de Türkçe eğitimi boykot edeceğini söyleyip buna hazırlanırken sanki Kobanê saldırısı buna karşı bunun misillemesi olarak düzenlenmiş gibi. Ve böyle de oldu zaten. Dikkat edelim en çok AKP hükümetini Türkiye Cumhuriyeti devletini zorlayan bir durum geçen haftanın ilk günlerinde bütün gündem bundan oluştu. Nasıl oldu? 25 milyonluk Kürt toplumu nasıl anadilde eğitim yapamaz, Nasıl bir soykırım ve asimilasyon uygulandığı gündeme gelirken, bu anlamda TC’nin Kürdistan’da uyguladığı kültürel soykırım rejimi tartışılır, maskesi düşer ve bu insanlık suçu gündeme gelirken bir anda bunun üstü kapandı, tüm gündem Kobanê’deki savaş ve çatışma oldu. AKP ve devlet kendine dönük deşifre edici, asimilasyondan dolayı eleştirici suçlayıcı her şeyden kurtuldu. Bu bir tesadüf olamaz. Evet, IŞİD adı altında bu saldırılar yürüyor. Musul’dan Bağdat’a kadar da o isimde yürüdü tamam da bu saldırıları kim organize ediyor, nereden yürüyor belli değil.
Ben şunu söyleyebilirim. Biz hareket ve halk olarak Kürtçe eğitim talebini ortaya koyduk. Bunu savunuyoruz da. Yönetimimiz, eş başkanlığımız açıklamalar yaptı, çağrıda bulundu. Çeşitli demokratik kurum ve kuruluşlar çağrılarda bulundu. Türkiye demokratik kamuoyu sahiplendi bu durumu. Bu en meşru haktır. Ve gerçekten de Kürdistan’da yaşanan insanlık suçunu en somut biçimde ortaya koyan bir durumda ve böylece oldukça demokratik bir yöntemle böyle bir talepte bulundu. Bir gündem oluşturmak, gerçekleri ortaya çıkartarak demokratik siyasetin buna, buradaki sorunlara çözüm bulmasını istedik. Neyle karşılaştık, Kobanê saldırısıyla. Kobanê halkını katliamdan geçirmeyi hedefleyen bir saldırıyla karşılaştık. Bu saldırı IŞİD adı altında bir çete tarafından yürütülüyor ama dikkat edelim bu son saldırıdan en çok AKP hükümeti yararlandı. Böyle bir tesadüf olabilir mi? AKP diyor ki ben arkasında değilim. Değilsen nasıl oluyor bu kadar sana yarıyor bu? AKP örgütlese planlasa kendine hizmet edecek bu biçimde bir eylem yapamaz. Ama IŞİD adı altında yapılmış bulunuyor. Tümüyle Türkiye’deki, Kuzey Kürdistan’daki bütün diller için, halklar için anadilde eğitim gündemi tümden kapanarak AKP hükümetini, devleti sıkıştıran girişimler bastırılarak ortaya Kobanê katliamı, bu katliama karşı bütün Kürtlerin, insanlığın desteğiyle halkın kahramanca direnişi ortaya çıkıyor. Yani bu kadar tesadüf olur mu? Eş zamanlılık olur mu? Gerçekten AKP’nin hiçbir sorumluluğu parmağı yok mu bunda. Mümkün değil. Şimdiye kadar hep inkar ettiler. TIRlar içerisinde silahlar yakalandı. Sınır üzerinde bu çeteler o kadar geldi gittiler. Petrol akıtıyor borularla para kazanıyorlar. Bütün o çete sürüleri dünyanın dört bir tarafından toplanıp Türkiye üzerinden Suriye’ye geliyorlar. Kamplar basına yansıdı o kadar. Eğitimler geliyorlar. Bunların hepsine yok dedi ama şimdi AKP suçüstü yakalandı.
Bu saldırının çok önemli bir boyutu, çok güncel olan yanı kesinlikle Kuzeydeki Türkçe eğitimi boykot ve Kürtçe anadilde eğitim ile bağlantılı. Biz bu eylemin içinde olanlar olarak bununla karşılaştık, bu cevabı aldık. Durumu böyle hissediyoruz. Kobanê saldırısının bir boyutu kesinlikle bu. Fakat tabii ki sadece bu değil. Bu IŞİD denen faşist çete sürüsü, tetikçi güruh, provokasyon grubu. Herkesin eli bu işin içinde bu anlaşıldı. Herkes kendi çıkarı doğrultusunda bu güruhu kullanmaya çalışıyor. Yani nerede çıkarları gerekiyorsa bazı güçler, küresel ve bölgesel güçler o doğrultuda saldırtıyorlar. Yaptırttılar böyle saldırılar, beslediler şimdi hepsi Kürt halkına yöneldi. Diyorlar ya alavare dalavere Kürt Mehmet nöbete. Şimdi karşı karşıya olduğumuz bu. Şilahlandırdılar, beslediler, Rakka, Musul, Tikrit’ten silahlandırdılar, beslediler büyüttüler şimdi Şengal’e, Maxmur’a Kobanê’ye saldırtıyorlar. Bir Kürt katliamı gerçekleştirmek istiyorlar bununla. Güya Kürt Özgürlük Direnişini böyle bir saldırıyla frenlemek istiyorlar. Bastırmak istiyorlar. Nafile. Gerilla gerçekten de dervişvari daldı Musul ovasına, Rojava devriminde de böyle yürüdü. Maxmur’a da böyle yürüdü. Dervişvari savaştı, savaşıyor ve savaşacak da. Hiç kimse İbrahim Paşa olamayacak. Öyle olmaya çalışanlar avuçlarını yalanlar. Ona izin vermeyecek çünkü dervişvari direnen gerilla bunu planlı ve akıllı yapıyor. Kazanacak sonunda. Sonuçlarını kimseye bırakmayacak. Ne yenilecek ne de ezilecek. Tersine direndikçe kendini büyütecek. Büyüttükçe daha fazla direnecek ve kesinlikle kazanacak. Düsturu şu çünkü: Ne kadar gücümüz olsa da kimseye saldırmayacağız, dünyanın hepsi birleşip üzerimize gelse de demokratik özgür yaşam hakkımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. İlkesi bu stratejisi ve taktikleri bunun üzerine kuruluyor. Kürtler kendi topraklarında özgürce demokratik bir yaşam kurmak istiyorlar. Hem de bütün halklarla, bütün kültürleri, dinleri, mezhepleri demokratik hbir çatı altında birleştirerek bunu yapmak istiyorlar. Kimseden bir şey istedikleri yok. Sadece herkesin demokratik, özgür, eşit bir yaşama kavuşmasını, bunun için kendilerine de bu dünyada özgürce demokratik bir yer olmasını istiyorlar ki bundan daha meşru bir hak tutum, durum olamaz. Bu temelde kazanmakta da kesin ısrarlılar.
-Sayın Kalkan, siz aslında saldırıların perde arkasından nasıl bir konsepte ilerlediğini belirttiniz. Rojava’da yönetimin, KCK Eş Başkanlığı, HPG Savunma Merkezinin seferberlik çağrıları ve konuyla ilgili açıklamaları oldu. Gelişen direniş göz önünde bulundurulduğunda özellikle Güneyli güçlerin tutumlarını size sormak istiyorum. YNK’nin, Bölgesel Hükümetin başkanı Mesut Barzani’nin açıklaması oldu. Belki ilk defa Rojava devrimini sahiplenen tarzda bir açıklaması oldu. Kobanê’nin savunmasının bütün Kürtler için onur görevi olduğundan bahsetti. Sayın Barzani’nin açıklamalarını ve diğer parçalardaki hareketlerin görevleri konusunda neler diyorsunuz?
Bence bütün Kürtler parça ayrımı parti ayrımı yapmadan bu gelişmeleri bir kez daha değerlendirmek durumunda. Yanlış hesap kimse yapmamalı. Yani anlaşma yapıyoruz, görüşme yapıyoruz, ilişkilerimiz var diye kimse inanmamalı. Bu dünya çıkar dünyası. Çıkarı gerektirdiğinde babasını satıyor insanlar. Para için gözleri dönmüş. Para kazanmak için kendilerini de pazarlıyorlar. Böyle bir dünyada anlaşmaya, söz güven olur mu? Olmaz. Sadece sen örgütlü olursan, gücün olursa, ayakta kalırsın, yaşarsın özgürce. Bunun dışında başka yol yok. Bu bakımdan hiç kimse bir kere yanlış hesap yapmamalı. Dikkat edelim bütün bunlar nereden ortaya çıktı. Bu IŞİD denilen olay neydi. Toparladılar, Irak’ın Suriye’nin ortasında özgürlük, demokrasi geliştirmek isteyen, böyle bir potansiyeli olan herkese saldırtıyorlar. Tam bir kara yüzlü faşist saldırganlık. Bir karşı devrim saldırganlığı. Şimdi hepsini de toparladılar, Ortadoğu’da yeni bir ışık, demokrasi, özgürlük ışığı olarak Kürdistan özgürlük devrimi belirdi. Rojava’da yanan ateş bunun ilk kıvılcımı oldu. Bu ateşi söndürmeye çalışıyorlar. Toparladılar, birleştirdiler buraya saldırtıyorlar. Hani bu Irak Şam Devletiydi. Bağdat’ı alacaktı bu güç. Şam’ı alacaktı, devlet kuruyordu. Nerde kaldı Şam? Nerde kaldı Bağdat savaşı. Hiçbir şey kalmadı. Mahmur’a, Şengal’e, Kobanê’ye, Haseke’ye saldırıyor. Hani bir toparlanıyor IŞİD şöyle kötü böyle kötü diye. NATO, BM, ABD koalisyon oluşturuyor. Güya karşı çıkıyorlar. Var mı bir pratikleri? Yoktur! Ortada tanklarıyla toplarıyla yürüyen bir saldırı grubu var. Yani bu kadar tekniğe sahipler. Bir tane kurşun vuruyorlar mı? Yok. Ne yapıyorlar? Bekliyorlar. Bir hava saldırısı yapacaklar diye söyleniyor. Ama ne zaman? Burası çok önemli. Yapılacak da acaba katliam peşinde koşan, soykırım yürüten, IŞİD’i engellemek bunları yapmaktan alıkoymak için mi? Yoksa bunlar yapıldıktan sonra, Kürt potansiyeli, Kürt halkının özgürlükçü ve demokratik gücü kırıldıktan sonra mı. Dikkat et söylüyorlar, vaat yaratıyorlar, bekliyorlar. Neyi bekliyorlar. Burası önemli. Kürtlerin gücü kırılsın, Kürt soykırımı gerçekleşsin diye mi bekliyorlar. Şengal’de de böyle beklediler. Şimdi Kobanê’de de benzeri bir durum görülüyor. Güya birçok devlet açıklama yaptı. IŞİD’e karşı savaşanları destekleyeceğiz diye. Bakın savaşanlar ortada. Kobanê savaşıyor. Bir çöp vermişler mi Kobanê halkına. Soruyoruz. ABD Başkanı çıkıyor diyor biz Kürtlere yardım ediyoruz. Hangi Kürtlere yapılıyor biz göremiyoruz. Savaş cephesinde, mevzideki Kürt’e yardım yok. Artık bilmiyoruz gerçekten oluyor mu, olmuyor mu. Ama bu Kürt’e yardım yok.
Gerçekleri iyi görelim. Herkes bu IŞİD saldırganlığından fayda umuyor. Destek de verdiler. Bu birden ortaya çıkmadı. Maliki ordusunun silahlarıyla silahlandı. Esad ordusunu silahlarıyla silahlandı. KDP’den bir sürü silah aldı silahlandı. Türkiye güya Suriye muhalefetine yardım ediyorum diye ellerinde var olan bütün silah tekniğini bu güce verdi. Hem de tırlarla göndererek. Suudi veriyor, Katar veriyor. Bu gücü kimin besleyip semirttiği, bu hale getirdiği biliniyor. Şimdi gerçekten de 40 yıllık mücadeleyle onbinlerce hatta yüzbinlerce şehit vererek, yaralı vererek, işkencede geçerek ortaya çıkartılmış Kürt özgürlük ve demokrasi potansiyeli bu faşist güruh eliyle ezdirilmek isteniyor. Bütün hesap kitap bu. Birçok güç bundan medet umuyor. Çünkü Kürdistan’daki özgürlük ve demokrasi kıvılcımı sadece Kürtlerin özgürlüğünü temsil etmiyor. Bütün Ortadoğu halkları için özgürlük ve demokrasi öngörüyor. Halkların kardeşçe birliğini içeriyor. Ortadoğu’ya özgürlük gelsin, eşit yaşam oluşsun, demokratik bir sistem içinde halklar, tüm kültürler kardeşçe yaşasın çizgisini dayatıyor. İşte engellenmek istenen bu aslında. Kürdistan Özgürlük Devrimi şansında Ortadoğu’da demokratik birlik ve kardeşlik engellenmeye çalışılıyor. Ortadoğu toplumları, halkları daha fazla paramparça edilsin, daha çok birbiriyle çatıştırılsın, güçten düşürülsün, potansiyelleri yok olsun, daha fazla dış güçlere muhtaç olsunlar. Kapitalist emperyalizme muhtaç olsun, onlardan medet umar hale gelip onlara bağlansınlar. Oyun bu. Bunun için bekliyorlar. Bu amaçla bu hale getirdiler, saldırttılar. Şimdi sessiz kalamıyor. Niye? Çünkü sessiz kalırsa bir dünya düzeyinde çatışma var. Dünyayı yöneten güç buna karşı sessiz olursa sen nasıl dünya yöneticisisin derler. Ben de bir tarafıyım diyorlar. Kamuoyunu kandırıyorlar sanki bir şey yapacaklarmış gibi. Yapmazlar mı yaparlar. Kendi çıkarlarına uygun olduğu zaman yaparlar. Bekliyorlar şimdi. Kürt 40 yıllık, 100 yıllık kahramanca direnişle yüzbinlerce şehit vererek Kürt toplumunun ortaya çıkardığı özgürlük ve demokrasi potansiyeli ezildikten sonra müdahale etmeyi bekliyorlar. Kürtler özgür ve demokratik yaşama ulaşmasınlar, Kürtler demokratik Ortadoğu’nun kıvılcımı, öncüsü yaratıcısı olmasın, yeni bir Ortadoğu ortaya çıkarmasınlar diye.
Şimdi durum bu. Tüm Kürtler iyi düşünmeli. Saldırı şu bu partiye değil, şu parçaya bu parçaya değil. Bunu herkes görmeli. Saldırılar Kürt varlığı ve özgürlüğünedir. Ben Kürt’üm, Kürt olarak var ve özgür olmak istiyorum diyen herkese bu saldırı yöneliyor. Dolayısıyla herkesin de bu saldırılara karşı durma, mücadele etme, direnme görev ve sorumluluğu var. Birilerini destkelemek için değil. Kendi varlık ve özgürlüklerini garanti altına almak için. Dün Şengal’eydi, bugün Kobanê, yarın Duhok’a, öbür gün Mahabad’a olmayacağı, Mardin’e, Amed’e olmayacağını kim biliyor. Kobanê’ye olacağı iki sene önce belli miydi.  Şengal’e olacağı bir sene önce belli miydi. Herkes diyordu, Irak’ta sorunlar çözülüyor. Güney Kürdistan istikrar kazanıyor, özgür oldu. Nerde özgürlük, hani? Hani istikrar? Demek ki yokmuş. Demek ki o tutum ve anlayışlar yanılgıymış, şişirmeymiş. Böyle bir gerçek yokmuş. Gerçek aslında direnerek savaşarak kazanmaktır.
Şu anlayış da yanlış: Kobanê, Kerkük, Şengal halkı ne kadar desteklenmeli ya da desteklenmemeli. Ne kadar destekleyelim. Hayır bir destek söz konusu değil. Herkes için kendi varlık ve özgür geleceği için direnme ve savaşma söz konusu. Saldırı bütün Kürtleredir. Dolayısıyla bütün Kürtler bu saldırı karşısında kendi varlık ve özgür geleceklerini güvence altına almak için birlik halinde direnmek, mücadele etmek ve bu saldırıyı kırmak durumundalar. Bunu böyle yapmayanlar sıra kendilerine geldiğinde çok geç kaldıklarını anlayacaklar. Çağıracaklar her tarafı bize de yardım edin diye bulamazlar yardımcı. O halde öyle bir duruma düşmeden şimdi herkes aklını başına toplamalı. Bu küresel, bölgesel güçler tarafından beslenen faşist tehlikeye karşı onu bertaraf etmek üzere direnişe geçmeli. Kobanê’de direnmeli. Serekaniye’de Heseke’de, Şengal’de Duhok’ta Maxmur’da, Kerkük’te direnmeli. Ama bu faşist güruhun Kürdistan’a girmesine kesinlikle izin vermemeli. Kürtler geçmişte de bu tür saldırganlıkları kırdılar. Urfa’ya sokmadılar, Nizip’te, Kobanê’de Efrin’de kestiler. Urfa’dan Diyarbakır’a Kürdistan içlerine bu tür gerici sömürgeci işgalci saldırıların girmesine izin vermediler. Dağa dayandı, dağın eteğinde bütün saldırganlıkları kırdılar. Şimdi de tarih böyle bir yeni direnişle karşı karşıyayız yani. Geçmişte bu kadar direniş yapabilmiş olan Kürtler bugün özgürlük bilinciyle bu kadar donanmış olduklarına göre güçlerini birleştirip kararlı olurlarsa bu saldırganlığı kırarlar. Buna herkes güvenmeli, inanmalı.
Dolayısıyla şunu söylemek istiyorum. Ben tabii ki yönetimimizin çağrılarına katılıyorum. Bütün parçalardaki Kürt halkı bu direnişe nasıl katılabiliyorsa katılmalı. Elinde ne gücü varsa seferber etmeli. Özellikle Kürt gençleri, kadın erkek, Kuzeyde, Güneyde, Doğu’da, yurtdışında, her alanda tam bir seferberlik ruhuyla cepheye koşmalı. Ordulaşmamız gerekiyor. Başka bir çare yok. Kürdistan Özgürlük Ordusunu kurmak zorundayız. Gelişmeler bunu gerektirdi. Bunun için seferber olmalı herkes. Şu parçayız bu parçayız dememeli. Hareketler açısından da bu geçerli. Gerçekten böyle bir ortamda eleştirmek doğru değil ama Güney Kürdistan yönetimi, Mecliste yer alan tüm partiler iyi bir sınav vermedi. Bu iş Musul saldırısıyla başladı. Dedim ya “alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete” gibi. Kürtlere yönelecekleri açıktı.
Önder Apo çağrılar yaptı ilk önce. Yönetimimiz çağrı yaptı. Her türlü yük ve sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğunu belirtti Ulusal kongre oluşsun, bunu karşılayacak Kürt kongresi yaratılsın, her şey kongre kararıyla gerçekleşsin dedi. Ortak komutanlık kuralım birlikte direnelim dedi. Arşivler ortada. Adeta didindik yani. O kadar olumsuzluğa rağmen bunları gündeme getirmeden tehlikeleri gösterdik. Dedik ki birlik olalım. Bunun sonu baştan belli ne olacağı. O halde tehlikeleri önleyebilmek, imkanları değerlendirmek için kesinlikle direnmek gerekecek, onun da yolu birlikten geçiyor. Bir ortak komutanlık oluşturalım. Güçlerimiz yeterlidir. Herhangi bir bölgesel ya da küresel güce muhtaç olmadan her türlü saldırganlığı kendi öz gücümüzle kıracak güce sahibiz.  Yeter ki birlik olalım, kendimize inanalım, güvenelim. Bunun için bu kadar çaba harcadık. Fakat bu görülmedi. Böyle bir şeye gelinmedi. Sadece çaba harcamadık. Gün geldi hiçbir talep olmadan fiilen müdahalede bulunduk. Gittik Hewler’i savunduk. Duhok’u savunduk. Şengal’i herkesten önce savunduk. Fiilen de bu konuda herhangi bir parti çıkarı değil de, özgürlük demokrasi ilkeleriyle hareket ettiğimizi, Kürt ulusal değer ve çıkarlarını savunduğumuzu, Ortadoğu halklarının çıkarlarını savunduğumuzu ortaya koyduk. Açıklamaya inanmayan pratiğe baksın görsün diye. Ne yazık ki biz ciddi bir destek göremedik. Buna olumlu bir cevap olunamadı. Birliğe gelinemedi. Farklı hesaplar içinde olundu. Açıktan kimse biz karşıyız demedi ama böyle bir birliğe hiç gelmediler. Somut söyleyeceğim Hewler’i koruyan, savaşarak Maxmur’u alan halka bile Ranya’da bir yer verilmedi. YNK şimdi açıklıyor Kobanê’yi destekliyoruz diye. Maxmur halkına bir yer bile vermedi. Nasıl izah edeceğiz böyle durumu. Halk geldi bir karşılama bile yapmadılar. Misafirperverlik bile olmadı. Nerde dostluk? Ulusallık, yurtseverlik nerede? Böyle olmaz. Gerçekçi olmak lazım. Yapmadılar. Şimdi diyorlar biz destekliyoruz. Nasıl destekliyorlar hele bir görelim. Kobanê’yi nasıl destekliyorlar? Orası da Kürdistan’dır. Biz Kerkük’te, Germiyan’da nasıl bir olduğumuzu gösterdik. Peki YNK Kobanê’de nasıl birdir nasıl destekliyor? Göstersin. Savunsun Kobanê’yi.
KDP büyük yanılgı içine girdi, ucuz hesaplar içinde oldu. Bizim sözlerimizi bir düşmanın sözü gibi görmeyin diyoruz. Bir toplumun hareketiyiz. Birbirimizle mücadele edebiliriz. Anlayışlarımız farklı olabiliriz. Ama demokratik çerçevede birlik olmak zorundayız. Kürdistan’da hareket ediyoruz. Kürt ulusa toplumsal değerleri üzerinden hareket ediyoruz. Birbirimizin sözünü birbirimizi yok edecek gibi değil biraz da birlik olacak şekilde ele alalım değerlendirelim dedik. Fakat öyle bir yaklaşım görmedik. Hep basit küçük hesaplar oldu. Bazı kişilerin basit çıkarları KPD politikalarını yönlendirdi. Bazı küresel güçlerin vaatleri, bölge güçleri KDP’yi yönlendirdi. Şimdi Kobanê katliamla yüz yüze. 200 binlik bir şehir bütün gericiliğin arkasında olduğu bir saldırganlığa karşı kahramanca direniyor. Her gün onlarca şehit veriyor. Yani vicdan yok mu? Kobanê halkının ne çektiğini KDPliler hissetmiyorlar mı? Bunu sormamız gerekiyor tabii. Gelip bıçak kemiğe dayandığında bir açıklama yaptılar. Ve çok zayıf. Ben net söyleyebilirim. Bu durumda başka bir şey söylemek zor. Yine de zararın neresinden dönülürse kardır misali, eğer gerçekten doğruya geleceklerse bunu pratikte göstermeliler. IŞİD sadece Kobanê’den saldırmıyor. Maxmur’a da saldırdı, Şengal’e, Kerkük’e, Celawla’ya kadar saldırdı. Cephe her yerdedir. Savaşalım. Herkes saldırırsa cephelerde Kobanê’de bu saldırı olabilir mi? Olmaz.
Herkes durmuş. IŞİD toplanmış bir yerde. Kendine göre zayıf yere saldırıyor. Deniliyor ki biz Kobanê’ye destek vereceğiz. Bu lafla olmaz. Seni destekliyorum demekle olmaz. Destekliyorsan düşman önünde. Vur o zaman. Saldır görelim. Var mı öyle bir şey. Yok. Bunu yapmayanın destekliyorum diye söz açıklaması hiçbir şey ifade etmiyor. Gerçekten destekliyorsa KDP-YNK o zaman Güney Kürdistan’ın yüzde 30’undan fazlası IŞİD faşizminin elinde. Vursun, saldırsın bütün cephelerde saldırı olsun. Bir anda saldırı gelişsin bakalım IŞİD gücünü biriktirip Kobanê halkına katliam tehdidi yaratabilecek mi. Destek böyle olur. Biz böyle bir destek bekliyoruz. Yoksa diğer türlüsü sadece kamuoyuna dönük bir propagandadan öte bir değer ifade etmez.
-Sayın Kalkan hareketinizin Rojava devrimine yönelik yaklaşımı biliniyor. Yanında olduğunuzu defalarca belirttiniz. Şiz IŞİD’in Güney Kürdistanlı saldırılarından sonra HPG’nin bölgeye müdahalesinden bahsettiniz. Şengal’de, Kerkük’te hala güçleriniz bulunuyor. Rojava’daki kritik durum biliniyor. Olası bir durumda Kobanê’ye ya da Rojava’nın başka bölgelerine gerillanın fiili müdahalesi gibi bir gündeminiz var mı?
Biz Rojava’daki direnişi hareket olarak baştan beri sadece Kürt halkının özgürlük direnişi değil, Ortadoğu halklarının ruhu, geleceği, özgür ve demokratik yaşamı olarak değerlendirdik ve tüm gücümüzle birlikte olduğumuzu belirttik. Bu temelde de destek veriyoruz yani. Bütün Kürt halkını, gençlerini seferber ettik. Çağrılar yaptık. Geçen aylarda kuzeyden, doğudan, güneyden onlarca, yüzlerce genç Kobanê’ye gitti. Cezire’ye gitti. YPG-YPJ saflarında direnişe katıldı. Savaşıyorlar. Şehit düştü onlarcası. Kuzey Kürdistan, Doğu Kürdistan’dan gitti. Lice’den Maku’dan, Hewler’den şehitlerimiz vardı. Dört parça Kürdistanlılar, yurtdışındaki Kürt halkı Rojava direnişine katılıyor. Hareketimiz böyle bir güç veriyor, destek veriyor. Bu mücadelenin başarıya ulaşması için tüm gücüyle direniyor, mücadele ediyor. Yani eğer şöyle deniliyorsa: HPG, HPG olarak katılabilir mi? İhtiyaç olursa katılır tabii. Kuşkusuz katılır. Eğer YPG-YPJ buna ihtiyaç duyarsa HPG olarak destek isterse HPG de kendi güçleriyle katılabilir. Hazırdır yani. Bu konuda Başur’daki pratiği, Şengal’deki pratiğiyle buna açık olduğunu ortaya koyuyor. Gerisi çağrıya bağlı. Karargahın, yönetimin bu kararı almasına bağlı. Sorun o değil tabii. Sorun toplum gençlik YPG-YPJ olarak örgütlenip direnebilir. Bu da doğru. Burası bir parçadır, kendi direnişini yürütüyor diyemeyiz. Parça falan kalmadı. Kürdistan bütün oldu. O sınırlar yok oldu. Artık o Kürdistan bu Kürdistan yok. Bir tane Kürdistan var. Bu sınırların katliam ve soykırım sonucu ortaya çıktığı açığa çıktı. IŞİD çetelerinin ortaya çıkıp küçük parçaya saldırması nerden kaynaklanıyor? Bu sınırların varlığından. Bu sınırlar var oldukça Birinci Dünya Savaşının ortaya çıkardığı sınırlar yaşadıkça, Ortadoğu halkları da Kürt halkı da bölünecek, parçalanacak, çatışacak ve kan dökecek. İstikrara ve özgür yaşama ulaşamayacak. Zaten bu katliam tehditlerinin sorumlusudur bu sınırlar. Artık hiç kimse bu sınırları meşru görmemeli. Onlara dayanarak politika yapmamalı, hareket etmemeli. O nedenle de destek veriyoruz denilemez artık. Yani Kürtler için artık Kobanê’yi destekleme diye bir şey yok. Kürdistan’ın bir ucundan, Kobanê ucundan Kürt soykırımını gerçekleştirmek üzere bir saldırı var. Kürt direniyor orada. Bunu Mahabadlısı, Makulusu, Bakurlusu Başurlusu olmaz. Kürdistan’a yönelik saldırı var. Bugün Kobanê’ye saldırıyor. Yani Kobanê’yi düşürürse Urfa’ya Mardin’e saldıracak. Duhok’a, Hewler’e saldırdı zaten. O saldırılarını daha da sürdürecek. Herkes için artık parça şeyi kalmamıştır. Saldırı Kürtlere, Kürdistan’a. Bütün Kürdistan direnmek durumunda. Biz hareket olarak, halk olarak herkesi bu anlayışla mücadele etmeye, bu faşist saldırganlığı söküp atmaya, yenilgiye uğratmaya çağırıyoruz. Kendimiz de böyle bir mücadelenin en ön safındayız. Dervişvari direnişten söz ettim. Gerilla dervişvari daldı mı Musul ovasına, daldı. Savaşıyor mu her tarafta, savaşıyor. İşte bu sonuna kadar sürecek. Tabii daha planlı, daha örgütlü ve daha akıllı yapacağız. Kendimizi tüketen değil, düşmanı tüketen tarz ve taktikle yürüteceğiz. Sonuçta kazanan Kürt halkı, Kürdistan’ın özgürlüğü ve Ortadoğu demokrasisi olacak.
-Kobanê konusunda KCK’nin de açıklaması var. Özellikle son iki gündür, Kürdistan’ın birçok yerinden sınıra doğru bir yürüyüş söz konusu. Kürt halkı Rojava sınırında güvenli bölge oluşturma hedefiyle sınıra yürüyor. Buradaki eylemler, özellikle Kuzey Kürdistan halkının tutumunun yaşanan direnişteki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz.
Kuzey halkının tutumu önemli. Mücadelesi önemli. Bu konuda böyle bir terslik gibi bir durum oldu. Manevra yapmakta zorlanma yaşandı. Hafta başında Türkçe eğitimi boykot ve Kürtçe anadil eğitimi kampanyası çerçevesinde bir planlama ve halkın eylemliliği vardı. Gever’den Cizre’ye Amed’e kadar Serhat ve Dersim’e kadar bütün Kürtler oldukları yerde böyle bir eylemlilik içindeydi. Bu aslında önemli bir mücadeleydi ve sonuç aldı. Hedefi neydi? AKP’nin asimilasyoncu, kültürel soykırımcı yüzünü açığa çıkarmak, bu insanlık suçunu Türkiye kamuoyunun, insanlığın önüne getirerek suçlunun cezalandırılmasını istemekti. İlk günden bu gerçekleşti. Bu anlamda son derece yerinde doğru ve başarılı bir eylem oldu. Bu durum AKP’yi yaşayabileceği en kötü durama getirdi siyaseten. Zaten Kobanê saldırısı buradan doğdu diyoruz. Arkasında AKP var. Biz siyasetçiyiz, yorum yapmak durumundayız. Bize yansıyan bu. Değerlendirdiğimizde Kobanê’de saldıran IŞİD değil, AKP’dir. Bize öyle geliyor. Kobanê savaşı bir AKP savaşıdır. Kürt’e saldıran AKP’dir. Ateşkes falan bilemiyorum, kim ona var diyebilir. Kobanê’de savaş var. Rojava’da savaş var. Ve bu savaşın saldıran tarafı AKP oluyor. Saldıran gücün yaptığından siyaseten AKP destek görüyor. O halde biz AKP’si değerlendiremeyiz. Böyle olunca şunu söylemek istiyorum işte, toplum bir direnişe yönelmişti ters yönden, arkadan saldırı yedi. Aslında Kobanê saldırısı Bakur’da Kürtçe anadilde eğitim kampanyası için mücadele eden halka arkadan saldırı, sırtından hançerleme gibi bir saldırı girişimi oldu. Bu manevra yapmakta zorladı biraz. Toplum ne yapacağını şaşırdı. Bir mücadele içerisinde diğer bir gündem ortaya çıktı. Mücadeleyi sonuca götüremedi ve zorlandı biraz. Anlaşılır bir durumdu. Hızla toparladı kendini. Yönünü Kobanê’ye verdi. Zor bir durum. Halk direnişi de gerilla gibi esnek olmalı. Her gün taktik değişim yapabilmeliyiz. Demokratik siyasi örgütlenmemiz böyle olmalı artık. Bir gün bir biçimde, diğer gün başka bir biçimde, bir gün bir yerde diğer gün başka yerde direnmek zorunda kalıyoruz. İçinde bulunduğumuz mücadele süreci böyle hareket etmemizi gerektiriyor. Halk hareketinin de gerilla hareketi gibi esnek olması lazım. Savaşan halk düzeni olmalı. Tarzı da gerilla tarzı olacak. Öyle başka tarz değil. Yani oldukça dinamik, hareketli, esnek, gizliliği en ileri bir şekilde yürütecek, sağlayacak bir yaşam düzenine ulaşmak durumunda. Öyle ağır hantal kalacak, dolayısıyla saldırılara hedef olacak, dıştan gelen saldırılara hedef olacak bir ağırlığı, hantallığı kesinlikle olmamalı. Bu anlamda aslında gerekirse sabah ayrı, akşam ayrı mücadeleler yürütmeye de hazır olmalıyız. Şimdi bir gün başka, diğer gün başka bir eylemlilik oluyor. Bu yetmiyor. Aslında daha da örgütlenmemizi geliştirmeliyiz. Disiplinli ve esnek. Gerilla tarzına daha yakın kılmalıyız. Öyle ki bir günde bile gerekirse eylem biçiminde değişiklik yapabilmeliyiz. Sabah bir eyleme girecekse akşam başka bir eylem içerisinde halk hareketi olabilmeli. Koşullar bunu istiyor. Bu yapılabilir. Özellikle Komalen Ciwan bu konuda çok daha fazla kafa yormak durumunda. İyi örgütlenirse, toplumu iyi örgütlerse, böyle bir eylem gücüne ulaşabilir. Halk serhildanını gerilla tarzıyla hareket eden savaşan, o kadar esnek ki 24 saatte taktik, mevzi değiştirebilen bir konuma getirebilir. Şimdi böyle bir zorlanma yaşadık. Onu anlatmak istiyorum. Fakat halk yine de kendisini değişen gündeme göre değiştirdi ve hızla Urfa’ya, Suruç’a yürüyüş oldu. Suruç üzerinden Kobanê’ye yürüyüş oluyor. Bu kesinlikle sürmeli. Yani yönetimimiz de çağrı yaptı. Bugün itibariyle gelişmeleri izlediğimde şu kanaat oluştu ki bütün Kürtler Suruç’a yürümeli. Gerekirse 3-4 milyon insan toplanmalı. Sınırı kapatmalı. Güvenlik bölgesi oluşturmalı. Sınırı ortadan kaldırmalı. Bir süre böyle yaşamayı göze almalı. Bunu gerçekleştirecek gücümüz var, imkanımız da var. Bir de bu gerekiyor. Var olmak ve özgür gelecek yaratabilmek için bunun dışında başka çaremiz yok. Ya köle olacağız, işte IŞİD gibi bir faşist saldırganlığa boyun eğeceğiz, katliamını soykırımını yaşayacağız, yok olacağız ya da direnerek özgürlük ve demokrasiyi kazanacağız. Başka orta yol yok. Bütün Kuzey halkı da yürüyebilir. Boydan boya Rojava sınırına yürüyebilir gerekirse. Bu önemlidir.
Kobanê’ye girmek gerekiyor tabii. Hem de onbinler halinde. Ne olursa olsun. Kobanê’nin her tarafını bir insan çemberi haline getirip faşist saldırganlığın ilerlemesine izin vermemek gerekiyor. Özellikle gençler tüm güçleriyle akmalılar. Artık ben şunu da yapayım, ben şu mücadeleyi de yürüteyim diye bir şey yok. Gençlik için tek şey kaldı, gerillaya katılmak, ordulaşmak. Olduğu yerde gerillayı harekete geçirmek ve gerillalaşıp bir gerilla ordusu haline gelmek.
Bu bakımdan şimdi halkın Urfa ve Suruç’a yürüyüşü görkemlidir. Bunu Kobanê’yi savunacak, Kobanê’ye girip IŞİD saldırganlığının önünü kapatıp savunacak düzeye getirmek, büyük bir kitle gösterisine dönüştürmek gerekiyor. Bu hem Kobanê savunması için hem de sorunların çözümü için önemli. Halkın katılımıyla sorunların çözümü böyle ortaya çıkabilir. Yani savaş Kürtlerin üzerine yıkıldı. IŞİD çetesi Kürdistan’a saldırtılıyor. Kürt halkı katliam tehdidiyle yüz yüze. Fakat bu şöyle de değerlendirilmeli: Kürt sorunu adıyla yaratılmış sorundan kaynaklanıyor bu durum. Bu sorunun varlığı bunu yarattı. Dolayısıyla böyle bir saldırı varsa bu sorununun durumu siyasetin gündemine gelmiştir. Bu saldırganlığı kırmak demek Kürt sorununun çözmek demektir. Saldırı bu kadar gelip dayanmışsa, Kürt sorununun çözümü de bu kadar gündeme gelmiş, kendisini dayatmış demektir. Dolayısıyla gerilla direnir, halk Kobanê’ye yürür, faşist saldırganlık kırılırsa bu sadece bir çete güruhunun kırılması olmayacak. Aynı zamanda Kürt sorununun çözümünün de adım adım gerçekleşmesi olacak. Mevcut savaşı bu biçimde dayatması aslında diğer yüzüyle de Kürt sorununun çözümü dayatması oluyor. Bu saldırganlığa karşı direniş Kürt sorununun çözümünü getiriyor. Halkın direnişi de bu sorunun çözümünü topluma mal eder daha da yakınlaştırır.
-Bu süreçte en çok tartışılan konulardan biri de tampon bölge tartışmaları. Genelkurmayın bu konuda çalışma yaptığına ilişkin bilgiler var. Bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk devleti olası böyle bir durumda Türk devleti neyi hedefliyor?
Şimdi tampon bölge tartışmaları oldu. Genel değerlendirmeler şunu gösteriyor: Kürdistan’da bir egemenlik alanı yaratarak Rojava’yı ele geçirmek istiyorlar. Bir işgal bu. Rojava devrimine bir IŞİDvari saldırı var bir de tamponvari saldırı olacak. IŞİD yenilirse herhalde AKP hükümeti de tampon yaratacağım adı altında saldıracak. Başka hiçbir anlamı yok. Rojava özgür, güvenli ve istikrarlı bir alandır. Bütün Ortadoğu halklarını ve özgür insanlığı savunuyor. Kimsenin tamponuna ihtiyacı yok. Kurtarılmış alandır. İnsanlığın alandır. Orada bir hat oluşturmaya çalışanlar kendi özgürlüklerine baksınlar. Antep’te, İstanbul’da yuvalanmış kamplarına baksınlar. Kendileri rehin olmuşlar. AKP hükümeti IŞİD’in elinde rehindir. Musul’da bilmem elçiliklerimiz rehin alınmış diye siyasetlerini rehin vermişler. Özgür değiller. Kendilerini özgürleştirsinler. Kürdistan’ın AKP’den gelecek özgürlüğe ihtiyacı yok. Herkes bunu bilmeli.
Biz uyanığız, toplum bilinçli. Kürt halkı da bu gerçeği iyi bilmeli. Bunun esası aslında Kürdistan’ı yeni bir işgal hareketi yürütmek, olası IŞİD saldırısının kırılması ihtimalinde saldırarak aslında Rojava devrimini ezme girişimi olur. Biz buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Tampon şu bu ne ad olursa olsun. AKP, TC, İran, Suriye, Avrupa, ABD kim olursa olsun, Kürdistan’a yönelecek her türlü askeri işgal girişimine karşı son nefesimize kadar direnecek savaşacağız. Kim buna yönelirse tüm Kürtleri karşısında bulur. Herkes bunu bilmeli.
Böylesi bir durumda gerillanın tutumu, Kuzeydeki güçlerinizin konumu ne olur?
Gerillanın durumu mu var? Bu savaşı kim yürütüyor? Gerilla yürütüyor. Kuzeyi Güneyi kalmadı. AKP ile çözüm süreci deniliyor. Eylül sonuna kadar bir hafta kaldı. Güzel sözler söyleniyor, ortada bir pratik göremedik. Hala söz söyleniyor. Henüz bir pratik adım atılmış değil. 10 günlük bir zaman kalmış. İşte Eylül sonunda müzakere süreci başlayacak. Şimdi Kobanê’de katliam olurken nasıl müzakere olacak. Ortada bir ateşkes bile yok. Ateşkes bile yok. Kuzeyde savaş yoksa bu bizim tutumumuzdan kaynaklanıyor. Önder Apo’nun bir noktaya getirdiği müzakere sürecinin gerçekleşmesine bağlılığımızdan kaynaklanıyor. Hala AKP’ye bir şans vermiş durumdayız. Yoksa bunun farklı anlaşılmaması lazım. İyi ama biliyoruz ki aynı güç kuzeyde bunu yaparken Kobanê’den de bize saldırıyor yani. Kürt’e saldırıyor. Kürt Özgürlük Mücadelesine saldırıyor. Bu açık bir durum. Bu bakımdan yani ortada gerçek anlamda bir ateşkes yok. Ateşkes olmayan yerde müzakere olur mu? Önce ateşkese oturmak gerekli. AKP Kobanê saldırısına ne diyor? IŞİD’le ilişkilerine ne diyor? Kesecek mi kesmeyecek mi bunlar? IŞİD’i destekle bu kadar saldır sonra da müzakere ediyorum de. Bu olmaz. Kürt sorununu çözüyorum, çözüm süreci iyi gidiyor demek olmaz yani. Bu bakımdan bu süreç karmaşık yani. Ateşkes Kobanê saldırısıyla bozuldu ama Bakur’da çözüm süreci ve müzakereye evrilme arayışları var. Bir adım atmak ancak çatışmanın keskinleştiği noktada başlayabilir. Kobanê çatışması bekli o noktaya götürebilir. Kuzey’deki süreç bunun içinde. Ayrı falan değil. Parçalı düşünmekten, parçalılıktan vazgeçin. PKK’nin çıkışı böyleydi. Uzun bir dönem sınırları dikkate aldık. Fakat şimdi gelinen noktada öyle bir parçalılık yoktur yani. Kobanê ile Suruç’u birbirinden nasıl ayırabiliriz. Kobanê’de olan çatışmayla Amed ile Mardin’i birbirinden uzak nasıl tutabiliriz? Amed’de Kürtçe eğitim okulu açıldı saldırı Kobanê’ye geldi diyorum. Amed’deki mücadele ile Kobanê’deki mücadele birbirine bu biçimde bağlı. Bu net bir durum. Dolayısıyla kuzeydeki durum tabii Kobanê’de Rojava’daki gelişmelerle doğrudan bağlantılıdır. Ondan bağımsız bir süreç kesinlikle söz konusu olamaz. Biz bu işin içindeyiz değiliz diyenler hiçbir Kürt’ü ikna edemezler. Doğru da değildir o sözler zaten. O bakımdan durumun ne olacağı belli değil. Kobanê’de katliam olurken kuzeyde bu durumun sürmesi zordur. Zaten bir hafta 10 gün kalmadı. Hala adım olmazsa yani bir de anadil eğitimine karşı Kobanê halkına katliam dayatılırsa Kürtler buna sessiz kalmazlar. Tek yandan mücadeleyle kalmazlar. Artık her yer daha farklı mücadele alanı haline gelir. Bunu herkes bilmeli. Bu bakımdan da Kobanê sadece oradaki halkın korunması, Rojava devriminin de savunulması değil aslında bütün Kürdistan ve 0rtadoğu’daki gelişmelerin gidişatının belirlendiği kritik bir nokta. Kobanê’deki sonuç hepsinin durumunu belirleyecek. Kobanê bir kilittir. Belirginleşme noktası. Her şey oradaki sonuca göre belirlenecek. Artık kuzeyde de güneyde de ne olacağı, durumun sürecin nasıl gelişeceği Kobanê’deki savaşın sonuçları ile belirlenecek. Kobanê bu kadar önemli. Bu nedenle herkes bu gerçeği görüp, bütün demokratik güçler, tüm insanlık, tüm Kürt halkı Kobanê’de özgürlük ve demokrasinin zafer kazanması için direnmeli diyoruz.
Sayın Kalkan son olarak belirtmek istedikleriniz var mı?
Yönetimimizin çağrısını bütün halkımız dikkate almalı. Bu çağrıyı önce Önder Apo yaptı. Seferberlik çağrısını yani. Bütün Kürtler için seferberlik söz konusudur. Direnme seferberliğidir bu. Kobanê’yi desteklemek değil faşist IŞİD saldırganlığına karşı gerillalaşarak, ordulaşarak direnmek ve bu saldırganlığı kırmak üzere mücadele etme seferberliği başlamıştır. Özellikle gençlik bu seferberliğe topyekün katılmalı. Böyle olmayana artık genç denmez. Özgürlük kuvveti denmez.
Diğer yandan yönetimimizin Türkiye toplumuna çağrıları oldu, oluyor. Bu çok önemli. Ortaoğu’nun diğer halkları için de tabii direnişe katılmak önemli, katılıyorlar zaten. Rojava’da güzel bir demokratik birlik oluşmuş durumda. Bunu Başur’da Kerkük’ten Şengal’e kadar, Musul’da her yerde yaratmak mümkün. Ama diğer yandan özellikle de Türkiye toplumu, emekçileri, kadınları, gençleri, tüm demokratik güçleri bilmeli ki Kobanê’de olan bütün Kürdistan’da olandır, Kürdistan’da olan da Türkiye’de olandır. Yani Kürdistan’da olan dışında bir Türkiye gerçekleşmesi olmayacak. Kürdistan’da gelişmeler nasıl olursa, Türkiye’nin geleceği ona göre belirlenecek. Bunu da Kobanê direnişi belirliyor. O bakımdan Türkiye’nin emekçileri, kadınları, gençleri bu mücadeleye çok daha büyük destek verebilir. Oldukları yerde yapabilirler. Özellikle gençlik mücadeleye katılarak yapabilir. Kürdistan’a koşarak gerillaya katılma seferberliğini onlar da geliştirebilirler. Toplum özellikle AKP hükümetinin Ortadoğu politikasına ve IŞİD ile ilişkilerine yönelik daha aktif bir mücadele yürütebilir. Gerçekler daha çok açığa çıkartılmalı. AKP’nin Ortadoğu’da gericiliği destekleyen politikalarının kırılması için daha aktif mücadele edilmeli. Türkiye toplumuna çağrımız bu temeldedir.
Ben son olarak şunu diyorum ki gerilla sonuna kadar fedai ruhuyla direniyor, direnecek. Hiç kimsenin bundan kuşkusu olmamalı. Büyüyerek direnecek, kazanacak. Bu direnişi desteklemek herkesin boyun borcudur. İnsan olarak özgür ve demokratik yaşam arama temelinde bütün insanlığın boyun borcudur. Herkesin bu büyük insanlık direnişine, onur direnişine katılması, katkı sunması gerekli. Ben herkesi böyle bir adım atmaya çağırıyor, yeniden Kobanê’de kahramanca direnen halkımızı, tüm Rojava halkını selamlıyor ve YPG ve YPJ güçlerine bu insanlık kahramanlarına üstün başarılar diliyorum.

Rojken Haber

Rojken Haber

Dr. Amed Sozdar

Dr. Amed Sozdar
Rojken

Rojken

Rojken
Rojken

www.amedsozdar.com

www.amedsozdar.com
Dr. Amed Sozdar - amedsozdar@hotmail.com
Amed Sozdar - AmedSozdar@hotmail.com. Powered by Blogger.
Design by webbilgi.org